ÇİÇEK UYKUSU, Murat Boğurucu

Koyu sohbetlerde nesli tükenen adamlara yazılmış şiirler okunuyor
Sokağın ışıksız gölgesinde susları duyulacak eğer biraz daha ağlarsa kadınlar.
Akşamın kalbinde gün biter kuşlar çekilir bacaları mor çatılara.
Sığınaklarını su basar kiracıların; yalnız kalan ağacın çürür meyveleri,
Ucuz rüyaların erken saati düşer toprağa.

Soyut iklimler biriktirir pencereler
Sabah duasında, ütüsüz giyilir aydınlık.
Okul sıralarında yarım kalan masalların tınısı var hâlâ.
Hâlâ sıvası yapılmamış duvarları ıslatıp durmaz yağmur
Bir yanı kusur bir yanı çocuk kalır otobüse yetişemeyen yetim yaşlılar .

Şifacılar satmış kalbe dökülmüş bütün zehirleri,
Çiçek uykusunda içilmiş bütün şişeler.
Bir ihtimaller uykusundan uyananlar çok oldu;
Gerçeğe biraz daha yakın duruyor gövdesinin mahremini tütsüleyenler,
Ağlamaklı yolculara dönüşür hep,
Sevdiğine kavuşamayanların yorgunluğu var herkesin elinde.
Kökünü salar boşluğa fidan daha çok bölünür ağacına saklanan bahçeler.
Bir kıyıda veya öylesine toplanmış bir dernekte nerede olursa hep soğuyan demlikler
On sekizinde kırılır hevesi gençlerin.
Örtemez gökyüzünü yüzlerinin hürmetiyle örtünemez üst katlarında oturan feodal yalnızlık.

Yankısı kurumuş sessizlikler toplatıldı
Kül hakkı niyetine döküldü bağırılan harflere.
Mayasız şarkılara dönüştü acıya fikir veren ıslıklar.
Gün kızıla çalmaz artık açmaz akşamüstü tezgahtarlar.
Kız çocuklarının öpülmüş alınları,
Kara lekeler doğurmuş uzak akrabalar dokundukları her hayalin zerresinde.
Son bulmayan bir yangının ortasında,
Her gün yakılıyor kışlık fikirler.
Bu temmuz kehaneti ısıtmıyorsa …..
İçindeki cehennemi bile özler insan.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir