İç Seferleri, Cansu Ekmekçi

Ay, ağır ağır taşır gecenin rahminde
Suskun
ama zamanla yoğrulmuş bir öfkeyi.
Ha döktü,
ha dökecek mahremini,
yüzyıllardır sakladığı iç seferleri,
kendi gövdesine işlenmiş
sırlı çentikleri.

Kızıl bir sancı gibi kabarır
göğsünde
geceye değmeyen sözcükler.
Yaralı bir hafızadır bazen ay,
unutmanın hüznüyle bükülmüş
kadim bir bilicidir aslında.

Çünkü bilir:
Her suskunluk,
bir çığlığın
ana rahmine düşmüş halidir.
Ve her öfke,
henüz doğmamış bir hakikatin
kanlı sancısıdır.

Ay ne zaman eğilse toprağa,
toprak da çözer düğümlerini.
Ay ne zaman çıplak kalsa,
gökyüzü de döker yükünü.
Ve o an,
ay sadece parlamaz
Kendiyle yüzleşir,
Kendini doğurur yeniden
ağrının içinden.

5. sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir