SENİ SEVMEK, Fevziye Aşkar

Seni sevmek
Yürekteki sesler çığlığa dönse
Feryatlar kara geceleri yırtıp geçse
Ümitlerim enkaz altında kalsa da
Seni sonsuza dek sevmek,
Düşlerin en mavisi, en temizidir.
Çocukların masum
Gülüşünde yaşar,
Nergis çiçeğinin toprağı
Gizli öpücüğünde,

Özlemin, mistik kokuların
İçinden süzülen.
Derin ve büyük çağrıdır.

Güller baharda açmasa
Bülbül, dili için dili lal olsa
Yaslı cadde ve sokaklarda
Evsiz, barksız çocuklar koşsa bile,
Seni şiirlerde, şarkılarda
Yaşatmaktır emelim.

Karışık duygularını,
Yıkık, dökük ama eşsiz güzelliğini,
İncinmiş sevdanı
Geçmişin yaralı ruhunu,
Beslemektir umudumuz.

Yüreğimin her atışında,
Sırtımı Habib-i Neccar
Dağına dayadığımda,
Anka kuşunun ezberinde
Yeniden yeniden
Doğmayı öğreniriz.
Baharat kokuların
Rüzgârla çoğalır.
Ruhunun rengi,
Solmasın diye,
Ağaçların dallarına
Sabır diledim.
Dileklerimi taşlara yazdım.

Ey! Höşgörünün yaralı
Aynası,
Medeniyetlerin Suskun kalbi,
Yaralı gönlü Antakya’m
Seni sevmek,
Yıkıntının içinden geçen
Işığı sevmek,
Aydınlığı sevmektir.
Sınırdaki ay’ı , güneşi sevmektir.

8. sayıdan

Similar Posts

  • GEÇMİŞ OLSUN ANTAKYAM, Fatma Özger Bilgiç

    Kadim şehir yaslı, boynu büküldü Ruh ve beden yandı, ciğer söküldü Ağıtlar yükseldi, moloz döküldü Bu depremi dünya ilk kez görüyor! Antakya, Ata’mdan hediye bize Yıkıldı camiler, kilise, müze Çıkacaktır bu hâl inşallah düze Bu depremi dünya ilk kez görüyor! Dağılmış Antakya’m, suskun bakıyor Binalar üst üste yürek yakıyor Hocalar camisiz sela okuyor Bu depremi…

  • Kayıp Yaşamlar, Sevgi Erol Öçal

    Bulutlar eski hatıraların kuşlarıGeçmişin rüzgarları karlı okyanus ıssızlığıSinyali sakıncalı çığlığı kıvrımlıYıldızların sessizliği o anlar Ah o sokaklar beyaza bürünmüş bir geçmişinBulutları cirit atan gökyüzündeKarga sesiyle çınlayanDüşünceli gecelerin loş ışığı Semavere od salınanİstigana gam salınanGıcırtısı köhne ahşapların sabahı başlattığıGüneşi eksik gökyüzüne uyanan rüzgarlı yürekler Kış tepelerin ardından soğuk rüzgarlar yollarkenAyrılıklar resmidir hayatBerrak sabah havasının özlemiyle terk…

  • Antakya’m, Nebihe Karasu

    Hasta olur SelevkosDerdine çare ararToplanır hekimler, ulemalarDerler ki çaren nemli rüzgar Bilirkişiler çıkar yolaDağılırlar dört bir kolaKimi gelir en güneyeTanışırlar Orontes’le Nemli ve hoş havasıOlacaktır kralların devasıSevinç içinde dönerlerKrallarına müjdelerler Aacil emir gelirKurulsun güzel şehirOrontes’in üstünde köprüHoş geçsin artık ömrü Babsına bir vefaOlsun adı AntiyoşyaGelişti büyüdüMerkezi oldu Doğunun 3. sayıdan

  • Son Senfoni, Şerif Kaya

    terkedilmiş bir sevgili gibiydiher yer!dağınık saçlar,şiş gözlerve feri kaçmış bakışlar..!kodlarını ezberletiyordu dünyaya sanki;son kaşe;altı iki yirmi üç 04:17!sokaktaki koşuşturmanın,yetişme çabasının yerinebir dala konmuş kuşların,bir köşeye sinmiş kedilerinbekleyişi vardıumutsuzca..!dünyanın bütün ezberlerini sıfırlayacakbilinmezlikleri beraberinde getirecek.artık ne Hiroşima’danne de Nagazaki’den söz edilebilirMezopotamya dururken!Bir sevgilinin,sevgi dolu dokunuşu değildi bu,uykunun en tatlı saatindebizi uyandıran.Vedalaşmak için üç gün süre verilenMübadele günleri…

  • EDEBİYATIN İŞLEVİ BİR KÖPRÜ BİR AYNA, Mehmet Karasu

    Edebiyat, insanlığın kadim tarihine eşlik eden bir yol arkadaşıdır. O, insan zihninin sınırlarını zorlayan bir düşünce alanı, duyguların bir tercümanı ve toplumların kolektif hafızasıdır. Bu çok katmanlı doğası sayesinde edebiyat, bireylerin ve toplumların yaşamlarına derin bir anlam kazandırır. Ancak bu anlam, sadece estetik bir beğeni veya entelektüel bir tatminle sınırlı değildir; edebiyat aynı zamanda bir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir