Ayağı Kırık Bir Masa, Ahmet Yılmaz Tuncer

Ayağı kırık bir masaya
Anlam yükleme telâşıyla
Geçti ömür kaldık hep bir masanın
Gözlerinde gelmedi açmak pencerenin
Perdesini gelmedi aklımıza
Açıp pencereyi sokakta oynayan çocuklara
Bakmak hiç gelmedi aklımıza
Camdan içeri kaçan topu patlatmak
Aklımız hep ayağı kırık masadaydı
Zamanın hüznünü atamadık
Gelseydik yine eskisi gibi
Göz göze seninle gelmezdi
Masa aklıma
Bak kapı çalınıyor açma
Gelen bir çocuktur
Topumuz kaçtı diyecek
Açma sakın topları bile olmasa
Sokak şu an için onlara
Daha iyi
Hiç olmazsa orada
Ayağı kırık bir masa yok

Yazarın Tüm Yazıları

Similar Posts

  • HACI SÜLEYMAN EFENDİ, Duran Yaşar

    (1855 – 05 Ekim 1923)ÖRNEK BİR DİN ADAMIAnkara Fetvası’na ‘Müderrisinden Hacı Süleyman’ ismiyle imza koyan Hacı Süleyman Efendi 1855’te Nazilli’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Nazilli’de gördü. Yüksek öğrenimi için İstanbul’a gitti. 1880 yılında üstün başarı ile, Nur-u Osmani Medresesi’nden kadı payesiyle mezun oldu.Osmanlı İmparatorluğu XVl. yüzyıla gelinceye dek birçok ülkeleri yönetimi altına almış. Fransa…

  • Varsa Yoksa, Kemal Bayrakçı

    Yoksa sözcüklerinde hayatın dipten gelen dalgasıtırtılın uzun koşusu cırcır böceğinin koro şarkısıyoksa gözlerinden göğsüme saplanan şarapnel parçasıseni düşünmenin korkunç tadı sende yok olmanın sancısıvarmaz dilim tek harfine sevmedim ben bu şiiri açıkçası. Varsa dizelerinde tenini okşayan soluğun yüksek ısısıhayat bir yel değirmenidir her canlı Don Kişother doğru hamle siler kılıcından pasıbir kalp kirmenidir aşk eğrilir…

  • Ortadoğulu İnsan, Ali Yüce

    Döşeğim kumKovam kavgaÇöl evimGündüz küçülürgece büyür dölevim Sen yerüstündeBir oğlumu kurşunlarkenYeraltında bin oğlanaGebe kaldım benCanımdan can verdim onlaraBeden verdim bedenimden Yaşamak güzelDünya büyükYok yurdumSen yerüstündeKocamı bombalarkenBen yeraltındaBin koca doğurdum İnsan güzelİnsan çirkinİnsan tuzak insanaYok güvenimAkşam küçülürSabah büyür yüreğim Sırtımda kurşunKarnımda çocuk ölüleriMendilim gözyaşıBu mu yarattığın uygarlıkEy insan 7. sayıdan

  • Bir Asi’nin Hikayesi, Mithat Çolak

    Insanlar yüzyıllardır beni ters akan bir nehir olarak biliyor. Bana bu adın verilmesi Lübnan’ın asi topraklarında dogdugumdandir belki de. Binlerce yıldır duyduklarimi ve gördüklerimi taşırım bagrimda. Hafızam bu toprakların cagildayan hatiralaridir adeta. Sayısız zamandır yaşam vermişim toprağa.Hayat tasimisim insanlara.Sorgusuz beslemisim insanları. Hele de beni sarıp sarmalamis olan kadim sehrimi.Habibi Neccar’ın seyretmeye doyamadigi Antakya ‘yı. Şehir,…

  • Bir Gün Barış, Zeynep Mansuroğlu

    (Tüm yeryüzü çocuklarına umutla) Bir gün, mavi güvercinler inecek suskun çatılara,kanatlarında mektuplar – mühürsüz, silahsız, sıcacık.Bir çiçek, dikenini bırakıp saracak düşmanı bile.Toprak, savaş çizmelerinin izini silecek usulca,ölümün değil ekmeğin izini takip edecek çocuklar.Her dilde barış, bir şarkı gibi söylenecek sofralarda.Sınırlar birer çizgi olmaktan çıkacak;eller haritalardan önce birleşecek havada.Yüreğini açıkta unutanlar çoğalacak yeniden.Kurşun sesine değil, rüzgârla…

  • KONSTANTİNOS KAVAFİS BU ŞEHİR ARKANDAN GELECEKTİR, Semiha Baysal

    Sadece yürüyüp gitmemeli insan. Her yürüyüş bir yolculuk olmalı. Yolculuklar iz bırakmalı. Hele ki yürüdüğün kent medeniyetler beşiği İstanbul ise. Son on yıldır her sene en az iki kez gittiğim ve her sokağını arşınladığım Yeniköy semti bu ziyaretimde beni o kadar şaşırttı ki. Nasıl mı? Helen kültürüyle beslenen İskenderiyeli şairdi beni heyecanlandıran. Anlatayım. Kaldığımız ev…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir