|

YAZAR BİRNUR ŞENER, Duran Yaşar


(14.12.1947 – 25.05.2024)

Birnur sekiz yaşındadır. Ağrıyan dişini çektirmek için götürüldüğü Gavez Dayı’nın berber dükkanında büyüklerin konuşmalarını dinler. Berberdeki büyüklerden Mustafa Dayı’nın konuşmasına kulak kesilir. Mustafa Dayı: “Size yeni bir haberim var. Burdur’umuzun Akçaköyü’nden bir yazar çıkmış. Kitap yazmış. Çok akıllıymış.” “Duyduk” der Yakup Dayı. Aklı zarara, ziyana işlermiş. Ağalara beylere çatarmış.” Bir başkası: “Orasını bilemem. Yılanların Öcü diye bir kitap yazmış, koministmiş!” der. Birnur’un babası: “Öyleyse görür gününü, derdest eder deliğe tıkarlar. Sesini soluğunu keserler, suyu çabuk ısınır onun” der.

Konuşmaları dinleyen Birnur’un aklı karışır. Avucunda dişi, aklında o akıllı adam var. Akşam ağabeyine sormayı düşünür. Çünkü en doğruyu ağabeyi bilir. Yengesinin anlattığı devlere benzeyen, hem de ağalara beylere çatan o akıllı dev yazar! Aklından odun yardırıp da parasını vermeyen fırıncıdan babasının parasını alır mı diye geçirir.

Ezilmişliğin, horlanmışlığın, yoksulluğun dürtüsüyle beyninde şimşekler çakmaktadır küçük Birnur’un. “Bizim okulun yanındaki kocaman konakta oturan beye çatar mı acaba? Onca uşağı var, onları çalıştırıyor; kendi bahçelerde bomboş dolaşıyor. Gıcır gıcır giyiniyor. Uşaklarının giysileri kat kat yamalı. Yaşar anam anlattı duydum. Okulun oradaki beyin köyleri varmış. Köylerindeki uşağı daha çokmuş. Ohhh! Görsün şimdi, yazar tüm suçlarını bir bir yazsın da nasıl olurmuş insanları çalıştırmak, içimde büyük bir umut var.”

İlkokulu bitirir bitirmez anası, “Halı dokuyalım kızım, sen benden daha hızlı düğüm atıyorsun” diyerek halı tezgahının başına oturtur. Halı dokurken hep hayal kurar, okuyacak, siyah eteği, yakası mine çiçekli ceketi olacak. Aylık alınca Burdurlu yazarın kitabını alıp okuyacak. Annesinin kesinlikle okumasına izin vermediğinden dolayı ümidini kesen Birnur, öfkesini halıcıya yönlendirir. “Tüm halıcıları öldür Allah’ım. Biri bile bizim eve gelip halı kuramasın” diye ilenir. Halının birisi biter birisi kurulur. Halıcının ne kadar çok ipi var, şaşıp kalır. Allah’ım bari bu halıcı ölsün!” der. Hatta annesinin ölmesini de ister. İlenmelerinin boşa gittiğini görünce, “Geliver akıllı adam, beni bul ne olur, ben de akıllı olayım” diyerek, tez zamanda Burdurlu yazarın mahallelerine gelip kendini kurtarmasını ister.

Anası, “Bir evde iki kişi okumaz; ağabeyin okuyor. Kendini damdan atsan bile okutmam” der. Anası yüzünden okuyamadığını, anası yaşadığı sürece de okumasının olanaksız olduğunu iyice anlar. Oysa anası, komşulara kızlarını okutmalarını söylemektedir. Bu kez de öfkesini anasına yönlendirir, anasının ölmesi için dualar eder. Ağabeyinin defterinden kopardığı bir kağıda, adresini bilmese de sevgili yazarı Fakir Baykurt’a ilk mektubunu yazar. İçini döker. Her fırsatta üzüntülerini, sevinçlerini, söyleyemediklerini, sevgili yazarı Fakir Baykurt’a yazar. Hiç gönderemediği, anası tarafından bulundukça yırtılan, dayaklar yemesine neden olan, bir gün karşılaşırsa yazarına vermek üzere mektuplar yazmaya devam eder.

Onbeş yaşında nişanlanır, onaltısında evlendirilir. Onyedi yaşında biri kucağında, biri karnında, kendi söylemiyle: “İnce bacaklı, sarı suratlı, somurtkan, gülecek gücü olmayan, yorgun bir anne”dir. Kocasına, “Kitap al bana, gazete al okuyayım, hayvanlardan ayırdım olsun!” der. İlçede görevli bir öğretmen, “Evini ararlarsa bütün kitaplarımı götürürler” korkusuyla Birnur’un eşine kitaplarımı evinizde saklar mısınız” der. Birnur’un eşi bir çanta dolusu kitabı eve getirir. Kitaplar arasında Fakir Baykurt’un ‘Yılanların Öcü’ de vardır. 19 yaşındaki Birnur açlık derecesinde Yılanların Öcü’nü üç günde okur.

Fakir Baykurt’un imza gününe bir çanta dolusu kitapla gider. Fakir, “Bunların hepsini okudun mu” diye sorduğunda, “İsterseniz sınav yapın” diye yanıtlar. Evine davet eder. Evinde kendisine yazdığı mektupları ve günlükleri okur. Fakir, bunların bir kitap oluşturacak düzeyde olduğunu ve kitap olarak basılmasını ister. Bunun üzerine Fakir’in Kıyısında yapıtı basılır.

Kısa zamanda tanınan yazar değişik çevrelerde etkinliklere çağrılır. Mahallesindeki kadınlara öyküler, romanlar okuyarak bir dinleyici grubu oluşturur. Antakya’da yayımlanan (2001) “Sanat Edebiyat Dergisi AMİK’in birinci yılı etkinliğine söyleşi yapmak üzere çağrılı olarak gelmişti. Yoğun ilgi gösteren yerel basına yaptığı konuşmada Antakyalı hanımlara seslenmişti. “Antakyalı hanımlar önce beyinlerini, sonra çocuklarını geliştirsinler, eğitim annede başlar. Yayınları okuyamıyorum mazeretini kullanmasınlar. Ben Burdur’dan bile buradaki yayınları takip ediyorum. Onlar hayda hayda takip edebilirler. Yarın geç olabilir, bugünden anneleri eğitmek gerekiyor”

“Fakirin Kıyısında” adlı ilk kitabının tanıtımını yaptı. Kitapta anılarına ve Fakir Baykurt’a yazdığı mektuplara yer verdiğini söyledi.

Yazın dünyasına adını yazdıran bir Birnur Şener (25.05. 2024) geçti dünyamızdan!..

Yapıtları:
1-Fakir’in Kıyısında (roman)
2- Düş Kurma Oyunu (öykü)
3-Konuk (öykü)

6. sayıdan

Similar Posts

  • Bİ’SERİ

    Okulun bahçesi ağaçlarla bezenmişti. Binamız yeniydi. Öncesinde, ayrı binada olan yatakhane son yılımda, dersliklerimizin üzerine taşınmıştı. Kız İlköğretmen Okulu yatılı öğrencileri olarak haftada bir ya da on beş günde bir öğretmenler eşliğinde hamama götürülüyorduk.Hamam günümüzdü. Görevli öğretmenimizle birlikte kırk kız hazırlanıp gidecektik.Bizi taşıyacak otobüsün gelmesi yakındı. Koridorda yankılanan sesle toparlandık.-Herkes hazırsa çıkalım, sıraya girin. Hadi…

  • |

    Antakyam, Özlem Yüncü

    Medeniyetler şehridir,Buram buram tarih kokar her yanı.Sıkışık, dip dibe odun sobalı evleri samimiyetten doğmuş birer yuvadır;Taştan örülü evleri çağların sesini taşır.Kıvrım kıvrımdır sokakları,Aşk vardır, samimiyet vardır sokaklarında;Göğe uzanan çocuk sesleri, çınlayan kahkahalar yükselir.Eski Antakya’nın sokaklarındaKomşuluk ilişkileri candan öte birer efsanedir.Zaman kavramını yitirir insan;Antakya’nın daracık sokaklarındaki oturma kaldırımlarındaDert yüklenir komşularına, derman arar komşularına;Eğlencesi, derdi, kederi, mutluluğu,…

  • |

    YANAN CENNET, Nebihe Karasu

    Kutsalımızdı ağaç,Mabedimizdi orman.Köylüydü bir zaman,Kentli oldu insan —Unuttu doğayı,Unuttu toprağı. Konut dendi,Otel dendi,Yeşilimiz azar azar silindi.Uğursuz bir el uzandıTopraktan kopardı bizi,Kökümüzü kırdı sinsi. Küstü su,Sitem etti ağaç;Bahçe soldu,Bostan kurudu.İhmal miydi bu, yoksa rant mı?Her yanını sardı niran yurdumun. Ciğerlerimiz köz,Dışarısı alev alev.Bu nasıl bir cehennem?Yanıyor cennet ülkem! İzmir, Bilecik, Seferihisar —Çığlık çığlığa inliyor dağlar.“Yanan sadece…

  • |

    ANTAKYA: UYGARLIKLARI SENFONİSİ, EDEBİYATIN BEŞİĞİ, Mehmet Karasu

    Antakya… Doğduğum, büyüdüğüm, sevdalandığım şehir. Burası yalnızca bir kent değil, bir medeniyetler senfonisi, bir hoşgörü mozaiği. Yüzyıllar boyunca dinlerin, dillerin, ırkların ve mezheplerin iç içe geçtiği; Türklerin, Arapların, Çerkezlerin, Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin, Nusayrilerin ve Hristiyanların bir arada yaşadığı bu coğrafya, barışın ve birlikte yaşama kültürünün en eski tanıklarından biridir. “Antakyalı, doğduğu anda bir dünya vatandaşı…

  • KARDEŞLİK AĞACI DOSTLUK KARDEŞLİK HOŞGÖRÜ

    Üç semavi din ve bu semavi dinlere ait mezheplere mensup insanlar asırlardır; kimse kimseyi ötelemeden, dışlamadan, kardeşçe yaşamaktadır. İnanç özgürlüğünün tam manasıyla yaşandığı şehrimizin tarihi dokusuna ve sosyal yapısına uygun olarak yetiştirdiğimiz bu ağaçta 6(altı) çeşit narenciye meyvesini (portakal, limon, greyfurt, ağaç kavunu, kebbet, mandalina) bünyesinde yetiştirilmesini sağladık. (Böyle bir ağaç dünyada tektir.) Bu birlikteliğin…

  • ANTAKYA’YA AĞIT, Fedva Çalışkan

    Şiirlerin en güzeliyle seslenmek isterim sana,Ve bilirim, o şiirlerin sebebi sensin…Sen, Antakya’m! Güneş her sabah yeniden doğarkenSeninle nefes almak ne büyük lütuf…Her yeni günde seninle var olmakToprağına, suyuna, kokuna karışmak—Şükürler etsem her sabah,Yine de yetmez… Anlatmalıyım seni,Yine, yeniden…Ama nereden başlasam,Nasıl anlatsam seni? Tarihinden mi söz etsem önce,Yoksa eşi benzeri olmayan dokundan mı?Bin yılların yankısı çınlıyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir