Koyu Yorgun, Veysel Çolak
Veysel Çolak’a
Yaşadıkların bir sancıya dönüşür
bir nabız gibi atar, üstelik zonklayarak
keşke bir çocuğu düşünerek geçseydi ömrün
anıların dönüşseydi bir işçinin büyüyen yumruğuna.
Çiğnemiştir göğsünü duyduğun ayak sesi
öldürülen yıllar atılmıştır üstüne
başka ne kalır unutulmaktan?
Bir kırgın olarak çekil ıssızlığına
bir uyumsuz sansınlar, belki bir kaçak
kimse bilmesin seviştiğin o kelimeyi.
Işıktan sessizdi gelişin, sanki suların uykusu
yanardağların patlaması gibiydi gidişin.
Kesip alınmış elinin biri, gözlerin büyümüş
gördüklerin yeter sana
bırak artık durup durup katilini sevmeyi.
Sabahına bulaştırma zifiri karanlığı
bir mavilik olarak kal kentin sokaklarında
kedilerle söyleş, bir kahvehane bul, otur
kanından damıtılmış bir çay getirsinler sana
yağmur başlasın birden, deri’n ıslansın
binlerce yalnızlıktan birini seç kendine.
Hiç yaşamadı sansınlar, hiç ölmedi
koyu yorgun yüreğin öyle duruyor hâlâ.
Yeryüzü 2022