Güneş’in durduğu yer,
Denizlerce akmayan selamımız,
Gözlerimizin bir telâşsızlık koşusunda aradığı yer,
Bize kendimizi hatırlatan muhibbânımız,
Güneş’in durduğu yer,
Sarkaç aramayan bir iklimsizlik saati,
Yaşamlardan bâsübâdelmevtlere tuttuğu açılan bir pencere,
Seslerimizin bir pazarın çocuksuzluğunda tuttuğu el,
Bize tebessümü hatırlatan sadık yârânımız,
Güneş’in durduğu yer,
Dağların kibrinden kaçan bir orman köylüsünün evi,
Yürek yangınını kendi sobasının izzetiyle tutuşturmuş,
Benliğimizin şehirlerin zıtlığıyla yoğrulduğu eşya,
Birkaç harften müteşekkil fânî adımız,
Güneş’in durduğu yer,
Hiçliğine hapsolan karanlık gurur değil,
Gömleğinin altında atmakta olan sıcacık kalbindedir,
Güneş’in durduğu yer,
Hangi aynanın bilinmezlik azmindedir?
4. sayıdan