Bahar, Nebihe Lena Karasu
Günler uzar
Çiçekler açar
Güneş ışığını saçar
Bahar gelince
Yağmur yağar
Şimşek çakar
Bulut şaka yapar
Bahar gelince
Kanımız kaynar ip top oynar çocuklar
Kuşlar uçar arılar vızıldar
Bahar gelince
- Sayıdan
Günler uzar
Çiçekler açar
Güneş ışığını saçar
Bahar gelince
Yağmur yağar
Şimşek çakar
Bulut şaka yapar
Bahar gelince
Kanımız kaynar ip top oynar çocuklar
Kuşlar uçar arılar vızıldar
Bahar gelince
Kayıp bir şehirde buldum gülüşlerimi.Sislerin ve zamanın ötesinden gördüğüm…Mermer sütunlarına sarıldım da uzun uzunTaş avlularına yüzümü sürdüm.Silpius Dağı’ndan Tyche gülümsedi banaHani kudretli Orontes’e diz çöktürmüştü. Defneden ve zeytinden taçlar giydimAgoralardan krallar geçiyordu, gördüm.Stola giysili kızlar asmalardan üzüm topluyordu.Eğildim, toprak künklerinden bir su içtim.O kadim şehir, ihtişamla dünyaya gülümsüyordu. Arenalarda aslanlarla dövüştüm,Kan aktı bedenimden.Gladyatörlerle aynı masada…
Nereye baksam sevginHangi yöne dönsemHayalini görüyorİçimi yakıyor kırık kanadınHasretin kat kat katmerlenirGüzelliğin, ilkbahar mevsimiSolmayan yüreğindedir.Şiirlere nefes verenHoşgörün dillere destanCennetin güz gülleriCanım Antakya’m Taşlı yollarında yürümekHarabe caddeleri görmekSavrulup durdum deli divaneSımsıcak kucağındaBütün kültürlere yuva oldun.Merhametin zemherideGüz güllerini açtırdı.Kederli ruhlaraKardeşliği, birlikteliği bahşettin Antakya’m Tarumar olan yıkık kentimKöpüren dalgalarındaKardeşlik sabrınlaÇareme derman oldunAç, susuz, evsizlereİyilik perisi olupGönlüme coştunKol kanat…
HaykıracağımBana bir karış toprak kalana kadar,bir tek zeytin ağacı kalana kadar,bir tek portakal ağacı,bir tek kuyu,bir ufak koru kalana kadar,anılar kalana kadar,bir küçük kitaplık,ölmüş dedemin resmi,bir duvar kalana kadar,arapça sözcükler, halk türküleri,şiirler, el yazmaları kalana kadar,Antar Al Absi masalları,bu gözler, bu kitaplar, bu eller kalana kadar,bir de bu soluk,bendeki bu soluk…Haykıracağım dünyanın suratınaözgür insanlar adına…
Yoksa sözcüklerinde hayatın dipten gelen dalgasıtırtılın uzun koşusu cırcır böceğinin koro şarkısıyoksa gözlerinden göğsüme saplanan şarapnel parçasıseni düşünmenin korkunç tadı sende yok olmanın sancısıvarmaz dilim tek harfine sevmedim ben bu şiiri açıkçası. Varsa dizelerinde tenini okşayan soluğun yüksek ısısıhayat bir yel değirmenidir her canlı Don Kişother doğru hamle siler kılıcından pasıbir kalp kirmenidir aşk eğrilir…
Yıllar, yıllar önceydi. Pek çok milletten onlarca doktorun çalıştığı, uzak bir hastaneye savurmuştu beni kader. Tek gayesi hayat kurtarmak olan, birbirinden gece ve gündüz kadar farklı, gencecik doktorlardık. İlk tanıştığım meslektaşım Tunuslu Dr. Hazem’di. Türk olduğumu duyunca heyecanla geldi yanıma. Atatürk hayranlığından bahsetti uzun uzun. Sıkı dost olduk. Dr. Krikor ve Dr. Teodora ise hep…
Döşeğim kumKovam kavgaÇöl evimGündüz küçülürgece büyür dölevim Sen yerüstündeBir oğlumu kurşunlarkenYeraltında bin oğlanaGebe kaldım benCanımdan can verdim onlaraBeden verdim bedenimden Yaşamak güzelDünya büyükYok yurdumSen yerüstündeKocamı bombalarkenBen yeraltındaBin koca doğurdum İnsan güzelİnsan çirkinİnsan tuzak insanaYok güvenimAkşam küçülürSabah büyür yüreğim Sırtımda kurşunKarnımda çocuk ölüleriMendilim gözyaşıBu mu yarattığın uygarlıkEy insan 7. sayıdan