ANTAKYA’YA AĞIT, Fedva Çalışkan

Şiirlerin en güzeliyle seslenmek isterim sana,
Ve bilirim, o şiirlerin sebebi sensin…
Sen, Antakya’m!

Güneş her sabah yeniden doğarken
Seninle nefes almak ne büyük lütuf…
Her yeni günde seninle var olmak
Toprağına, suyuna, kokuna karışmak—
Şükürler etsem her sabah,
Yine de yetmez…

Anlatmalıyım seni,
Yine, yeniden…
Ama nereden başlasam,
Nasıl anlatsam seni?

Tarihinden mi söz etsem önce,
Yoksa eşi benzeri olmayan dokundan mı?
Bin yılların yankısı çınlıyor kulaklarımda—
Bir destansın sen,
Dünyanın dilinde tükenmeyen bir efsane…

Ah Antakya’m, gönlümün sızısı,
Sensizliğine dayanamadığım özlem…

Yine sorarım kendime:
Nasıl anlatsam seni?
Taş duvarlarında yankılanan
Hoşgörünün, dostluğun hikâyeleri mi?
Yedi rengin harman olduğu
Kardeşliğin türküsünü mü?

Affan’a, Dörtayak’a, çocukluğuma uzanır yolum…
Arnavut taşlarında yankılanır ayak izlerimiz,
Senin, benim, onun…
Ve nice kadim ruhların…

O taşlar ki—
Ne sevinçlere, ne acılara ev sahipliği etti…
Sevgiler ördü o sokakları,
Beraberlikler dokundu geleceği.
Ve sen Antakya,
Toprağında hep insanı insan yapan
Birbirine kenetli ellerle
Barışı, sevgiyi, umudu besledin.

Ulu Cami’den yükselen ezana
Çan sesi eşlik eder yakından…
İkisi de aynı göğe yükselir,
Aynı duaya karışır.

Alevî’siyle, Sünnî’siyle, Hristiyan’ıyla, Kürt’üyle…
Evren bir kez daha tanıklık eder
Birliğe, uyuma, kardeşliğe.
Herkesin herkesi olduğu gibi gördüğü
O eşsiz armoniye:
Ezan, çan, hazzan ve insan…

İlklerin şehrisin sen,
Tarihin beşiği, uygarlığın kalbi…
Sen, Antakya’m!

Şimdi biraz suskunsun,
Yaralı, yorgun ve buruk…
Ama bilirim,
Sevgiyle, barışla, bağlılıkla
Yeniden ayağa kalkarsın.

Çünkü ellerin hâlâ sımsıkı kenetli,
Ve yüreğin hâlâ umutla dolu…

5. sayıdan

Similar Posts

  • Dünyası şiir, Duran Yaşar

    Bir yeri bırakıp yeni bir yerde yaşamaya başlamak ister istemez bazı zorlukları da beraberinde getirir. Birçok şey kendiliğinden kaybolur. İnsan ayrıldığı yerdeki duygu yoğunluğunu yeni yerinde yaşayamaz. Hele ki on dört yaşına kadar orada yaşamışsa… Ayrıldığı yerin kel kıraç tepelerini, çakır dikenini özler. Yeni yere alışmak, uyum sağlamak zaman ister; çaba gerektirir. Bulunduğu yerin toprağına,…

  • Taş Olsa Çatlar, Zehra Öztürk

    Dingin bir dağın eteğindenNasırlı bir çift el çıkardı.Kesti, yonttu, cilaladı.Getirdi kalabalığın, cümbüşün içine.Eminönü, Mısır Çarşısı arası,Bir sokak ötede çiçek pazarı.Sokak arasından sızanDeniz havası olmasa,Orta yerinden çatlardı.Zor alıştı,Ne topuklar geldi geçti.Ne hayatlar aktı.Kimi oturup saatlerce ağladı.Kimi zilzurna sarhoş,Üstünde sabahladı.Kaç sokak kavgasınınSessiz şahidi.Parfüm kokulu topuklar,Vazgeçemediği sevgilisi.İşçinin, emekçinin sadık bekçisi.En yakın sırdaşıKöşedeki dilenci.Çıkmaz sokağın demirbaşı,Alelade bir kaldırım taşı.Gecenin…

  • Anne: Bir İnsan Değil, Bir Ömürdür, Selinnur Karadeniz

    Hayatta bazı insanların değeri zaman geçtikçe anlaşılır. Çocukken sıradan görünen birçok şeyin aslında büyük bir sevginin sonucu olduğunu büyüdükçe fark ederiz. İşte anneler de böyledir. Küçük yaşlarda varlığına alıştığımız, her zaman yanımızda olacağını düşündüğümüz anneler; aslında hayatımızın en güçlü, en sabırlı ve en fedakâr insanlarıdır.Bir anne sadece çocuk büyütmez. Aynı zamanda bir karakter oluşturur, bir…

  • MÜPTELANIN MÜPTELASI, Cemal Karsavran

    kara bulutların içindenşimşekti çakansesindi bir nefeslikdoludizgin yağanboşalıp silip attığımgeçmişten kalan ne varsa an seninle yaşadığımdırbir nefesin ömürdüryıllara meydan okuyansultan süleyman’dan hediyesunusu dile düğümlenen ferdauzun geceler kadar ayçiçeği açan gözlerinde gözlerimkelimeler tükensin dilin söylemesinsusuşunla kalayımnefes nefese izlenenuzun metrajlı film gibimüptelanım müptelan 3. sayıdan

  • Kimim Ben, Rüzgar Kahleoğulları

    Kimim ben bir insan mıyım yoksaÖlümden korkan ama ölmeyecekmiş gibi yaşayanÖzgür iradesi olduğunu sananKendi kendine acıyan bir insan mıyım Bir oyuncu muyum benRol mü yapıyorum her saniye her dakikaSpot ışıklarının arkasındaGülümsüyor muyum yaratıcıya Kum tanesi miyim benZaman denizinde savrulanHeves rüzgarları ile bir yerdenBaşka bir yere ilerleyen Ya makine isem ne olacakKodların dışına çıkamayanFiyatı belirli olanİçindeki…

  • Belalı, Ali Günay

    “Her insanın içinde cehaletle beslenene bir hayvan, Her hayvanın içinde açlıkla beslenen bir canavar bulunur.” On köylüsüyle birlikte “Allah’ın unuttuğu” bu dağ eteğindeydiler. Yılda birkaç kez Antakya yakınındaki köylerinden yola çıkar, Adana, Mersin, Osmaniye veya Gaziantep civarındaki dağ eteklerine çadırlarını kurup şafakla işe koyulurlardı. Dedelerinden babalarına, babalarından onlara kalıt tek meslekleriydi kireç işçiliği. Eskilerin anlattığına…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir