Anne: Bir İnsan Değil, Bir Ömürdür, Selinnur Karadeniz
Hayatta bazı insanların değeri zaman geçtikçe anlaşılır. Çocukken sıradan görünen birçok şeyin aslında büyük bir sevginin sonucu olduğunu büyüdükçe fark ederiz. İşte anneler de böyledir. Küçük yaşlarda varlığına alıştığımız, her zaman yanımızda olacağını düşündüğümüz anneler; aslında hayatımızın en güçlü, en sabırlı ve en fedakâr insanlarıdır.
Bir anne sadece çocuk büyütmez. Aynı zamanda bir karakter oluşturur, bir insan yetiştirir, bir hayatın temelini atar. Bir çocuğun dünyaya bakışı, insanlara güveni, sevgiyi tanıması ve kendini değerli hissetmesi çoğu zaman annesinin ona verdiği sevgiyle şekillenir. Çünkü anne sevgisi, insanın hayatında gördüğü ilk sevgidir. Bu yüzden bir insanın çocukluğu nasılsa, çoğu zaman iç dünyası da öyle olur.
Annelerin en dikkat çekici özelliği ise fedakârlıklarıdır. Çoğu anne kendi isteklerinden vazgeçmeyi görev gibi görür. Yorulsa bile belli etmez, üzülse bile çocuklarını etkilememeye çalışır. Gün içinde sayısız sorumlulukla ilgilenir ama yine de ailesinin eksiklerini tamamlamaya devam eder. Üstelik bunların büyük bir kısmı fark edilmeden gerçekleşir. Çünkü anneler yaptıkları iyilikleri göstermek için değil, sevdikleri insanlar mutlu olsun diye yapar.
Modern dünyada insanlar giderek yalnızlaşıyor. Teknoloji gelişiyor, iletişim hızlanıyor fakat insanlar birbirini anlamakta zorlanıyor. Böyle bir dönemde annelerin değeri daha da önemli hale geliyor. Çünkü bir annenin sevgisi yapay değildir. Karşılık beklemez, hesap yapmaz, koşullara göre değişmez. İnsan ne kadar hata yaparsa yapsın, anne sevgisinin kapısı çoğu zaman kapanmaz. Bu durum anneliği yalnızca biyolojik bir bağ olmaktan çıkarır ve onu insan hayatındaki en güçlü manevi bağlardan biri haline getirir.
Birçok insan hayatta güçlü durmayı annesinden öğrenir. Çünkü anneler, en zor zamanlarda bile ayakta kalabilen insanlardır. Kendi içlerinde ne yaşarlarsa yaşasınlar çocuklarına umut vermeye devam ederler. Bu nedenle anneler sadece bir aile bireyi değil, aynı zamanda evin görünmeyen direğidir. Onların varlığı bir eve huzur, güven ve aidiyet hissi kazandırır.
İnsan büyüdükçe annesinin değerini daha iyi anlamaya başlar. Çocukken sıradan gelen davranışların aslında büyük bir emeğin sonucu olduğunu fark eder. Gece uykusuz kalmaları, hastalandığımızda sabaha kadar başımızda beklemeleri, kendi ihtiyaçlarını geri plana atmaları… Bunların hiçbiri zorunluluk değil, sevginin en saf halidir.
Sonuç olarak anne, bir insanın hayatındaki en önemli değerlerden biridir. Çünkü anne sevgisi insanın hayat boyunca taşıdığı en güçlü duygulardan biri olur. İnsan bazen herkese yabancılaşabilir ama annesinin yanında kendini hâlâ ait hisseder. Bu yüzden anneler yalnızca çocuk büyüten insanlar değil; sevgiyi, sabrı ve merhameti hayatın içine yerleştiren görünmez kahramanlardır.
Anne,
sen şimdi mutfakta çayı karıştırıyorsundur belki
ya da pencerenin önünde
akşamı dinliyorsundur sessizce.
Ben seni düşününce
bir ev değil de
koca bir memleket geliyor aklıma.
Çocukluğum sende kaldı anne.
Sokağa düşen topumuzda,
dizlerimdeki yarada,
gece ateşler içinde sayıkladığım zaman
başucumda sabaha kadar oturan ellerinde kaldı.
Sen bir hayatı
kimseye belli etmeden taşıdın.
Bir ekmeği bölüştün önce,
sonra uykunu,
sonra ömrünü…
Biz büyüyelim diye
kendinden eksildin usul usul.
Hatırlıyorum,
akşam olunca bir telaş başlardı sende.
Çamaşır kokan ellerinle
saçlarımızı düzeltirdin.
Yorgundun belki
ama dünyadaki bütün anneler gibi
yenilgini çocuklarına göstermiyordun.
Anne,
şimdi anlıyorum;
bir insanın en büyük zenginliği
iyi bir çocuklukmuş.
Benim çocukluğum sensin işte.
Sesin,
gülüşün,
gece üstümü örten ellerin…
Ve dünya bazen çok karanlık anne.
İnsanlar kırıyor birbirini,
şehirler yoruyor insanı,
kalpler bile eskisi kadar sıcak değil artık.
Ama ben ne zaman yorulsam
senin “geçer” deyişini hatırlıyorum.
Bir annenin sesi
bazı yaraları iyileştiriyor çünkü.
Bil istedim anne,
eğer ben hala
bir çiçeğe bakınca içim yumuşuyorsa,
hala merhamete inanıyorsam,
hala bu dünyanın tamamen kötü olmadığını düşünüyorsam
bir sebebi var bunun:
Sen varsın.
Ve insan
kaç yaşına gelirse gelsin
annesinin yanında
biraz çocuk kalıyor.
9. sayıdan