Antakyam, Özlem Yüncü
Medeniyetler şehridir,
Buram buram tarih kokar her yanı.
Sıkışık, dip dibe odun sobalı evleri samimiyetten doğmuş birer yuvadır;
Taştan örülü evleri çağların sesini taşır.
Kıvrım kıvrımdır sokakları,
Aşk vardır, samimiyet vardır sokaklarında;
Göğe uzanan çocuk sesleri, çınlayan kahkahalar yükselir.
Eski Antakya’nın sokaklarında
Komşuluk ilişkileri candan öte birer efsanedir.
Zaman kavramını yitirir insan;
Antakya’nın daracık sokaklarındaki oturma kaldırımlarında
Dert yüklenir komşularına, derman arar komşularına;
Eğlencesi, derdi, kederi, mutluluğu, sünneti, düğünü
Mahallece yaşanır, böyle içten, böyle kutlu bir dayanışmayla.
Cenaze varsa yastadır herkes;
Komşusuyla ağlar, dertlenir, feryat eder.
Televizyon sesi duyulmaz; susar evler, ağıtlar koyun koyunayken yükselir.
Ezan, çan, hazandır
Antakya’nın her köşesi;
Üç ses bir araya gelir, üç yürek bir olur;
Birlik olur, beraberlik olur, kardeşlik olur.
6. sayıdan