GÜNEYİN ECESİ, Acibe Sıkar

Uygarlıkların düğümü
Medeniyetlerin beşiğisin
Zamanın ayasında yankılanan melodisin
Bilgi akımının aydınlığı
Hoşgörünün öyküsü
Güneyin Ece’ sisin
Antakya’m…
Toprağın tarih ,taşların sevdaların fısıltısı
Asi’ ye yansıyan masalsın
Rüzgarlarınla sohbet eder minareler
Anadolu’ nun ilk ilhamı
Habib-i Neccar’da
Zamanın ötesinde yankılanan
İnançların zarif sesi.
Sessiz duvarlarda sırlar saklayan
Dünyanın ilk mağara kilisesi
Maziyi anlatır.
Kervan yollarının hikayelerini taşır
Ülkemizin, tarihi uzun çarşısı
Dar sokakların baharat kokusunda
Türkülerini söyler.
Dünyada ilk aydınlatılan Herod caddesi
Kandil gibi aydınlatır karanlığı.
İnsan elleriyle, kayalardan, yazılan mühendislik tarihi

5. sayıdan

Similar Posts

  • Balina, Şener Aksu

    şarkıların demlendiği yerdeyim rengim mordan aykırıderinliklerin nefesiyim rengim mercanlarda kaldıkıyılar da uzakta kalsın o zamankıyıları martılar alsınben denizin sesiyimduy içimiiçimde bir boşluk var yıldızların ötesindeniçimde bir eğimakar sonsuzluğun elindensözün büyülendiği yerdeyim çığlığım kızıldan ötederinliklerin diliyim tenim kumsalda yandısuskunluklar kayalaşsın o zamansabahlar uykulara açsınben karanlığın içiyimal gözlerimi 6. sayıdan

  • Sevgili Duran Hocam, Müge Sahillioğlu

    Çok geç kalmış bir mektup bu aslında. Hissettiklerimi ifade etmeme yetecek mi, inanın bilmiyorum. Nicedir size söylemek istediklerim var zira. Sekiz yaşımdan beri biriktirdiklerim var. Dudaklarımın ucuna kadar gelip orada kilitlenip kaldılar. Çıkış yolu bulamayınca gerisin geri dönüp yüreğime hapsoldular. Böyle geçti işte uzun yıllar; hastalıklar, ölümler, türlü türlü sınavlar… Oysa hiç de uzakta değilmiş…

  • insancıklar, bedriye korkankorkmaz

    batakhanelerde sızan sular gibihayatta karışan ve hayatları boyuncasessizliğe ve ıssızlığa sığınan insanlar tanıdımküfür ve ıstırapları servetleriydi gürültülü sokaklarda kayboluyorduduyulmayan anlam çığlıklarıtefecilerin ellerine düşmüştühayalleri ile çocukları kadınlarının müşteri bekledikleriköşe başları yangın yeriydiyanlarından geçenler hakaretleriniyüzlerine kusuyordu bayağı kişilerdi onlarhastaydı çocukları, sarhoştu gizlerisuçları ise inadına yaşamaktı hiçlik içinde haykırıyorlardıgerçekleri dünyayaitilip kalkılaninsancıklardı marazi gururlarıruhsal incelikleriacılarına layıktı gürültüsüz, patırtısız yaşıyorlardıinceliklerle…

  • İç Seferleri, Cansu Ekmekçi

    Ay, ağır ağır taşır gecenin rahmindeSuskunama zamanla yoğrulmuş bir öfkeyi.Ha döktü,ha dökecek mahremini,yüzyıllardır sakladığı iç seferleri,kendi gövdesine işlenmişsırlı çentikleri. Kızıl bir sancı gibi kabarırgöğsündegeceye değmeyen sözcükler.Yaralı bir hafızadır bazen ay,unutmanın hüznüyle bükülmüşkadim bir bilicidir aslında. Çünkü bilir:Her suskunluk,bir çığlığınana rahmine düşmüş halidir.Ve her öfke,henüz doğmamış bir hakikatinkanlı sancısıdır. Ay ne zaman eğilse toprağa,toprak da çözer…

  • İSTERSENİZ KAMERA GÖRÜNTÜLERİNE BAKIN!, Yonca Yaşar

    Bırakın beni! Hastanede kalmak istemiyorum. Çözün ellerimi. Çözün diyorum. Yusuf da bağladı ellerimi. Kaçamadım! Kaçamadımmmm! Yine böyle sabaha karşı eve geldiği gece. yine sarhoştu. Boşanmam dedi, Yusuf. -Yusuf artık yok, kızım!, diye seslendi kolunu tutan yaşlı kadın. Başını iki yana sallayarak görevliye mahçup bir bakış fırlattı -Yalvardım, yalvardım… Bırakın beni.. Göz yaşlarına hakim olamadı yaşlı…

  • Düş, Bahri Loş

    Sularımın sınırlarıyla baş başa kalacaktımKüçük bir ağacın altına oturacaktımGöğe bakacaktımSerin bir rüzgar esecektiBen çayımı içecektimÖnümden çocuklar geçecektiMasumluk büyütecektimİçimde bir kadın yeryüzünü ışığa bezeyecektiBir kış gelecekti sıcak, tok veDemirin ucu bükülmüşKıyılar şehri yaralarından öpecektiBir güneş doğacaktıKaranlık bir daha dirilmemek üzere ölecekti 4. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir