KAYIP ADAM, Sinan Can Bayrı

Muğdad…
Kızılırmak’a git; toprağın ortasında bile yabancı kalacaksın.
Nil’e git; medeniyetin gölgesinde, kendi geçmişine diz çökeceksin.
Aras’a git; sınırların sana kaybettiğini fısıldadığını duyacaksın.
Munzur’a git; “Bıraktığım çocuk hangi dağda üşüyor?” diye soracaksın.
Asi’ye git, Dicle’ye git, Çoruh’a git…
Akıntıyı değiştirsen de yönünü değiştiremeyeceksin.
Nereye gidersen git,
Araf senin içinde oldukça
hep çözemediğin düğüme döneceksin.
Ne tam öleceksin
ne de gerçekten yaşayacaksın.
Sen,
Fırat’ın maviyle sarı arasında kararsız kaldığı yerde
kendi rengini bulamayan bir su gibi akacaksın.

9. sayıdan

Similar Posts

  • Haiku’lar, Özlem Uzun

    Sırra erenlerKendine dönenler yaİçte hazine Gün batarkenLeyli benden geçerkenKadehim özlem Gece kokusuHanımelinden başlarİğde öpüşler Kuş tüyü yastıkGece uykular ağırZifir karanlık Yaz damlar tuzluKumdan kaleler yüksekYudumlar buzlu Ey aşk ehli nurdanDeste güller nardanLatif ruhlardan SırlayacaklarToprağın koynuna yaÇiğdemler örtü Turnanın göçüDolunayın misk şavkıVurur yüzüne Toprağa düşenDeğil sadece bedenÇınar yaprağı Çolpan yıldızıAşıklar pusulasıKopkoyu gece Saklı bahçedenÖrtüsüne bürünürNuru ayan…

  • MELTEM MERAL ATASOY İLEMELTEM’İN EVİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ, Fahir Abacı

    “Meltem’in Evi”: Hatay’dan İstanbul’a Uzanan Bir Kadın üreticisinin hikayesi. Bu hikayede evde bakılması gereken bir çocuk ve mutlu giden evliliğini sürdürerek eşine destek olmak amacıyla nasıl başarılı bir iş kadınına dönüştüğünü göreceğiz. Söyleşimizde eşinden dolayı Hatay’lı olan ve Hatay Gastronomisine yönelen bir aşkın verdiği sonuçları merak ettik ve Meltem Meral ATASOY’a sorularımızı yönelttik: Fahir ABACI:…

  • Bir Gün, Sevgi Erol Öçal

    yoksulluğun boyası sıvasız evlerinkederli çamaşırları kururken taş balkonlardaağlarken evlerin gözleri çerçevesi dökük camlardakurur mu kederlerikurur mu bilmemmandalsız ak çamaşırlar misaligün kokar mı acepbadanası dökük duvarlarıçiçekleri soluk fistanlar giyenak saçlı anaları susar mı acep susar mı bilmemaş yerine acı pişen ocaklar tüter mi bir gün tüter mi bilmemçividi eksik badana yüreklerkuşanıp sevgiyi giyip barışıkuş olup mavide…

  • İki Kardeş, Fatma Gönül Saygılı

    Yüzyıllar önce, toprak henüz insanların ayak izleriyle tanışalı çok olmamışken, Adem ile Havva’nın iki oğlu vardı: Habil ve Kabil. İki kardeş, aynı anne babadan gelmelerine rağmen karakter olarak birbirlerinden oldukça farklıydılar. Habil, yumuşak huylu, vicdanlı ve doğaya yakın bir gençti. Çobanlık yapar, hayvanlarıyla sohbet edercesine vakit geçirirdi. Kabil ise daha sert mizaçlıydı. Toprakla uğraşır, tarlasını…

  • SENİ SEVMEK, Fevziye Aşkar

    Seni sevmekYürekteki sesler çığlığa dönseFeryatlar kara geceleri yırtıp geçseÜmitlerim enkaz altında kalsa daSeni sonsuza dek sevmek,Düşlerin en mavisi, en temizidir.Çocukların masumGülüşünde yaşar,Nergis çiçeğinin toprağıGizli öpücüğünde, Özlemin, mistik kokularınİçinden süzülen.Derin ve büyük çağrıdır. Güller baharda açmasaBülbül, dili için dili lal olsaYaslı cadde ve sokaklardaEvsiz, barksız çocuklar koşsa bile,Seni şiirlerde, şarkılardaYaşatmaktır emelim. Karışık duygularını,Yıkık, dökük ama eşsiz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir