İNSANIN ÖTEKİ YÜZÜ, Mehmet Öksüz
Her nefeste, bir yudum sevgi ile bütünleşen eller; hayatın tüm sıkıntılarını içine atan gönüller, her gece incinen yürekler, ağlayan gözler, kaybolan sevinçler, yitirilmiş güzellikler var bu yer kabuğunda.
Masum insanlar acımasızca öldürülüyor, insanların hayatı tümüyle tehlikede; anneler, babalar, kardeşler, dostlar isyanda. Zavallı bedenler acı içinde kıvranıyor. Matemler büyüyor, anbean ölümler yaşanıyor ve insanlar durmadan ağlıyor. İçimizdeki hüzün hiç bitmiyor.
İstiyorum ki;
Huzur bize mezar olmasın bu güzelim dünyada.
Sen siyahsın, ben beyazım.
Bu Kürt, şu Alevi, o Sünni, ben Çerkez.
Ah! Irkçılık yapan ruhlar içimizi öfkeyle dolduruyor!
Nevzat Ermeni, Davut Yahudi, Yusuf Ezidi.
Sultan da Arap olsa ne olur ki?
Meryem Egeli, Mahmut Akdenizli.
Fatma Doğulu, Ceyda Batılı.
Kerem Karadenizli, Mehmet de Güneydoğulu olsa dünya mı batar?
Eşarplı teyze, türbanlı anne.
Şu kadın, bu erkek.
Şu evli, bu dul, o bekâr.
Erkeğin dul olması doğalsa, kadının dulluğu neden doğal olmasın?
Eşcinsel diye dışlanan,
Ateist diye horlanan,
Dindar diye hakaret gören,
İçki içer diye kınanan,
Düşüncesi yüzünden hüküm giyen ruhlar olmasın!
Ayırımcılık yapanlar yok olsun istiyorum.
Bu neyin kavgası? Yoksul düşüncelerin egemenliği tartışılırken, morarmış dengeler kir tutmuş yüreklerde. Sabit kara düşüncelerle insanlar nefessizleşirken, azat et içindeki paslı günahları. Dert ettiğin yalnızlık cümleleri kat kat artarken, kelamların mutluluk neferlerini yaşat gönüllerde.
Yüreklerimiz derin yaralarla kanarken, çoğalıyor umudunu yitiren insanlar. Hep akıl almaz eylem-lerin içinde yaşarsak şayet, korkarım ki ölünceye dek sürekli gururu ezik günlere uyanacağız!
Yağmurun ıslattığı zeminlerde uyurken, çürük yüreklerin hançeri yüreğimize saplanıyor. Suçsuz yüreklerin ruhunu korumazsak, ebediyete kadar güzelliklerden yoksun kalacağız. Zavallı beden-ler yürekleri sızlatırken, elleri nasır tutmuş annelerin feryatları iç yakıyor. Şu kısacık ömrümüzde etrafa hep acı dolu pencereden bakarsak, karanlıklar içinde yaşayacağız! Kahpe eller bedenleri kirletirken, ateşin düşleri yuvaları karanlıklara gömüyor. Bakışlar feryatlar içinde hırpalanırken, yankılanan ağıtlarla hayat ansızın duruyor. Mısralar her nefeste ölüm kokarken, hasret prangaları göğüs kafesime vuruyor. Masum bedenler acıyla kıvranırken, yüreklerde yaşayan minicik fidanlar kül oluyor.
Ey Âdem, insanlar ölümle eşitlenir ya, sen yaşarken eşitle tüm insanları.
9. sayıdan