|

Akşamlar, Gazi Yolcu

“Yeter, uslan artık Hüznüm, rahat tut yüreğini,
Akşam olsun diyordun, bak işte, kararıyor gün.”

Charles Baudelaire


Yine tekinsiz bir akşam inmekte gökten,
Yıldızlar buğday taneleri gibi serpiliyor yine.
Türküler söyle bana yaşamaktan, ümit etmekten,
Yıldızlar bu akşam umarsız, bu akşam diken diken…
Kalbim terk edilmiş kavruk bir çocuk gibi ıssız.
Gözlerime yine karanlıklar çöktü, karanlıklar erkenden.

O çöl saçlı, vişne gözlü akşam bulutları
Gövermiş gözlerimde yağmurlar biriktirir.
Nefesimde yalnızlık kör bir balta gibi sapsız.
Ben de buluttum bir zamanlar haylaz, uçarı…
Akşam bulutları, gecikmiş yağmurlar biriktirir.
Ahmak bir rüzgâr eser, hatıralar hoyrat, hesapsız.

Ben akşamları bir cehennem gibi yaşarım.
Akşamlar beni bir cehennem gibi anar.
Kalbim sisli, erişilmez dağ başları kadar yalnız,
Kalbimin üstünde dönüp duruyor akbabalar.
Ben her akşam serçelerin konduğu o dağ başıyım,
Yüzüm zeytin kokar, gövdem toprak, ellerim yıldız…

Akşamlar yalnız mı yaşanır?
Yalnız ben mi akşamları yaşlanırım?
Nehirler bu saatlerde suskun ağlamaklıdır.
Ormanın içinde bir ağaç tekilliğinden utanır,
Ben vahşi sakallarımdan utanırım.
Ne zaman akşam olsa kalbim ikiye ayrılır.
Ruhum harap bir ülke gibi, ağlarım.

Evlerin önünde kadife çiçekleri, asmalar, yediverenler,
Her bir yaprağında bin tohum, her tohumda bin keder.
Eski kasetlerde isimsiz, içli, tutarsız şarkılar,
Anılar sıraya girmiş, kafama kurşun sıkar.
Tut elimden ey yar,
Bu akşam bir derdim var.

Akşamları ben de bir yıldız olsam, omuzlarına düşsem,
Bir yıldız olsam mavice yahut kıpkızıl parlasam,
Ömrümün çöl kumlarından bir kum çalsam,
Avuçlarımda sana sunsam gizlice.
Akşamları bir kandil olsam, yansam, yakılsam…
Akşamları halim nicedir, sorma, sakın bilme.
Akşamları ey yar,
Şairler gözyaşı döktükçe
Senin pencerene yağmurlar yağar.

Similar Posts

  • |

    Antiochia, Gazi Yolcu

    Kayıp bir şehirde buldum gülüşlerimi.Sislerin ve zamanın ötesinden gördüğüm…Mermer sütunlarına sarıldım da uzun uzunTaş avlularına yüzümü sürdüm.Silpius Dağı’ndan Tyche gülümsedi banaHani kudretli Orontes’e diz çöktürmüştü. Defneden ve zeytinden taçlar giydimAgoralardan krallar geçiyordu, gördüm.Stola giysili kızlar asmalardan üzüm topluyordu.Eğildim, toprak künklerinden bir su içtim.O kadim şehir, ihtişamla dünyaya gülümsüyordu. Arenalarda aslanlarla dövüştüm,Kan aktı bedenimden.Gladyatörlerle aynı masada…

  • Uzak, Arif Berberoğlu

    Ben hep güneş giydimBulut giydim çocukluğumdaÖlü bir annenin rahmiydiToprağında kuru bir dal gibi titrediğim ovaOvanın ılgımında sudan atlara binerdimBir bilinmeze bir hayale sürerdim sürerdimHiç varamazdım el ettiğin o cenneteNehir yürüyüşlü sevdiceğim. Masal devi bildiğim günlerdi Deniz Gezmiş’iDenizlerde dolaşan o dervişi…Bir mum gibi bükülürdü muskalı boynumBaktıkça ırmağın karşı kıyısındaKomşu köy okulunda yazı yazan çocuklaraVe yazıda yalınayakAyaklarımın…

  • |

    GÜNEYİN ECESİ, Acibe Sıkar

    Uygarlıkların düğümüMedeniyetlerin beşiğisinZamanın ayasında yankılanan melodisinBilgi akımının aydınlığıHoşgörünün öyküsüGüneyin Ece’ sisinAntakya’m…Toprağın tarih ,taşların sevdaların fısıltısıAsi’ ye yansıyan masalsınRüzgarlarınla sohbet eder minarelerAnadolu’ nun ilk ilhamıHabib-i Neccar’daZamanın ötesinde yankılananİnançların zarif sesi.Sessiz duvarlarda sırlar saklayanDünyanın ilk mağara kilisesiMaziyi anlatır.Kervan yollarının hikayelerini taşırÜlkemizin, tarihi uzun çarşısıDar sokakların baharat kokusundaTürkülerini söyler.Dünyada ilk aydınlatılan Herod caddesiKandil gibi aydınlatır karanlığı.İnsan elleriyle, kayalardan,…

  • | |

    Eksik Esen Rüzgar, Acibe Sıkar

    Sesim duvarların taşlarına çarpıp yankılanırkenZamansız bir fısıltıya dönüştüm.Beni çağıran olmadıGözlerim başkalarının baharında üşüdü.Ellerim ekmeği bölerken aç kaldı.Gölgelerden süzülen ışığı toplayıp avucumda biriktirdim ,gün başkalarına doğarken .Adımlarım iz bırakmayan sessiz bir düş gibi süzüldü.Rüzgar başka yelkenlere esti ben eksik kaldım .Sözlerim sesimin yabancısıGözlerim aynalardan uzakKalemim sadık bir dostYazdıkça yeniden benVar oldukçaYol alan bir iz. 6. sayıdan

  • ANTİOHİYA CORC SUADİOĞLU

    MÖ 300 civarında Büyük İskender’in komutanlarından SELEUCUS NİCATOR tarafından kurulduğu bilinen bir Şehir olduğu bilinmektedir. SİLPİUS DAĞI (Habibi Neccar Dağı) kenarında kurulmuş olup tam ortasından ASİ NEHRİ geçmektedir.BÜYÜK ROMA İMPARATORLUĞUNUN üçüncü, dünyanın dördüncü büyük Şehridir. Bu Coğrafyanın büyüsüne kapılan Uygarlıklar KALKOLİTİK (MÖ 5000-4000) çağlardan başlıyarak bu bölgede çeşitli medeniyetler kurmuşlardır. Gelip geçen bu uygarlıklar daha…

  • |

    KADİM KENT ANTAKYA’YA DERİN HOŞGÖRÜ GAZELİ, Nuri Taner

    Silpiyus göğe kazınmış güneş topunu yuvarlar Antakya’yaİlk mızrağı Hızır saplar geceyi dişleri arasında çiğneyen ejdarhaya. Roma Köprüsü’nün önündeki agora’da köle pazarı kurulurHalayıklar, cariyeler, ipekler kumaşlar binbir baharatı kente sunulur. Tarihin derinliğinden gelen ejderha kıvrılır yatağına, orontes adıyla akarÇevresinde uçuşan martılar çığlıklarla nehrin köpüklü sularına dalıp balık avlar Kadim kent,Orontes’in eski yatağına kurulan dört mahallesi“tetrapolis” olarak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir