|

KANAYAN TOPRAK: GAZZE, Mehmet Karasu

KANAYAN TOPRAK: GAZZE
Bir Halkın Sessiz Çığlığına Dair

“Bir çocuğun ölümü, bütün insanlığın ölümü değil midir?”
— Hz. Ali
Gazze…
Artık yalnızca bir coğrafya adı değildir.
O, yeryüzünün vicdanına düşen kara bir lekedir;
Çünkü iki yıldır orada, insanlık öldürülüyor.
Yaklaşık 70 bin Filistinli—kadın, erkek, çocuk—enkazın altında ya da açlığın sessiz kuyularında can verdi.
Hastaneler bombalandı, okullar yıkıldı, camiler ve kiliseler kül oldu.
Bir kent, taş üstünde taş kalmayacak kadar yerle bir edildi.
Ve o taşların altından, hâlâ annelerin, çocukların, yaşlıların sesleri geliyor:
“Bizi duyun.”
Bir Kentin Sessizliği
Bir zamanlar çocuk sesleriyle yankılanan sokaklar şimdi mezar sessizliğinde.
Savaşın tozu, oyun alanlarına sinmiş; salıncaklar yetim, defterler kan içinde.
İki yıldır hiçbir çocuk okula gidemedi.
Ne kara tahta kaldı, ne beyaz sayfa.
Bir annenin yüreği, gökyüzündeki her patlamayla bir kez daha parçalanıyor.
Kundak bebekleri, okul çantaları, ekmek sıraları—hepsi aynı hedefin içinde.
Çünkü savaş, seçmiyor.
Ne yaşı, ne inancı, ne masumiyeti.
Birleşmiş Milletler raporlarında sayılarla geçiyor bu acılar:
“70 bin ölü, yüz binlerce yaralı.”
Oysa o sayılardan her biri bir hikâyeydi:
bir gülüş, bir hayal, bir çocukluk.
Ve şimdi hepsi, tozla ve kanla karışmış durumda.
Yeryüzünün Sessizliği
Gazze’nin üstüne bombalar yağarken,
dünya ekran başında sessizce izledi.
Kimi başını çevirdi, kimi istatistik tuttu,
kimi de “taraf tutmamak” adına sessiz kaldı.
Ama sessizlik, zalimin tarafındadır.
Çünkü çocuklar ölürken sessiz kalmak,
öldürmeye ortak olmaktır.
Bu çağ, silahların konuştuğu;
insanlığın sustuğu bir çağdır.
Ve savaş, artık sadece toprakları değil,
insanın ruhunu da yakmaktadır.

Kadınların Direnci, Çocukların Ağıdı
Gazze’de bir kadın, yıkılmış evinin kapısına oturmuş.
Kucağında bir battaniye; içinde çocuğunun cansız bedeni.
Ama gözlerinden yaş akmıyor artık.
Çünkü gözyaşını da, umudunu da tükettirmişler.
Bir başka sokakta, çocuklar taşlarla yazıyor duvarlara:
“Yaşamak istiyoruz.”
Yalınayak, korkuyla büyüyorlar.
Korku, onların yeni ninnisi.
Ve biz, dünyanın geri kalanı olarak,
bu çocukların rüyalarına sırtımızı dönüyoruz.
Oysa rüya görmek, bir çocuğun en doğal hakkıydı.
Gazze’de o hakkı da bombaladılar.

Savaşın Karşısında İnsanlık
Filistin meselesi yalnızca bir ülkenin değil,
insanlığın meselesidir.
Gazze’de yıkılan evlerin enkazı altında
adaletin ve merhametin kalıntıları da yatıyor.
Savaşın kazananı yoktur.
Kayıp olan her zaman insandır, çocukluktur, gelecek umududur.
Barış ise hâlâ uzak bir kelime,
ama tek kurtuluş umududur.
Bir gün, bu yeryüzü sessizliğini bozacak bir çocuk sesiyle uyanır mı?
Belki…
Ama o güne kadar, her duyarlı kalp
Gazze’nin sessiz çığlığını duymak zorundadır.

Çünkü bir halk, gözlerimizin önünde yok ediliyor.
Ve tarih, bu sessizliği asla affetmeyecek.

7. sayıdan

Similar Posts

  • |

    Nerede Kalmıştık Antakya’m, Süleyman Okay

    Bir tandır sıcaklığında yorgansız gecelergeceler boyu yıldızlar parkta uyurarada bir göz kırparkayar nöbet değiştirir yakamıza konarışık böcekleri uğurdan kanatlarıyla Zil zurnadır artık Antakyasevdaları emer en sıcak uçlarındanÇiçek Kahvesi’nden geçilir karşı kıyıya çimerekçimmek arınmaktır günahlarındangünahlar işlenmek içindir kanaviçe sevişmelerle Kantara Çıkmazı’ndan çıkarak geldimhoş geldim masanızaarmonika mı ağzınızdaki Bağdat türküsüacaip baş mı bağlar Antakya hanımlarıbellelerde bulgur kurutursokuda…

  • |

    BULUTLARI ISIRMAK, Ayaz Sarsıl

    Ben bir çocuğum yaşamak istiyorumKorkusuz özgürce ve doyasıyaYollarda o coşkun Asi yatağındaÇöp değil rengarenk çiçekler arasında Bir yağmur yağdı sular taştı yineEvimiz kirlendi çöple çamurlu suylaOysa ben gökten düşen her damladaKorkmak değil çocukça sevinmek istiyorum Uykumdan sıçradım bu gece korkuylaO karanlık suların uğultusuylaBenimse her sabah güzel dünyayaGözlerimi umutla açmam gerek Güneşin ışıltısıyla parıldasın her yerPamuk…

  • Kadın, Selma Sayar

    KADIN Yitip Gidenlere Saygıyla…Yirmi birinci yüzyıldayız ama kadına şiddet hala devam ediyor. Oysa kadın; estetiğin, güzelliğin adı, emeğin, doğurganlığın simgesi, ezilmişliğin, sömürünün, cinsel tabuların mağduru, gülüşün, ağlayışın, şaşkınlığın, mutsuzluğun, şiddetin öznesi, dostluğun, yoldaşlığın yol arkadaşı, samimiyetin, naifliğin, hoşgörünün, paylaşımın tacı…Uzayıp gider benzetmeler ve betimlemeler. Ne yazılsa eksik. Hal böyle olunca dünyayı erkekle tamamlayan kadına ne…

  • |

    Adı Umut, Hasan Turunç

    Yuvarlak masanın etrafında bir süredir devam eden gergin bekleyiş, gözlerini elindeki dosyadan ayırmadan konuşmaya başlayan başhekimin kararlı sesiyle son buldu. Kurul üyesi cerrahlar, yılların tecrübesi keskin bakışlarına sirayet eden kadife sesli, bembeyaz saçlı hocalarını pür dikkat dinliyor, ağzından tane tane dökülen kelimeleri başlarını sallayarak onaylıyorlardı. Rapor: “Hastanın maruz kaldığı yüksek enerjili travma neticesinde alt ekstremitesinde…

  • |

    Bir Gün Barış

    (Tüm yeryüzü çocuklarına umutla) Bir gün, mavi güvercinler inecek suskun çatılara,kanatlarında mektuplar – mühürsüz, silahsız, sıcacık.Bir çiçek, dikenini bırakıp saracak düşmanı bile.Toprak, savaş çizmelerinin izini silecek usulca,ölümün değil ekmeğin izini takip edecek çocuklar.Her dilde barış, bir şarkı gibi söylenecek sofralarda.Sınırlar birer çizgi olmaktan çıkacak;eller haritalardan önce birleşecek havada.Yüreğini açıkta unutanlar çoğalacak yeniden.Kurşun sesine değil, rüzgârla…

  • HEVESİNİN KIRIK AYNASI, Hülya Senday Özdamar

    Sevgi; yutkunduğu ölüm tuzağı içindeki darmadağınık bir yaşamdı onun için. Bu yüzden yalnızlığına gömülmesi, onun için kurtuluştu. İnsanlardan nefret etmiyordu. Onları günahlarıyla, sevaplarıyla severdi. Bu bahiste, yalnızlığına çekildiğinde, o gün kendi yaptıklarını gözden geçirirdi. Yanlış mıydı yaptıkları? Tartardı tüm ettiklerini. Kimseyi hor görmezdi.Bazen her şey için geç kaldığını sanırdı. Hevesinin kırık aynası, yalan söylemezdi. Geç…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir