HATAY HALK MÜZİĞİ ve HALK DANSLARI

Folklorun bir çok dalında olduğu gibi dans-ların müziği de oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Araştırmanın bu bölümün-de yöredeki müziklerin tamamını incelemek mümkün değildir.Yörenin geleneksel çalgıları davul, zurna ve argındur. Ama bugün halk çalgılarımızın bir çoğu Halk oyunları ekiplerine eşlik etmektedir. Aşağıda yörenin Halk oyunları ezgilerinden bazılarının notaları ve davul vuruşları notaları ile Argın hakkında bilgi yer almaktadır.

Zanbır’ın (Argın) Son Nefesçisi

Teknolojinin gelişmesiyle beraber müzik çalgılarında da değişiklikler, gelişmeler yaşandı. Enstrümanlarda yaşanan bu gelişmeler, tarihle özdeşleşen kültürümüzün üretmiş olduğu Argın (Arapça’da zanbır)ın da yok olmasını beraberinde getirmiştir. Bir türlü sahiplenemediğimiz kültürümüzün bu önemli parçası tarihe karışıyor.

Geçmişte mutluluğu sembolize eden, düğünlerde ve sıcak sohbetlerinde, vazgeçilmez bir yer edinen zanbır’ın son çalgıcısı Selim Aslanyürek. Evet, dünyada enstrümanı çalan tek insan olarak bilinen Selim Aslanyürek, tanınmış adıyla Selim Leri, takım elbisesi üzerinde yerleştirdiği Kore gazisi rozetiyle beraber dükkanında bizi karşıladı. Selim Leri saklı tuttuğu enstrümanlarını dolabından çıkararak bir sehpanın üzerine dizdi. Kemik ve kamıştan yapılmış enstrümanları dizerken, kemikten yaptığı zanbır’a verdiği önemi anlattı. Enstrüman yapabilmek için artık kemik bulamadığını ısrarla söylüyor. Sehpanın üzerine yerleştirdiği çalgılar içerisinde zamır, kaval ve zanbır’ı görüyoruz. Üç enstrümanı çok iyi çalabiliyor. Burun deliklerine yerleştirerek çaldığı kavalların uzun kavallara şekillendirdiği seslerini, zanbır’ın farklı ve mest eden havasıyla bütünleştirdiğinizde tarihin derinliklerinde buluverirsiniz kendinizi.

Gül Kuruttum
Hanım Arabaya da Binmiş
Aman Aman Bağdatlı
Tütüncüden Tütün Aldım
Hekim Başı
Gemi Gelir Aka Aka
Lofçanın Altında Kuyu
Pınara Vurdum Kazmayı
Kına Havası
Meryem
Yaprak Gazellendi
Hasan Dağı
derelerde Biter Haşiş
İki Geyik Bir Derede
Yüksek Minarede
Ninam
Samancılar Saman Çeker
Elmas dolu Çekmece
Altın Tasta Gül Kuruttum
Berber
Cemal
Atlandım İndim Eşiği
Eli Elime Değdi
Bağdadın Hamamları

Halk Oyunları

Hatay’ da oynanan oyunlar halay grubuna girer. Yörede davul, zurna, def, zil, argun ve dümbelek ile çalınıp oynanan bu oyunlarda daha çok karakter olarak aşk, sevinç, taklit ve ağıt (dertlenme) konuları işlenir. Hatay oyunları Adana, Gaziantep yöreleri ile benzerlik gösterir. Ayrıca yörede Çerkez oyunları (Çeçen, Aspura, Kafe, Rig gibi) da oynanmaktadır.

Başlıca halk oyunları:
Küllük
Halebi
Kaba Koyser
Garibin Ayağı Şerci
Havuş Rişko
Deliarap
Kırıkhan
Zennube
Hizmeli
Arci Yağlık Kenarı
Bağdat’ ın Hamamları

Kimi zamanlar davulcularla beraber geziyor. Ekonomik kaygı taşımadan ve çocukların karşı çıkmalarına rağmen Zanbır’ı yaşatmak için düğünlerde ve nişanlarda boy gösteriyor. Ve hiç durmaksızın saatlerce çalabiliyor. Zanbır’ını. Sabahlara kadar süren halayları ise hiç unutmuyor.

Rahmetli babasından öğrenmiş soluk almayı. “Babam da bu çalgıları kullanıyordu” dedi. Babasından kendisine kalmış bu tarihsel mirasın çocuklarıyla ilişkisini sordum. “Üzülerek söyleyeyim, çocuklarıma öğretmedim. Zira çok zor bir iştir bu. Çalmak, başlı başına bir sorun. Çok güçlü bir nefes gerekiyor ve bu nefes çocuklarımda yok” dedi. Öğrenci kabul edip edemeyeceğini sorduğumda ise, “Çok zor. Bugünün gençliği yeterli nefese sahip değil” derken, zanbır’ın son çalgıcısı olmanın üzüntüsünü saklamıyordu.

Evet, Selim Leri’nin ilerlemiş yaşıyla beraber zanbır da yaşlanmış. Son çalgıcısıyla beraber yok olmaya doğru gidiyor. Bir kuşakla beraber, bir kültür de yok olacak.

Pekala hiçbir şey yapılamaz mı? Elbette yapılacak şeyler vardır. Hem de hemen. Unutmayalım ki yarın çok geç olabilir.

3. sayıdan

Similar Posts

  • Zalim İsrail Çocuklara Dokunma, Gülizar Atan

    Çocukların, çocukları gömdüğü topraklar yazıyordu Filistinli bir çocuğun fotoğrafında. Çırpınan Filistin. Sumud yolda…“Kararlılık” dı anlamı.Sevgi taşıyordu beraberinde…Kırkdört ülkenin filosuyla,Kararlılıkla çıktı yola. Zalim İsrail ! Çocuktan esir olur mu?Olurmuş. İki erkek çocuk elele titriyor silahlı askerin önünde.Kaderine küsmüş çocuklar. Babaaa! diye haykırıyor, hıçkırıklarla…Babalarını getirin bunların! diyor insanlıktan nasibini almamış İsrailli asker. Sumud yolda.Sevgi ile erzak taşıyor,…

  • Her Renk İnsan, Asya Akkaya

    Sisler hattında kuşlar kopupdüşüyor göklerdenBalonlar uçuruyorum oysaben düşlerimdeGöz gözü görmüyorUmutlarımızdan yemyeşilparklar döşüyoruz yerdenBulutlara kadarÖlümü büken arı bir koşmakoluyor ellerimizin arasındabarut kokan yorgunsokaklar Gelsin istiyorum savaşınuykusu Sarılıp uyuyacak bir şeyimkalmayıncaya kadaraçıyorum gözlerimi vedikiyorum tüm kırık dökükevleriYavaşça kapanıyor gözlerim Tüm sokak lambaları sönükkalbiminPusu kuruyor korkularımuykularıma her sesle Bu topraklar kimin ve budünya?Hırsa mil çekelimtuttuğumuz çiçeklimendillerle Boşalan caddelerin…

  • KÜLTÜRÜN NEFESİ ANTAKYA, İlkay Kazmacı

    Bir şehir düşünün, sokaklarında adımlarınızdan önce tarih yürür.Her taşında bir alfabe, her sesinde başka bir dua gizlidir.İşte orası Antakya’dır.Sadece bir şehir değil, medeniyetin hafızasıdır.Antakya’yı anlamak, sadece haritada bir yer bulmak değil;bir duanın kıyısında, bir yemeğin buğusunda, bir melodinin gölgesinde insan olmayı hatırlamaktır.Habib-i Neccar’ın gölgesinde çan sesiyle ezan yan yana çalınır burada.Bir sokakta Arapça bir selam,…

  • BULUTLARI ISIRMAK, Ayaz Sarsıl

    Ben bir çocuğum yaşamak istiyorumKorkusuz özgürce ve doyasıyaYollarda o coşkun Asi yatağındaÇöp değil rengarenk çiçekler arasında Bir yağmur yağdı sular taştı yineEvimiz kirlendi çöple çamurlu suylaOysa ben gökten düşen her damladaKorkmak değil çocukça sevinmek istiyorum Uykumdan sıçradım bu gece korkuylaO karanlık suların uğultusuylaBenimse her sabah güzel dünyayaGözlerimi umutla açmam gerek Güneşin ışıltısıyla parıldasın her yerPamuk…

  • Koyu Yorgun, Veysel Çolak

    Veysel Çolak’a Yaşadıkların bir sancıya dönüşürbir nabız gibi atar, üstelik zonklayarakkeşke bir çocuğu düşünerek geçseydi ömrünanıların dönüşseydi bir işçinin büyüyen yumruğuna. Çiğnemiştir göğsünü duyduğun ayak sesiöldürülen yıllar atılmıştır üstünebaşka ne kalır unutulmaktan? Bir kırgın olarak çekil ıssızlığınabir uyumsuz sansınlar, belki bir kaçakkimse bilmesin seviştiğin o kelimeyi. Işıktan sessizdi gelişin, sanki suların uykusuyanardağların patlaması gibiydi gidişin….

  • İskenderun Şehrine Elveda, Vecihe Akdoğan

    Hicran ile çırpınan kalbimin dermanı sendinAcılarla dolan gönlüme şifa verirdinÖterdi dalgaların Hış… Hış…Ne bu coşuş ve fışkırış?Kalbimin dinmez bir sesiydiYeisimin inleyen nefesiydi Baharın Cennet’i kışın bir hazanHülyalarla doluydum her fırsatta her zamanAyrılıyorum senden hasretime yanKopuyor içimden dertli bir figan Öterdi dalgaların Hış… Hış…Ne bu coşuş ve fışkırış?Kalbimin dinmez bir sesiydiYeisimin inleyen nefesiydi Denizle ufkuna hayran…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir