Bertrandon de la Broquière

Seyahat(name)lerdeki Antakya 10

“Seyyah Kılığında Bir Ajan”

Bertrandon de la Broquière

15. yüzyılda hacı, seyyah ve gözlemci kimliğiyle yola çıkan Bertrandon de la Broquière, aslında Burgonya sarayının Osmanlı topraklarına dair bilgi toplamakla görevlendirdiği dikkatli bir gözlemciydi.

“Suriye’den çıkınca bizim Ermenistan adını verdiğimiz Türkmen ülkesine girdim; bu diyarın başkenti, onların Antekeye adını verdiği büyük bir şehirdi, biz ona Antakya diyorduk…”
1400–1459 Fransa’da doğan Burgonyalı aristokrat, seyyah ve gözlemci.
Le Voyage d’Outremer Denizaşırı Seyahat adıyla bilinen seyahatnamesi, Osmanlı coğrafyası için önemli bir kaynaktır.
Antakya Broquière’in metninde Türkmen ülkesinin başkenti olarak anılan kadim şehir.

Bir Şehrin Kaybolan Çizgileri

Bertrandon de la Broquière’in “vaktiyle güzel bir yer olduğu belli” dediği Antakya’da bugün artık kenti çevreleyen surlar yok. Kuzeye doğru göze çarpan göl de yok. Keçiler varsa da bilinmez; fakat develer çoktan gitti. Hatta Broquière’in üzerinden muhtemelen hiç geçmediği Roma Köprüsü de, ileride keyifle anlatacağı nauralar da artık Antakya’nın kayıp hafızasına karıştı.

Zoraki Seyyah, Gönüllü Gözlemci

Bertrandon de la Broquière’in seyahat tarihi günü gününe bilinse de doğum ve ölüm tarihleri kesin değildir. 14. yüzyılın sonları ile 15. yüzyıl arasında yaşadığı anlaşılır. O, zoraki bir seyyah sayılabilir; çünkü yolculuğunun ardında açık bir siyasi ve askerî görevlendirme vardır.

Asıl amacı, yeni bir Haçlı seferi başlatmak isteyen Burgonya Dükü Philippe le Bon’a Osmanlı kuvvetleri ve güzergâhlar hakkında doğru bilgiler ulaştırmaktır. Ancak ortaya koyduğu eser, niyetinden bağımsız olarak Osmanlı Devleti ve Anadolu coğrafyası üzerine önemli bir başvuru kaynağına dönüşmüştür.

“Eğer herhangi bir Hıristiyan kral ya da prensi, Kudüs’ü fethetmeye ve buraya büyük bir orduyu karadan sevk etmeye kalkışırsa… yol üzerindeki bütün kentleri, kasabaları, bölgeleri, ülkeleri, ırmakları, dağları bilsinler istedim.”

Yeni Bir Haçlı Seferinin Gölgesinde

Broquière’in yolculuğu, Avrupa aristokrasisinin Osmanlı yükselişini dikkatle izlediği bir döneme denk gelir. Burgonya Dükü Philippe le Bon’un yeni bir sefer için ordu toplamaya çalıştığı, ancak ani bir kararla bundan vazgeçtiği anlatılır.

Oysa tarih artık başka bir yöne akmaktadır. Broquière’in yaklaşık iki yıl süren gezisinden yirmi yıl sonra İstanbul, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilecektir. Avrupa’nın yeni bir Haçlı seferi örgütlemeye çalıştığı bu dönemde, Bizans’ın sonu da hızla yaklaşmaktadır.

Semavi Eyice’nin Değerlendirmesi

Bertrandon de la Broquière hakkında Türkiye’deki önemli çalışmalardan birini yapan Semavi Eyice, onun Türkler hakkında olumlu gözlemler paylaştığını belirtir. Eyice’ye göre Broquière, içinde yaşadığı milleti tanımaya çalışan, onların meziyetlerini ve başarı sebeplerini görebilen bir gözlemcidir.

Seyahatname okundukça, Broquière’in Türkleri birçok Hıristiyan topluluktan, özellikle Rumlardan ve Macarlardan daha üstün tuttuğunu belirttiği görülür.

Hacı Olarak Gidiş, Ajan Olarak Dönüş

Broquière, Kudüs’e deniz yoluyla “hacı” olarak gider. Fakat dönüş yolu asıl amacının başladığı yerdir. Dönüşte Osmanlı ve Anadolu topraklarından geçerek mümkün olduğunca askerî, siyasi ve coğrafi bilgi toplar.

Kimi zaman deve kervanlarına karışır, kimi zaman Müslüman kıyafetleri kuşanır. Şam’dan Hama’ya, oradan Antakya’ya gelir. Antakya’dan sonra Ramazanoğulları ve Karamanoğulları beyliklerinin topraklarından geçerek İstanbul’a ulaşır.

“Her biri yedi tepe üzerine kurulmuş üç büyük şehir bilinmektedir; bunlar Roma, Konstantinopolis ve Antakya’dır.”

Roma, Konstantinopolis ve Antakya

Broquière, Konstantinopolis’i üç köşeli bir kalkana benzetir ve Roma, Konstantinopolis ve Antakya’yı yedi tepe üzerine kurulmuş üç büyük şehir olarak anar. Antakya’yı yalnızca geçerken görebildiğini söylese de, dağlarının Roma ve Konstantinopolis’in dağlarından daha büyük olduğunu fark ettiğini belirtir.

“Bu ülkede Türkçe konuşuluyor… Türkçe güzel bir dil, özlü ve öğrenilmesi kolay.”

Antakya’dan İtibaren Türkçe

Tarsus civarında Türkmen beylerini gezerken aldığı notlarda Broquière, Türkçenin Antakya’dan itibaren kullanılmaya başladığını yazar. Bu gözlem, 15. yüzyıl başlarında Antakya ve çevresinin Türkmen kimliğine dair önemli bir tarihsel kayıttır.

Negre Dağı’ndan Batıya

Antakya’dan ayrıldıktan sonra batıya doğru ilerleyen Broquière, yanında Memluk adlı arkadaşıyla birlikte Negre adı verilen bir dağdan geçtiğini aktarır. Bu kısa not, seyahatnamenin yalnızca büyük şehirleri değil, güzergâh üzerindeki dağları, geçitleri ve yerel coğrafyayı da kaydetme amacını gösterir.

Broquière’in Antakya notları, bir seyyahın gözlemi kadar bir çağın siyasi korkularını, askerî merakını ve kadim bir şehrin kaybolmuş çizgilerini de bugüne taşır.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir