|

Taş Olsa Çatlar, Zehra Öztürk

Dingin bir dağın eteğinden
Nasırlı bir çift el çıkardı.
Kesti, yonttu, cilaladı.
Getirdi kalabalığın, cümbüşün içine.
Eminönü, Mısır Çarşısı arası,
Bir sokak ötede çiçek pazarı.
Sokak arasından sızan
Deniz havası olmasa,
Orta yerinden çatlardı.
Zor alıştı,
Ne topuklar geldi geçti.
Ne hayatlar aktı.
Kimi oturup saatlerce ağladı.
Kimi zilzurna sarhoş,
Üstünde sabahladı.
Kaç sokak kavgasının
Sessiz şahidi.
Parfüm kokulu topuklar,
Vazgeçemediği sevgilisi.
İşçinin, emekçinin sadık bekçisi.
En yakın sırdaşı
Köşedeki dilenci.
Çıkmaz sokağın demirbaşı,
Alelade bir kaldırım taşı.
Gecenin kör karanlığında
Bir kadının kanıyla yıkandı.
Feryat figan bir çocuk ağladı.
Bağrına basıp geçen
Onca topuğun günahı sevabı,
Dibindeki minareden okunan ezanlarla
Beş vakit yundu, yıkandı.
Dayanamadı bu acıya,
Orta yerinden çatladı.
Söküp çıkardılar İstanbul’un bağrından,
Götürüp attılar Zincirlikuyu’ya.
Yatırdılar eksik eteğin başucuna.

9. sayıdan

Similar Posts

  • |

    KİRPİKLERİ KALDI KALDIRIMLARDA GAZZE BEBEKLERİNİN, Uygur Orhan

    –çekmişler kamalarını bir halkın kaküllerini kesiyorlarbir elleri Petrodolarlarda kanlı paylaştırıcılar fotograf önlüklerinde tek heceli şiirlere bulaştı bu soykırımbelgilerin en kısası çocuk yüzüngazetelerin manşetinde kıpkızıl puntolardelişmen çocuk sakin kalmazsın biliyorumyaraşmıyor sana susmaküçyüzaltmış derece döndür bak kafanakafan kelimen ne varsaböl kır barışa/kurortalıkta zulüm ve kül ses tozları savuruyorumkulağına üfürüyorum çınlıyor geniş bir açılmayaölü bir atı ağartıyor zamanzifiri…

  • ZÜRAFA BOYUNLU KIZ, Şehnaz İşeri

    Şükür kavuşturana sevgili bilgisayarım bugün sana anlatacağım masalımın kahramanı, Tayland’ın Burma sınırındaki Ban Mai Nai Soi Mülteci Kampının yanındaki köyde yaşayan on üç yaşındaki genç kız Mulo. Masalım günümüzden çok da eski olmayan bir zamanda geçiyor. Bir varmış bir yokmuş güneydoğu Asya’daki Burma adlı bir ülkede iç savaş çıkmış. Bu ülkede yaşayan Karen Kabilelerinden pek…

  • ÇİÇEK UYKUSU, Murat Boğurucu

    Koyu sohbetlerde nesli tükenen adamlara yazılmış şiirler okunuyorSokağın ışıksız gölgesinde susları duyulacak eğer biraz daha ağlarsa kadınlar.Akşamın kalbinde gün biter kuşlar çekilir bacaları mor çatılara.Sığınaklarını su basar kiracıların; yalnız kalan ağacın çürür meyveleri,Ucuz rüyaların erken saati düşer toprağa. Soyut iklimler biriktirir pencerelerSabah duasında, ütüsüz giyilir aydınlık.Okul sıralarında yarım kalan masalların tınısı var hâlâ.Hâlâ sıvası yapılmamış…

  • insancıklar, bedriye korkankorkmaz

    batakhanelerde sızan sular gibihayatta karışan ve hayatları boyuncasessizliğe ve ıssızlığa sığınan insanlar tanıdımküfür ve ıstırapları servetleriydi gürültülü sokaklarda kayboluyorduduyulmayan anlam çığlıklarıtefecilerin ellerine düşmüştühayalleri ile çocukları kadınlarının müşteri bekledikleriköşe başları yangın yeriydiyanlarından geçenler hakaretleriniyüzlerine kusuyordu bayağı kişilerdi onlarhastaydı çocukları, sarhoştu gizlerisuçları ise inadına yaşamaktı hiçlik içinde haykırıyorlardıgerçekleri dünyayaitilip kalkılaninsancıklardı marazi gururlarıruhsal incelikleriacılarına layıktı gürültüsüz, patırtısız yaşıyorlardıinceliklerle…

  • |

    Antakya, Ozan Öztepe

    Baharda geldin bu kenteİnönü Caddesi boyunca adımladınasma yapraklarına sarılı sokaklarınıduraksattı yola akan kokusalaş bir lokantayı kestirdin gözüneen kuytu masasını seçtin Asi’nin izindedurmaksızın yol aldındüz damlı dar sokaklarınasaptın saklanmak içinasi güneşten güneyine ilerledikçe kentintürkü yakankadınlar gördün rengarenk giysileriyleyavaşlamaya başlamıştı zamangüneş renge geldikçe Neccar Camii’nevardın ikindiye yakınyeni boyalı lokmalı parmaklığındaniçeri baktın loş ışıkta;namaza duran iki adam veküçük…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir