KARDEŞLİK AĞACI DOSTLUK KARDEŞLİK HOŞGÖRÜ

Üç semavi din ve bu semavi dinlere ait mezheplere mensup insanlar asırlardır; kimse kimseyi ötelemeden, dışlamadan, kardeşçe yaşamaktadır. İnanç özgürlüğünün tam manasıyla yaşandığı şehrimizin tarihi dokusuna ve sosyal yapısına uygun olarak yetiştirdiğimiz bu ağaçta 6(altı) çeşit narenciye meyvesini (portakal, limon, greyfurt, ağaç kavunu, kebbet, mandalina) bünyesinde yetiştirilmesini sağladık. (Böyle bir ağaç dünyada tektir.) Bu birlikteliğin ömür boyu sürmesini dileriz.
Muharip Gaziler Derneği Hatay Şubesi

Antakya’da, dünyada ilk ışıklandırılan cadde üzerinde bulunan Havra, Katolik Kilisesi ve Sarımiye Camii’nin çevrelediği alan içinde kalan evlerin çoğu birbirine benzer. Bu evlerde kuş takaları, nişler, duvarlara işlenmiş kabartmalar, mahzen, seki ve avlunun ortasında bulunan bir süs havuzu yanında bir turunç ağacı vardır. Avluda özellikle bir narenciye ağacı bulunması bu evlerin sembolüdür bir bakıma. Hayatın aktığı bu alan “hayat” diye anılır Antakya’da.

Diğer ağaçlardan çeşit olarak turunç, Sarı erik, erik, limon, tatlı limon, kebbet, portakal, mandalina, kış hurması ve Trabzon hurması-hurma; tin frenci (Fransız inciri) bulunur.

1920 yıllarında Hatay Fransız mandasındayken, Fransızlar tarafından getirilip Hatay bölgesinde yetiştirilen frenk elmasına halk, getirenin adını vermiş. Halep’te de mandalinayı Yusuf Efendi ekmiş orada mandalina Yusuf Efendi olarak bilinir. Ara not olarak geçmiş olalım…

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Hatay Şubesi de bu evlerden birini kullanmaktadır. Evin avlusunun ortasında bahçenin direği olan turunç ağacını önce beş meyve elde etmek için aşılamışlar. Yıl 2009. Bir ağaçta beş meyve birlikte olgunlaşabilmektedir. Portakal, limon, greyfurt, ağaç kavunu, kebbet meyve vermiş. Daha sonra mandalina aşılanıyor o da meyve veriyor.

Dernek yönetimi; ağaca ‘’Kardeşlik Ağacı’’ adını veriyor. Bu sosyokültürel hareket için şu açıklamayı ekliyorlar. “Hatay topraklarında, farklı dinlere inanan, farklı dili konuşan, farklı kültürlere sahip insanlar kardeşçe hoşgörü ile yaşayabiliyor. Ülkemizde ve dünyada da neden mümkün olmasın? Sevgiyle, saygıyla yaşanabilir. Biz bu ağacı yetiştirerek buradan dünyaya bu mesajı vermeye çalışıyoruz.

Antakya, üç semavi dine, farklı mezhep ve inanca sahip insanların bir arada yaşayan hoşgörü kentidir. On altı medeniyete ev sahipliği yapmış şehir “Medeniyet Şehri” etiketine yaraşır bir yaşam sürmüştür. Tek kök turunç ağacının, aşılanarak altı çeşit meyve vermesi dostluk ve kardeşliğin nasıl bir arada hayat bulup güzellikler sunduğunun resmi olmuştur. Hatay’ın kültürüne dikkat çekmek adına özenle yetiştirilen bu ağaca “Kardeşlik Ağacı” ismini veren yönetim rehberliğinde tanıtımını yapıp kayıt almıştım. Bahçede saksılarda yetiştirilen kumkatlara ve konağa bakım sağlayan yöneticiler; evin dar bir merdivenden çıkılan üst katında geniş bir salon bulunduğunu, ziyaretçilere ve toplantılara açık bir mekân olduğunu söylemişlerdi. Toplantılara, edebiyat sohbetlerine, kadınların gün toplantılarına ev sahipliği yapan bu evi ve turunçgilleri anlatırken acı kabuğa tat veren Antakya kadınlarını anmadan geçmek olmaz. Kabukların rendelenip suda acısı alındıktan sonra reçel ya da marmelat haline getirilen; kebbet, turunç ve portakal reçeli; sabrın ve emeğin lezzetidir. Bu emeğe yakışır özenle iki dişli çatal ve sunuma has mini tabak ile servis edilirdi.

Ne yazık ki Şubat 2023 depreminde yıkılan, bu dernek evi içindeki Kardeşlik Ağacı ile birlikte zarar görmüştür her ağaç gibi. Epiphania ile çerçevelenen Affan ve Dirdyak gibi kadim mahallelerde ağaçlar gerek afetten dolayı, gerekse afet sonrası insanların gazabına uğramıştır. Tabii ki toza toprağa bulanan şehir ve ağaçları direnmekte. Geri dönen insanlar elinden geleni yapıyor olsa da sınırlı bir hayata mahkûm kalarak yaşamaktadır. Eski sosyalleşme alanları kalmadığından, mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamaktalar. Şantiye alanına dönen şehirde pahalılık, ekonomik güçlük yaşayan kentlileri zorlu bir sürece sokmuştur.

2. sayıdan

Similar Posts

  • SABAHATTİN YALKIN’IN POETİKASINA İLİŞKİN BİR REHBER: YAZA YAŞAYA, Hatice Eğilmez Kaya

    Şiir; şairin dış dünyadaki herkesi ve her şeyi pek de uzak olmayan bir yerlerde bıraktığı, kendisi ile baş başa kaldığı bir ada. Bağımsız fakat herkesle, her şeyle ilgili ve duyarlılıklarla örülmüş. Sabahattin Yalkın evrensel bilincin farkında, bu ortak bilince ilişkin düşünceler üreten fakat aynı zamanda kişinin birey olma özgürlüğünü önceleyen bir şair. İnsana, maddeler evrenine,…

  • Terkedildik, Zeynep Mansuroğlu

    Her taraf yıkıkHerkes bulunduğu yerin yabancısı.Taş moloz, toz her yanımız,Güneş halimize acıyor.İş makineleri vızır vızır,Geçmişimizi , umutlarımızı taşıyor.Birer birer enkaza dönmüş umutları.Döküyor asi nehrinin kenarına.Darmadağın oldu hayatlar.İnsanlar hayata tutunabilmek için,Karıncalar gibi, gece gündüzDurmadan çalışıyorTerkedilmişlik acıEl uzatan yok,Öldünmu kaldın mı soran yok.Herkes bir çıkmazda.Güzelim defne ağacı,Acısından kokusunu saklarZeytin ağacı meyvesini göstermekten çekinir oldu.Kel dağı yüksekte çaresiz…

  • İncir Ağacı, Mithat Çolak

    Ben bir incir ağacıyım. Kadim bir kentin kadim ağaçlarından. Yüzyıl önce düştüm toprak ananın rahmine. Köklerimin bir ucu Asi ’ye, bir ucu Habib-i Neccar’a uzanır. Antakya’nın ortasında mütevazı bir evin avlusundaydım oysa. Köklerimden su değil binlerce yıllık tarih süzülerek gövdeme ulaşıp, besler beni.Çocuklar oynardı dallarımın altında. Ne çok severdim seslerini, dallarımdaki kuş cıvıltıları gibi. En…

  • Gel Diyemem, Nilüfer Uçar

    yaprak dökse her yanım bir damla iyilik kalır bendekuyuya düşen ay parçası, aklımın sevabı, bölünmeyen hecembeyin fırtınam kesişsin yolumuz değsin parmak uçlarımızuzansan değer başın arşa destanlar yazdığın yereturnadağ’ım, dil anahtarım, taşı delen damlamçavdar ekmeğim, ışığın baharım olur bir bilseniyimser meleğim dudakla yürek arası serin kanlı yolcuzaman örgüsünü örer, söz bata çıka yol alırsesimin gizli öznesi…

  • insancıklar, bedriye korkankorkmaz

    batakhanelerde sızan sular gibihayatta karışan ve hayatları boyuncasessizliğe ve ıssızlığa sığınan insanlar tanıdımküfür ve ıstırapları servetleriydi gürültülü sokaklarda kayboluyorduduyulmayan anlam çığlıklarıtefecilerin ellerine düşmüştühayalleri ile çocukları kadınlarının müşteri bekledikleriköşe başları yangın yeriydiyanlarından geçenler hakaretleriniyüzlerine kusuyordu bayağı kişilerdi onlarhastaydı çocukları, sarhoştu gizlerisuçları ise inadına yaşamaktı hiçlik içinde haykırıyorlardıgerçekleri dünyayaitilip kalkılaninsancıklardı marazi gururlarıruhsal incelikleriacılarına layıktı gürültüsüz, patırtısız yaşıyorlardıinceliklerle…

  • KANAYAN TOPRAK: GAZZE, Mehmet Karasu

    KANAYAN TOPRAK: GAZZEBir Halkın Sessiz Çığlığına Dair “Bir çocuğun ölümü, bütün insanlığın ölümü değil midir?”— Hz. AliGazze…Artık yalnızca bir coğrafya adı değildir.O, yeryüzünün vicdanına düşen kara bir lekedir;Çünkü iki yıldır orada, insanlık öldürülüyor.Yaklaşık 70 bin Filistinli—kadın, erkek, çocuk—enkazın altında ya da açlığın sessiz kuyularında can verdi.Hastaneler bombalandı, okullar yıkıldı, camiler ve kiliseler kül oldu.Bir kent,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir