Hafızanın Kırık Aynası, Sevim Yunus Habip

Eski taşlar, yeni unutuşlar-
Gittiğinde bir sokak
Kaldırım çizgileri nasıl tamamlanır?

Silinmiş seslerin yankısı,
Boğuldu duvarların ardında.
Çözülemeyen bir denklem gibi
Eksik bilinmeyenlerle.

Hafızanın çatlaklarından sızıyor, anılar
Kimliği belirsiz bir şehrin
Yeniden inşa edilen yüzünde
Tanıdık olmayan gölgelerle.

Gitti çocukluğumuz,
Bugünümüz, yarınımız
Kırık bir aynada,
Yansımayan suretler gibi.

Ve şimdi,
Zamanı tersine katlasak
Geri dönemeyecek hiçbir şey,
Hatırlamak da bir harabe işi.

3. sayıdan

Similar Posts

  • |

    Haiku’lar, Özlem Uzun

    Sırra erenlerKendine dönenler yaİçte hazine Gün batarkenLeyli benden geçerkenKadehim özlem Gece kokusuHanımelinden başlarİğde öpüşler Kuş tüyü yastıkGece uykular ağırZifir karanlık Yaz damlar tuzluKumdan kaleler yüksekYudumlar buzlu Ey aşk ehli nurdanDeste güller nardanLatif ruhlardan SırlayacaklarToprağın koynuna yaÇiğdemler örtü Turnanın göçüDolunayın misk şavkıVurur yüzüne Toprağa düşenDeğil sadece bedenÇınar yaprağı Çolpan yıldızıAşıklar pusulasıKopkoyu gece Saklı bahçedenÖrtüsüne bürünürNuru ayan…

  • Sen İstanbul’dayken, Bahri Loş

    Sen İstanbul’daykenben resimler çizdimGökyüzünü siyaha boyadımVe bulutları hep ağlamaklı yaptım Sen İstanbul’daykendünyaya benzedi bakışlarımVe çocukların gamzesine gölge düşmesin diyeonların yüzlerine hiç bakmadım Sen İstanbul’daykenbozkırın ortasına evler kurdumVe bütün o ayazlara rağmenevlerin bacasından çıkan dumanı hep eksik bıraktım Sen İstanbul’daykenbu şehrin viraneliğini giyinipsahipsiz bir yara gibi sokaklarda dolaştım Sen İstanbul’daykenen güzel mevsimecan çekişen bir dünya gelip…

  • Serap, Bilsen Başaran

    sarp yamaçlardan süzülerek indirenömrümüzün sırtındaki kanattır anneömre uzun bir umut sesi düşer babalardanuykulu anımızdaki öpücüğe saklanan. ana olmak emektirtartısız vermek dorukça sevmek su üstünde yürümektirbile bile bir dehlize girip sorgusuz ilerlemektirhayatın günlerini saçlarıyla karadan ak’a[süpürebilmektirverdikçe büyümektiriki olmak üç olmak dörtlenmektirana olmak sorgusuzca parçalara bölünmektir-kim bilmez-arkaya bakmadan döküp emeklerini boşluğadelik ceplerle çekip gitmektir şifacı kadınların parmaklarıdır…

  • |

    Barış, Gülümser Öğütçü Egüz

    Barış her daim,Pas tutmuş yüreklerde.Yalan, yanlış yok,Ağaç sabrı,Umut ışığı sönmemişHer daim yüreklerde.Yağmur yıkasın,Rüzgâr sürüklesin.Sıkıntıyı, acıyı.Yasemin koksunMelisa koksunHava.Cümlelerini kırmadan söylesinSevgili,Çöl kurusuna çevirmesin yüzünü,Coşkulu.Paranın zinciriSarmamış olsun insanlarıUzar gider sarmaşıkBarış sevgilisiKaybedilecek ne var kiDostlar.Düşününce…Giyeceğin sadece tahta elbise. 6. sayıdan

  • |

    GAZZE ŞERİDİNE SÖYLENCE, Rahmi Emeç

    hepinizden ırmak boyluyum hizaya geçinajans haberlerine sızmış dağınık harfleri topluyorumaklınıza yaslanan vukuat defterini okuyorum: abcsusmuştunuz vicdan sularınız yatsıya koşmuştuparmağı kesilen sınır boylarına bir kimlik izindenbakarkenbekası kan dolmuş adamlara gözaltıydı masumlarsusmuştunuz, hele yoklayın boşluklarınızdan hangiitiraflar çıkacakhizaya geçin diyorum yoksa pişmanlığınızı gazze şeridi ölçecekarşimet’in terazisine atlamış ölçüsüz kuvvet birliğikürsüye çıkıyor gazze’de bir afişin üstüne yazılıpanadolu’nun sokaklarında temayül…

  • Antakya, Günay Güner

    Kentler çocukluk, yeniyetmelik, yetişkinlik. Çimilen suları, yağmurla kokan toprağı, hortuma dönüşen tozu, bulutu… Algı, soyutlama çağındaysan bütünleşirsin tarihiyle kentin. Artık ne kent sensiz, ne sen kentsiz olabilirsiniz.Antakya sıradışı, üstün, bilge insanlar yurdu. Ne yazdığımın ayrımındayım, genelleme değil bu sözüm. Gerçek. Nasıl oluştuğu ayrı konu bu toplumun.Antakya’nın tinsel kazıbilimcisi saydığım Kâmil Akdoğan’ın belirlediği gibi, Romalı ozan…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir