Kafes, Arif Berberoğlu

Her yüz bir kayıp ilanı başka bir yüzde
mimozalar açmış karşı bahçede ne yazar
kirli bir paçavra gerili üstümüze, gök niyetine
çürüme inmiş temel demirlerine kadar
paslı ve karanlık bir kafes her pencere
bir bodrum katına sıkışmış yaşıyoruz
çırpınıyoruz lağım suları içinde

Ve fareler, hayatlarından memnun
kimi çocuk odasında, şişmiş kitapların üzerinde
kimi tuşlarında gezinmekte piyanonun
fareler, dişlek ve aç
gözlerimize gözlerimize saldırmaktalar
girip çıkmaktalar kıvrımlarına beynimizin
bak, kar yağıyor sevgilim
nasıl da özlemişiz sesini
kar üstünde çıtırtılı bir ateşin

Unuttuk rüzgâra karşı koşmayı el ele
çağla tadını öpücüklerin
ve sevişmeyi dikensiz döşeklerde
lağım suları içindeyiz, sular
giderek yükselmekte..
şafağın nabzı atıyor çıplak
dişi bir dalın sürgününde
‒şairler içlerindeki kuyulara eğilmişler‒
polis öğrencileri copluyor fakülte amfisinde
lağıma gömülü bir kafesteyiz
masallar fısıldıyor hüzünlü bir deli
avucundaki serçeye

Birazdan mavi bir güneş damlayacak
sabahın peteğinden
üveyik sesleri duyulacak belki şehirde
bir kadın bir adamın aklına düşecek
müjdeler verilecek belki, sözgelimi:
eve dönecek dünyanın bütün askerleri
ekmek kitap bedava
dert açmayacak başına kimsenin düşleri

Uzanıp alıyorum lağım köpükleri arasından
mürekkebi dağılmış bir sevda şiirini

  1. Sayıdan

Similar Posts

  • BULUTLARA DOLAŞTI AYAKLARIM, Nurdan Öztürk

    Yıldızların vurduğu durgun bir gecedir karanlık suda düşlerinDalgalanır saclarıUzak ormanlarda kalır sesiAkşam serinliğinde bir şarkıda hatırlanan yarSu çiçekleri kadar berrak ve kaybolandır, ellerinin arasında.Rüzgâr öper savruk düşleriniŞimdi onun etekleri havalanmadadırAğlıyor mudur?Diz çöksem başucuna uyanır mıKeskin kelimelerinin acıttığı ellerimizin acısı geçer miZordur ayrılıklar bilirimGece gibi karanlıktır beklemekVe sabırsızlık aç bir kurt gibi kemirirHalledilmesi gereken ne çok…

  • Antakyam, Özlem Yüncü

    Medeniyetler şehridir,Buram buram tarih kokar her yanı.Sıkışık, dip dibe odun sobalı evleri samimiyetten doğmuş birer yuvadır;Taştan örülü evleri çağların sesini taşır.Kıvrım kıvrımdır sokakları,Aşk vardır, samimiyet vardır sokaklarında;Göğe uzanan çocuk sesleri, çınlayan kahkahalar yükselir.Eski Antakya’nın sokaklarındaKomşuluk ilişkileri candan öte birer efsanedir.Zaman kavramını yitirir insan;Antakya’nın daracık sokaklarındaki oturma kaldırımlarındaDert yüklenir komşularına, derman arar komşularına;Eğlencesi, derdi, kederi, mutluluğu,…

  • Sumud Tek Umut, Edip Kadıoğlu

    Filistin,Gazze’de küçük melek Jamal…Ekmekler elinde eve on adım kalmıştı.Füzeler yağdı Jamal’a,Ekmekler elinde,Kendisi yerde…Anlık;bir evine, bir ekmeğe baktı…Sımsıkı tutmuştu ekmekleri,Bir kaç adımla eve girecekti.Geceden aç kalan ailesiyleÇorba içeceklerdi.Sadece bir an acı duydu,Rüyadaymış gibi bir bulanıklık gördü…Ve Jamal tekrar melek oldu.Çorbayı hazırlayan anne,Tüm aile üzerine ev çöktü.Bombardıman,Enkaz, gürültü, toz, duman her taraf…kapıdan gelecek ekmeği anımsayamadılar bile…Mahalle, şehir…

  • MÜPTELANIN MÜPTELASI, Cemal Karsavran

    kara bulutların içindenşimşekti çakansesindi bir nefeslikdoludizgin yağanboşalıp silip attığımgeçmişten kalan ne varsa an seninle yaşadığımdırbir nefesin ömürdüryıllara meydan okuyansultan süleyman’dan hediyesunusu dile düğümlenen ferdauzun geceler kadar ayçiçeği açan gözlerinde gözlerimkelimeler tükensin dilin söylemesinsusuşunla kalayımnefes nefese izlenenuzun metrajlı film gibimüptelanım müptelan 3. sayıdan

  • Kapı, Meral Kutluğ

    Gözlerini açtı. Hiçbir şey göremiyor gibiydi; elleriyle ovuşturdu, göz kapakları sarkık ve buruşuktu. Hava henüz aydınlanmamıştı. Başucundaki komodinin üzerinde, ilaç kutularının yanında duran, kalın camlı gözlüğü taktı. Zorlukla doğrulup bacaklarını aşağıya sarkıttı. Ayakları iri ve sıskaydı. Parmakları uzun ve çirkin görünüyordu. Eskiden de böyle miydi acaba? diye geçirdi aklından. Bu çirkin ayakları görmemek için mümkün…

  • İSTERSENİZ KAMERA GÖRÜNTÜLERİNE BAKIN!, Yonca Yaşar

    Bırakın beni! Hastanede kalmak istemiyorum. Çözün ellerimi. Çözün diyorum. Yusuf da bağladı ellerimi. Kaçamadım! Kaçamadımmmm! Yine böyle sabaha karşı eve geldiği gece. yine sarhoştu. Boşanmam dedi, Yusuf. -Yusuf artık yok, kızım!, diye seslendi kolunu tutan yaşlı kadın. Başını iki yana sallayarak görevliye mahçup bir bakış fırlattı -Yalvardım, yalvardım… Bırakın beni.. Göz yaşlarına hakim olamadı yaşlı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir