Taşların Hafızasında: Aziz Pierre’in Sessiz Tanıklığı
ÖZGE GÜNAY
Sessizliğin içine gömülmüş usulca yaşarken sadece rüzgarı hissediyordum. Bazen kuşların bazen de cırcır böceklerinin sesi eşlik ediyordu rüzgara. Bir gün gecenin sessizliğinde gelen ayak sesleri ve koşuşturmalar duydum. Bana doğru geliyorlardı. Taşların tıkırtısından hissedebiliyorum. Karanlıktı, onlar için güvenli bir sığınak olmalıydım. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı benim için ve gelenler için. İnsanlar gelmeye başladı yanıma. Tek bir isim anımsıyorum o dönemden kalma Aziz Pierre. Vaazlar veriyordu gelenlere. Toplantılar, ayinler yapıyorlardı. Bazıları ağlıyor, bazıları da mum yakıyordu. Duvarlarıma yaslanıyorlardı, onlara güçlü olmaları için destek oluyordum. Bir isim söylediler, çatlaklarımdan içeri sızarken fısıltılar , “Hristiyan” … Boşlukta usulca yankılandı bu tek söz. Bir kelimeden daha fazlasıydı, huzur doluydu. Hristiyanlık dedikleri bu inancın ilk tohumları atılıyordu benimle. Taş duvarlar, sütunlar, mozaikler döşediler zamanla. Tüneller kazıp, zor zamanlarda oralara sığınıyorlardı. Gelip gitmeye devam ettiler, bir süre sonra yeniden sessizliğe gömüldü duvarlarım. Herkes dağıldı, ayinler son buldu, olan biteni bilmiyordum, ben sadece dağa oyulmuş bir boşluktum. Müze diye ilan ettiler beni. Ama bilmiyorlardı ki duvarlarımın, çatlaklarımın arasındaki sırları. Uzun zamandan sonra sunak ve Aziz Pierre’nin heykelini yaptılar . Onunla geçen anılarımı unutmayacağım böylece. İnsanlarda beni unutmadılar bazen gelip dualar edip, ilahiler söylüyorlar. Ve ben de yeniden anıyorum o ilk fısıltıyı ziyaretçilerimle