6 ŞUBAT ANTAKYA’NIN HAFIZASI VE UMUDU, Nebihe Karasu
Dünya, var oluşundan bu yana sayısız felakete tanıklık etti. Depremler, toprak kaymaları, seller… Doğa, kimi zaman insanın hem yurdunu hem de canını sınayan ağır imtihanlar sundu. Bu felaketler yalnızca maddi yıkımlara değil, insanın ruhunda derin yaralara da yol açtı. Ve her seferinde insan, hayatta kalmak için yeniden ayağa kalkmanın yollarını aradı.
Antakya, bu kadim coğrafyanın en eski tanıklarından biridir. M.Ö. 300’lü yıllarda kurulan bu eşsiz kent, tarih boyunca defalarca depremlerle yıkıldı; ama her defasında aynı toprakta, aynı umutla yeniden kuruldu. Roma mitolojisinde Tike, Antakya’nın koruyucu tanrıçası olarak kabul edilirdi. Belki de bu yüzden Antakya, yıkımın ardından yeniden doğmayı bilen ender şehirlerden biri oldu.
6 Şubat 2023… Antakya’nın, alışık olmadığı bir acıyla yüzleştiği gün. Soğuk bir sabaha uyanan kent, tarifsiz bir sessizliğe gömüldü. Bu sessizlik, sıradan bir sessizlik değildi; enkazların altından yükselen ama duyulamayan çığlıkların, yarım kalan hayatların sessizliğiydi. Defne’de, kitabın ve sözün altına imza atılan bir kitap fuarı alanında, hayat bir anda durdu. Saatler ilerledikçe sessizlik büyüdü; acı derinleşti.
O gün Antakya; mutluluğun, barışın ve bereketin kenti olmaktan çıkarılıp, ölümün pençesine itildi. Neden, niçin, nasıl soruları havada asılı kaldı. Ama Antakya teslim olmadı. Acıya, umutsuzluğa, sahipsizliğe rağmen hayata tutunmayı seçti. Enkazların arasında yaşam mücadelesi sürerken, insanlar birbirine omuz verdi; sanatla, sözle, dayanışmayla iyileşmenin yollarını aradı.
Bugün, 6 Şubat’ın yıldönümüne yaklaşırken Antakya hâlâ yasını tutuyor; ama aynı zamanda geleceğe bakıyor. Küllerinden yeniden doğmaya kararlı bir şehir olarak, yürümeyi, ağıt yakmayı,
ama en çok da direnerek yaşamayı biliyor. Çünkü Antakya, her şeye rağmen yaşam dolu. Hafızasında acıyı taşısa da, yüreğinde umudu büyütmeye devam ediyor.
Bu topraklar bize şunu fısıldıyor: Yıkım ne kadar büyük olursa olsun, insanın yeniden kurma iradesi daha büyüktür. Antakya, geçmişten bugüne olduğu gibi, yarın da umutla ayağa kalkacaktır.
8. sayıdan