Edip Kadıoğlu

  • Sumud Tek Umut, Edip Kadıoğlu

    Filistin,Gazze’de küçük melek Jamal…Ekmekler elinde eve on adım kalmıştı.Füzeler yağdı Jamal’a,Ekmekler elinde,Kendisi yerde…Anlık;bir evine, bir ekmeğe baktı…Sımsıkı tutmuştu ekmekleri,Bir kaç adımla eve girecekti.Geceden aç kalan ailesiyleÇorba içeceklerdi.Sadece bir an acı duydu,Rüyadaymış gibi bir bulanıklık gördü…Ve Jamal tekrar melek oldu.Çorbayı hazırlayan anne,Tüm aile üzerine ev çöktü.Bombardıman,Enkaz, gürültü, toz, duman her taraf…kapıdan gelecek ekmeği anımsayamadılar bile…Mahalle, şehir…

  • MEYHANE ANTAKYA, Edip Kadıoğlu

    Tandırda yapılanı,halebisi,tırnaklısı,küncülüsü… Ekmeği o kadar sevdik kigöbeğimizi leğende taşıyarak yaşadık. Mezeler —renk renk,her biri başka bir diyardan gibi. Bir duble rakı,bir sohbet:iş,komşu,siyaset… Ardından meyve gelir.Bir duble daha.Künefesiz olur mu? Lezzetin bedeli ağır.Kaldık masada —bizi kaldırana şükür! 5. sayıdan

  • Yorgun Şehirler, Edip Kadıoğlu

    Kırk yıldıraynı yankı duvarlarda:yalanın yankısı,talanın sessiz alkışı,dolanın iz düşümü kaldırımlarda… Ahlak,bir zamanlar kitaplarda kalmış bir efsane şimdi.Göz göre göreyakıldı yeşilin dili —ormanlar küle döndü,külden kuleler dikildi… Her ağaç yerine bir rant,her kuş yerine bir beton geldi.Toprağın hafızası silindiçiviyle, çimentoyla, dozerle. Ardındanfabrikalar sus pus oldu,çarklar dönmeyi bıraktı —emek un ufak edildi,işsizlik büyüdü gözümüzün önündebir kara yel…