|

SEMİRA’NIN GÖZLERİ, Arif Berberoğlu

Ve indirdiler cehennemi yeryüzüne
gök tavan eriyip damlıyor
bebek teni maviliğin eteklerine
seni bekliyor o şehir
Tanrı’nın ölüme söz geçiremediği şehir
kızgın bir demir üstünde..
boğuyor ateşin sesi suyun sesini
her taraf köz konacak yer arıyor
güvercinler Gazze’de

Semira, çiçekçi kız, on birinde
sarılmış yanık bir zambak demetine
kulaklarında toprağın iniltisi
düş görmek istiyor sadece
en güzel ayet bilerek yaşamayı
gezegenin bütün dillerinde

Ve boşluğa çakılı çığlık
ve boşluğa çakılı çocuk gözleri
gördüler ki ne şarkı var ne şiir
göklerde yazılmış kitaplarda
kutsuyor çiçek açarak onları
gövdesi zeytin ağacı bir tanrıça

Semira, Picasso yaşasaydı
yeniden yapmaz mıydı Guernica’yı
Gazze’de bir duvara
en kırmızı gülü takarak
tutuşan saçlarına

7. sayıdan

Similar Posts

  • Gördünüz mü, Suna Su

    Gördünüz mü.?Gökyüzünde ki renk cümbüşünüÇocuk neşesinin yansıması bu . Duydunuz mu?Yurdumun her yanını saran bu cıvıltıyi ..Doğudan batıyaKuzeyden güneye.. İşte ! Geliyorlar,Eşsiz kahraman her biri ..Yaşam müziğinin farklı tınısı her biri ..Kendi hakikatlerinin yolcusu her biri .. Aç onlara yüreğini,Sarmala küçük bedenlerini,Dindir güvenli sıcak yuva hasretini.. İşte şimdiÇiçek toplama yarısındaDaha hızlı koşuyorlar güneşe..Hepsi yaşamlarını bir…

  • |

    Çocuğun Dünyasında Savaş, Sabahattin Günay

    Ben çocuğum! dünyam gözümde büyüktü… Kitabım önümde, defterim açıktı.. Annem okula gönderip öğretmenim karşılardı… Babam işten gelip harçlık verecekti.. Yarın arkadaşlarla bisiklet sürecektik.. Bize emanet mirasları gözden geçirecektik.. Büyüklerimizin sözünü dinleyip değerlerimizi savunacaktık..Amaaaa! Fırsat vermediniz ki… babamı çaressiz, annemi savunmassız, benide sığınacağım kucaksız braktınız..Ne oldu böyle, hırsınızda yatan menfaatiniz neydi?Evet ben çocuğum, dünyam da gözümde…

  • | |

    Eksik Esen Rüzgar, Acibe Sıkar

    Sesim duvarların taşlarına çarpıp yankılanırkenZamansız bir fısıltıya dönüştüm.Beni çağıran olmadıGözlerim başkalarının baharında üşüdü.Ellerim ekmeği bölerken aç kaldı.Gölgelerden süzülen ışığı toplayıp avucumda biriktirdim ,gün başkalarına doğarken .Adımlarım iz bırakmayan sessiz bir düş gibi süzüldü.Rüzgar başka yelkenlere esti ben eksik kaldım .Sözlerim sesimin yabancısıGözlerim aynalardan uzakKalemim sadık bir dostYazdıkça yeniden benVar oldukçaYol alan bir iz. 6. sayıdan

  • Hafızanın Kırık Aynası, Sevim Yunus Habip

    Eski taşlar, yeni unutuşlar-Gittiğinde bir sokakKaldırım çizgileri nasıl tamamlanır? Silinmiş seslerin yankısı,Boğuldu duvarların ardında.Çözülemeyen bir denklem gibiEksik bilinmeyenlerle. Hafızanın çatlaklarından sızıyor, anılarKimliği belirsiz bir şehrinYeniden inşa edilen yüzündeTanıdık olmayan gölgelerle. Gitti çocukluğumuz,Bugünümüz, yarınımızKırık bir aynada,Yansımayan suretler gibi. Ve şimdi,Zamanı tersine katlasakGeri dönemeyecek hiçbir şey,Hatırlamak da bir harabe işi. 3. sayıdan

  • Ant, Bahri Loş

    1Sana ne zaman güzel sözcükler biriktirsemÖnce dünya tozuna bulanıyor ellerimGülümsediğinde yüzün masal ülkesine dönüyorOysa ben gözlerimdeki hüznü tahttan indiremedim2Kuşları sevdikÇimenleri, börtü böceğiGökyüzüne bakışımıza düşman kesildilerTanrımızı ele geçirmek istediler3Tartıya koyduk acılarıİntikam diye öne atıldı süngülerÇocuk yüzlü bir sözcük büktü boynumuzuSevgiyi kuşandık indik sokaklaraAnt içtik yeryüzünü aşkla sulamaya 3. sayıdan Yazarın Tüm Yazıları

  • |

    Üşüyorum, Mahmut Kuru

    (…) Antakya’ya yağmur yağıyor sicim sicimBen üşüyorumAğaçlar üşüyor, kuşlar üşüyor, caddelerAyakkabım kravatım şapkam üşüyorSokaklar saçaklar evlerHep birlik üşüyoruz YanaklarıElma kırmızılığında çocuk üşüyorElleri bacaklarının yanında üşüyorKarşı evin damında bir serçeBen üşüyorum serçe üşüyorAntakya’ya yağmur yağıyor sicim sicim (…) 5. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir