İşgalde Antakya Baskını
“İşgalde Antakya Baskını”: 1953 Tarihli Bir Tiyatro Metninde Antakya Direnişi
Dede Beyoğlu Hakkı Dede imzasıyla yayımlanan 16 sayfalık kitapçık, Antakya’nın işgal yıllarındaki direniş hafızasını tiyatro diliyle aktaran dikkat çekici bir kaynak.
“İşgalde Antakya Baskını”, 1953 yılında Adana’da basılmış küçük hacimli fakat tarihsel değeri yüksek bir kitapçıktır. Dede Beyoğlu Hakkı Dede imzasıyla yayımlanan eser, Antakya’nın işgal yıllarında yaşanan önemli olaylardan birini tiyatro metni biçiminde anlatır.
Metin, özellikle Antakya Baskını ve Fransız işgal kuvvetlerinin yurtseverlere gözdağı vermek amacıyla kullandığı hapishanenin çeteler tarafından basılması etrafında şekillenir. Kitapçık yalnızca edebî bir deneme değildir; yazarın önsözde ısrarla belirttiği gibi, yaşanmış olaylara dayandığı iddiasıyla da ayrı bir önem taşır.
“Kuvvei işgaliyenin Türkleri şiddetli tazyik altına aldığı bir zamanda 1335 Kanunusani ayında yapılmış olup kırk yaşından yukarı Antakya halkının umumiyetle gözleri önünde ceryan etmiş vukuatlar olmasına nazaran hadiseler mübalağadan ari, olduğu gibi yazılmıştır.”
Gerçek Olaylara Dayandığı Söylenen Bir Tiyatro Metni
İşgalde Antakya Baskını, yedi perdeden oluşan bir tiyatro oyunu olarak kurgulanmıştır. Sanatsal açıdan tartışılabilecek yönleri bulunsa da, metnin asıl değeri başka bir noktadadır: Yazar, anlattığı olayların Antakya halkının tanıklığı içinde gerçekleştiğini ve metnin gerçeğe dayandığını belirtir.
Bu nedenle kitapçık, yalnızca sahnelenmek üzere yazılmış bir piyes değil; Antakya’nın işgal yıllarına dair yerel hafızayı taşıyan bir tanıklık metni olarak da okunabilir. Hakkı Dede’nin olayın içinde yer alan isimlerden biri olması, metni daha da dikkat çekici hâle getirir.
“Her ne kadar kalemimde zayıflık var ise de vukuat Hatay halkının kamilen meşhudatı dahilinde olup ifadelerimin baştan başa bir hakikat bulunması bu kusuru göstermez zannederim.”
Faik Türkmen’in Anlatımıyla Antakya Baskını
A. Faik Türkmen, Mufassal Hatay Tarihi adlı eserinde bu baskının 13 Mart 1920 tarihinde Asım Bey’in komutası altındaki yaklaşık 60 kişilik bir çete kuvveti tarafından yapıldığını yazar.
Türkmen’in anlatımına göre grubun bir kısmı kışla kapısını tutarak Fransız askerlerinin dışarı çıkmasını engellemiş, bir kısmı Köprübaşı’ndaki polis karakolunu basmış, Hakkı Bey komutasındaki bir başka grup ise hapishaneyi basarak tutukluları serbest bırakmıştır.
Birinci Perde: Sultan Hanım’ın Evi
Oyunun birinci perdesinde Selamet beldesinde oturan Sultan Hanım ve çocukları vardır. Bu çocuklardan biri de Hakkı Bey’dir. Hakkı Bey, Fransızlar tarafından aranan bir isim olmasına rağmen annesinin evini ve mahallesini ziyaret etmekten çekinmez.
Bu bölüm, işgal döneminde aile, mahalle ve direniş arasındaki bağı göstermesi bakımından önemlidir. Direniş yalnızca silahlı grupların değil, aynı zamanda onları saklayan, koruyan ve destekleyen aile çevrelerinin de hikâyesidir.
İkinci Perde: Fransız Baskını
İkinci perdede Sultan Hanım’ın evi Fransız işgal kuvvetleri tarafından basılır. Hakkı Bey’i arayan işgalciler evi altüst eder, evdekileri darp eder ve Hakkı Bey’i bulamayınca annesini, bir kardeşini ve besleme çocuğu beraberlerinde götürürler.
Bu sahnede işgal kuvvetleriyle birlikte hareket eden bir tercüman da karşımıza çıkar. Böylece metin yalnızca Fransız askerlerini değil, işgal düzeninin yerli işbirlikçilerini de görünür kılar.
Üçüncü Perde: İşbirlikçi Tercümanın “Nasihati”
Üçüncü perdede işbirlikçi tercümanın Sultan Hanım üzerindeki baskısını görürüz. Tercüman, ona “koca bir devletle uğraşılmaz” diyerek oğlunun teslim olması gerektiğini söyler.
Buna göre Sultan Hanım, Hakkı Bey’e bir mektup yazacak ve teslim olmasını isteyecektir. Teslim olması hâlinde affedileceği, hatta kendisine büyük memuriyetler verileceği söylenir.
Bu sahne, işgal yönetiminin yalnızca askerî güçle değil, aile bağları, tehdit, vaat ve aracılar üzerinden de direnişi kırmaya çalıştığını gösterir.
Dördüncü Perde: Baslıka Köyünde Karar
Dördüncü perdede Hakkı Bey, Baslıka köyü ahalisine annesinden gelen mektubu yüksek sesle okur. Mektubun imza yerinde Hakkı Bey’in beş yaşındaki çocuğunun parmak izleri vardır.
Mektubu dinleyen çete üyeleri işgalcilerin teklifini kahkahalarla karşılar. İçlerinden biri hapishaneye baskın düzenlenmesini önerir. Bu öneri diğerleri tarafından da coşkuyla kabul edilir ve karar altına alınır.
Beşinci Perde: Hapishane Baskını
Beşinci perdede baskın gerçekleştirilir. Henüz şafak ağarmadan yapılan saldırıda çok sayıda Fransız askeri öldürülmüş, hapishanenin kapıları kırılmış ve içerideki tutuklular serbest bırakılmıştır.
Metne göre saldırıda iki şehit verilmiştir. Buna karşılık etrafta çok sayıda ölü vardır. Bu bölüm, tiyatro metninin en yoğun ve en sert sahnelerinden biridir.
Altıncı Perde: Kuseyr Dağlarına Doğru
Altıncı perdede baskını yapan çete, ele geçirdiği silah ve ganimetlerle birlikte Kuseyr dağlarına doğru hareket eder.
Hareket öncesinde Hakkı Bey, Köprü Caddesi üzerinde toplanmış halka amaçlarını anlatan bir söylev verir. Bu sahne, baskının yalnızca askerî bir eylem değil, halka dönük bir moral ve duyuru hareketi olarak da sunulduğunu gösterir.
Yedinci Perde: Baskın Sonrası Zulümler
Son bölüm olan yedinci perdede, Fransız işgal kuvvetlerinin baskın sonrasında intikam hırsıyla yaptığı zulümler anlatılır. Böylece oyun, yalnızca baskın anını değil, olayın sonrasında halkın karşılaştığı baskı ve cezalandırmaları da sahneye taşır.
Baskına Katılanlar Listesi
16 sayfalık kitapçığın sonunda baskına katılan çetenin bir listesi de yer alır. Liste, metnin arşiv değeri açısından en önemli bölümlerinden biridir. Aşağıdaki adlar, kitapçıkta yer aldığı biçimiyle aktarılmıştır.
- Hakkı Dede: Çete Reisi
- Sultan Hanım: Hakkı Dedenin validesi
- Abdurrahman: Hakkı Dedenin 5 yaşındaki oğlu
- Şükrü: Sultan Hanımın beslemesi
- Kel İzzettin Çavuş: Kocabaşoğlu çete çavuşu – Antakyalı
- Kamil Ağa: Kuseyrin Karsu köyünden
- Hamza: Kuseyrin Yaslığa köyünden
- Selim Hadut: Kuseyrin Alakent köyünden
- M. Emin Acube: Kuseyrin Keşkint köyünden
- Kamil Arafat: Antakyalı çete çavuşu
- Şevki Sabuni: Antakiyeli
- Abidin: Kuseyrin Yaslığı köyünden
- Ömer Hoca oğlu Mehmet: Payasdan
- Mustafa Bey: Payastan
- Ömer Memiş oğlu: Kırıyazdan
- Abdurrazzak: Antakiye Kıryaz köyünden
- Talip Ağa: Kandıl köyünden
- Köse Ali: Bayırta köyünden
- Ziya Zeytun oğlu: Adanalı
Sanatsal Metin mi, Tarihsel Tanıklık mı?
İşgalde Antakya Baskını, tiyatro metni olarak değerlendirildiğinde elbette sanatsal açıdan tartışılabilir. Ancak bu kitapçığı önemli kılan asıl unsur, yerel hafızayı ve işgal döneminin duygusal atmosferini doğrudan aktarma iddiasıdır.
Yazarın önsözde “mübalağadan ari” ve “olduğu gibi” yazdığını belirtmesi, metni bir tür hatıra, tanıklık ve tarihsel kayıt hâline getirir. Bu bakımdan eser, Hatay’ın işgal yıllarını anlamak isteyenler için küçük fakat anlamlı bir kaynaktır.
Metindeki Sert Dil ve Tarihî Sorumluluk
Metnin en sarsıcı yanlarından biri, düşmana yönelik çok sert ifadeler ve intikam duygusudur. Beşinci perdede yer alan “ayağı ile yerdeki can vermekte olan düşman leşlerine tekme vurur” ifadesi, okuru bugün de rahatsız eden bir ayrıntıdır.
İşgal koşullarında yürütülen direnişin haklılığı, bu tür ifadelerin insanda uyandırdığı rahatsızlığı ortadan kaldırmaz. Bu nedenle metni değerlendirirken iki şeyi aynı anda görmek gerekir: Bir yanda işgal altındaki bir halkın direniş hafızası, diğer yanda savaşın insan ruhunda bıraktığı ağır izler.
Sonuç: Küçük Bir Kitapçık, Büyük Bir Hafıza
16 sayfalık İşgalde Antakya Baskını kitapçığı, hacmi küçük olsa da Antakya’nın işgal yıllarına dair güçlü bir hafıza parçasıdır. Oyun biçiminde yazılmış olması, onu edebiyat tarihi açısından; gerçek olaylara dayandığı iddiası ve baskına katılanların listesini içermesi ise yerel tarih açısından önemli kılar.
Antakya’nın yakın tarihini anlamak için yalnızca resmî belgeler, diplomatik yazışmalar veya genel tarih kitapları yeterli değildir. Böyle küçük kitapçıklar, kişisel tanıklıklar, yerel anlatılar ve unutulmuş metinler de şehir hafızasının vazgeçilmez parçalarıdır.
Kaynakça
- İşgalde Antakya Baskını, Yazan: Dede Beyoğlu Hakkı Dede, Yurt Matbaası, Adana, 1953.
- A. Faik Türkmen, Hatay Tarihi, 1939, s. 968-974.
- Kitapçıktaki baskına katılanlar listesi, hiçbir müdahalede bulunulmadan aktarılmıştır.
Antakya Arşiv Notları
Antakya Arşiv Notları; eski kitapçıklar, gazeteler, kartpostallar, belgeler ve yerel tanıklıklar üzerinden Antakya’nın şehir hafızasını görünür kılmayı amaçlar.
Antakya Arşivi Ana Sayfa