Hayat Ağacı, Semra Karasu
Anıları hafızasından silinmişti; geçmişi, zamana yenik düşmüştü. Tıpkı yanan ormanlar gibi: küle dönmüş, sessizleşmiş, solmuş. Yeniden yeşermek zorundaydı. O karanlığa veda etmeli, kendini teslim etmemeliydi. Piposunu yakıp sandalyesine oturdu; ayaklarını masaya uzattı, gözlerini duvara dikti. Dumanların içinde bedeni ve ruhu kaybolmuştu. Hıçkırıkları dumana karışıyor, ağladıkça daha bir ağlıyordu kaybettiği ailesi, coğrafyası, bütün bir yaşam.Adı Nidal’dı….