Müzik Nedir, Mert Tataş

Müzik bir yaşam felsefesidir.
Hayatın ta kendisidir.
Duyguların efendisidir.
Efendileri kul etme biçimidir.
Ruhu terbiye ettiği gibi
Gelenek, görenek, örf, âdet folklor gibi ,
Halkın örneğidir.
İnsanı insan yapan
En büyük mihenk taşıdır.
Toplumun görünmeyen kurallar abidesidir.
Geçmişin ve geleceklerin umududur, ışığıdır.
Evrende, sağlıklı güzel canlılar yetiştirmenin temelidir.
Birçok bilimin, bir çok dilin aynası ve atasıdır.
Müzik aslında oksijendir.
Sağlıklı bireylerin yetişmesi için, en değerli hazinedir.

2. sayıdan

Similar Posts

  • ANTİOHİYA CORC SUADİOĞLU

    MÖ 300 civarında Büyük İskender’in komutanlarından SELEUCUS NİCATOR tarafından kurulduğu bilinen bir Şehir olduğu bilinmektedir. SİLPİUS DAĞI (Habibi Neccar Dağı) kenarında kurulmuş olup tam ortasından ASİ NEHRİ geçmektedir.BÜYÜK ROMA İMPARATORLUĞUNUN üçüncü, dünyanın dördüncü büyük Şehridir. Bu Coğrafyanın büyüsüne kapılan Uygarlıklar KALKOLİTİK (MÖ 5000-4000) çağlardan başlıyarak bu bölgede çeşitli medeniyetler kurmuşlardır. Gelip geçen bu uygarlıklar daha…

  • TARİHİ DOKUSUYLA GÜLÜMSEYEN ŞEHİR: BEYPAZARI, Mehmet Karasu

    “Tarihin izinde yürüyen ayaklar yorulmaz; çünkü o yürüyüş, zamana ve irfana dayanır.” 1803 yılı…Antakya’nın kanaat önderlerinden biri olan Şeyh Ali Zubarî, yanına aldığı birkaç hikmet sahibi dostuyla birlikte, halkının sesi olmak üzere zorlu bir yolculuğa çıkar. Tam 65 gün boyunca, dağlar aşar, ovalar geçer ve İstanbul’a ulaşır. Padişahın huzuruna çıkar, Antakya halkının dertlerini, umutlarını, taleplerini…

  • Hangi Çağ, Hangi Medeniyet, Bahri Loş

    Bilim insan için her zaman yol gösterici olmuştur. Bütün uluslar, bütün toplumlar eski çağlardan beri bilginin izini sürmüşlerdir. Bu iz sürme karşılığında insanın medeniyet anlamında ileri düzeyde bir gelişme sağladığını kabul etmeliyiz. Geldiğimiz noktada 21. yüzyıl uzay çağı, bilgi çağı, altın çağ veya daha farklı, yüksek değer taşıyan tanımlamalarla anılmaktadır. Bu noktada çağın hakkını teslim…

  • HAYKIRIYORUM UZAKLARA, Fevziye Aşkar

    İçimde fırtınalar kopuyorÖmrüm hızlı ve yorgunYüreğim alevlerde yanıyorHaykırışlarım dinmiyorGece gündüzYürüyorum yıkık, virane yollardaYürüyorum sönmüş umutsuzluğaHaykırıyorum uzaklara Derinlerdeki acı örselendiKör, dipsiz bir kuyudaNereye gittiğimi bilemedenZifiri karanlıkta hayalet gibiGüle,sümbüle, uçan bülbüleYitip giden güzelliğeHaykırıyorum uzaklara Körelmiş özlemlerimPaslandı tüm sevinçlerimGüneşin parıltısıAydınlatmıyor içimi.Uçsuz bucaksız, ağaçsızDikenli yollardaSimsiyah toz bulutu gibiSavrulup gidiyorum Nazım ‘ın, Sabahattin Ali’ninŞiirlerine dalsamBu kabuslar biter mi?Dermansız yaramaDerman olur…

  • Bir Yudum Aşk, Nevra çağlayan

    Kirpiğimden hiç düşmeyenBir damla yaş seni aldıYüreğimde sakladığımBir yudum aşk bende kaldı. Söylenmemiş sözüm vardıDuygularda özüm vardıBelki bende çözüm vardıBir damla yaş seni aldıBir yudum aşk bende kaldı. Masallarda iz aradımAnılarda biz aradımYandım yine köz aradımBir damla yaş seni aldıBir yudum aşk bende kaldı. Umutlardı beklediğimGönüllere eklediğimSevgilere denklediğimBir damla yaş seni aldıBir yudum aşk bende…

  • Gel Diyemem, Nilüfer Uçar

    yaprak dökse her yanım bir damla iyilik kalır bendekuyuya düşen ay parçası, aklımın sevabı, bölünmeyen hecembeyin fırtınam kesişsin yolumuz değsin parmak uçlarımızuzansan değer başın arşa destanlar yazdığın yereturnadağ’ım, dil anahtarım, taşı delen damlamçavdar ekmeğim, ışığın baharım olur bir bilseniyimser meleğim dudakla yürek arası serin kanlı yolcuzaman örgüsünü örer, söz bata çıka yol alırsesimin gizli öznesi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir