MELTEM MERAL ATASOY İLEMELTEM’İN EVİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ, Fahir Abacı

“Meltem’in Evi”: Hatay’dan İstanbul’a Uzanan Bir Kadın üreticisinin hikayesi. Bu hikayede evde bakılması gereken bir çocuk ve mutlu giden evliliğini sürdürerek eşine destek olmak amacıyla nasıl başarılı bir iş kadınına dönüştüğünü göreceğiz. Söyleşimizde eşinden dolayı Hatay’lı olan ve Hatay Gastronomisine yönelen bir aşkın verdiği sonuçları merak ettik ve Meltem Meral ATASOY’a sorularımızı yönelttik:

Fahir ABACI: Hatay gastronomi çeşitliliğinde İstanbul merkezli işletmenizle önemli bir yere sahipsiniz. Bu sektöre nasıl adım attınız ve neden Antakya mutfağı?

Meltem M. ATASOY: İstanbul’da yaşarken memleketin o özel tatlarını özlemeye başladım. Zamanla bu özlem, bir misyona dönüştü: Hatay’ın zengin mutfağını daha çok insana ulaştırmak. Böylece “Meltem’in Evi” doğdu. Sadece bir marka değil, memleket sevgisinin ve kadın emeğinin buluştuğu bir yolculuk bu.

Fahir ABACI: Neden ‘Meltem’in Evi’ ürünleri tercih edilsin?
Meltem M. ATASOY: Çünkü biz sadece doğal ürün sunmuyoruz; aynı zamanda güven, emek ve samimiyet sunuyoruz. Ürünlerimizin arkasında kadınların alın teri, geleneksel bilgi birikimi ve yerel üreticilerle kurduğumuz güçlü bağlar var. Katkısız, ev yapımı ve iç rahatlığıyla sofralara konuk olabilecek ürünler sunuyoruz.

Fahir ABACI: Ürünlerin hammaddesini nereden temin ediyor, nerede üretiyor, nasıl koruyor ve nasıl tüketiciye ulaştırıyorsunuz?

Meltem M. ATASOY: Hatay’da kendi zeytin bahçelerimiz var. Babam yıllardır meyve-sebze tüccarı olduğu için en doğal ve kaliteli hammaddelere doğrudan ulaşma şansımız var. Bahçemizde üretilen ürünlerin yanı sıra, Hatay Valiliği’nin desteklediği kadın kooperatifleriyle iş birliği içindeyiz. Kadın emeğini her aşamada ön planda tutan bir markayız. Üretim sürecimiz geleneksel yöntemlere sadık kalınarak, hijyen koşullarda yürütülüyor. Katkısız ürünlerimizi Türkiye’nin dört bir yanına güvenle ulaştırıyoruz.

Fahir ABACI: Medyada ‘Meltem’in Evi’ adıyla ürünleriniz ve siz çok konu olmuş, konuk olmuşsunuz. Bunun satışlarınıza ve Hatay gastronomisine gözle görülür bir etkisi oldu mu?

Meltem M. ATASOY: Evet, medyada yer almak bize büyük bir görünürlük kazandırdı. Bu görünürlük sadece satışlara değil, Hatay mutfağına olan ilgiyi de artırdı. İnsanlar ürünlerimizin arkasındaki hikâyeyi öğrenince daha da sahipleniyor. En büyük kazanç ise bu yolculukta daha fazla insana dokunabilmek oldu. İnstigram hesabım meltem_meral buradan ürünlerime ulaşmak isteyenler beni takip edebilir.

Fahir ABACI: Depremden önceki satışlar ve depremden sonra satışlar nasıl oldu? Ayakta kalan diğer kadın üreticilerle hak ettiğiniz yerde misiniz?

Meltem M. ATASOY: Aslında depremden önce bu iş sadece bireysel üretimler seviyesindeydi. “Meltem’in Evi” markasıyla profesyonel anlamda yola çıkışımız deprem sonrasına dayanıyor. O büyük yıkımın ardından dayanışma ve umutla yeniden ayağa kalktık. Bu markada yalnızca benim değil, ailemin, çevremin ve kadın kooperatiflerindeki her bir kadının emeği var. Belki hâlâ hak ettiğimiz noktada değiliz ama her gün daha sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bu sadece bir girişim değil, bir yeniden doğuş ve kadın dayanışmasının simgesi.

Fahir ABACI: Size ulaşamayan, uzaktaki Dergi okurlarına evde yapabilecekleri Hatay mutfağına özgü bir tarif vermeniz mümkün mü?

Meltem M. ATASOY: Memnuniyetle!
Hatay mutfağı deyince akla gelen en özgün lezzetlerden biri de Zahter Salatası. İşte evde kolayca hazırlayabileceğiniz bir tarif:
ZAHTER SALATASI TARİFİ:
Hatay Usulü Zahter Salatası (Salamura Zahter ile)
Malzemeler:
1 kase salamura zahter (tuz oranını azaltmak için birkaç kez yıkayın),
4 dal taze soğan, 5 dal maydanoz, 1–2 domates, 1 küçük kase yeşil zeytin,
Nar ekşisi, Zeytinyağı, Limon suyu, Az tuz, (İsteğe bağlı: çörek otu, sumak)
Hazırlanışı:
Zahteri güzelce yıkayıp fazla tuzunu alın. Soğan, maydanoz ve domatesi ince doğrayın. Tüm malzemeleri bir kaseye alın. Üzerine zeytinyağı, limon suyu ve bol nar ekşisi gezdirin. Nazikçe harmanlayıp dinlendirdikten sonra servis edin. Kahvaltıya, meze sofralarına veya zeytinle birlikte tek başına bile şahane bir eşlikçi olur.

Fahir ABACI: ANTAKYA Dergisi okurlarına bir mesajınız var mı?
Antakya sadece taşından değil, insanından da güçlü bir şehir. Biz o taşların arasından çıkan dualarla büyüdük. Bu toprağın kadınları olarak vazgeçmedik, yeniden başladık. Her destek, her paylaşım bu hikâyenin bir parçası oluyor. Antakya’nın ruhunu yaşatan herkese sonsuz teşekkürlerimle… İyi ki varsınız. Sevgiler…

6. sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir