Charles Leonard Irby ve James Mangles’in Antakya Notları

Seyahat(name)lerdeki Antakya 11

Charles Leonard Irby ve James Mangles’in Antakya Notları

1817 ve 1818 yıllarında Mısır, Nubya, Suriye ve Anadolu’yu gezen iki İngiliz subayın mektuplarında Antakya; Asi Nehri, eski surları, köprüsü, Türkmenleri ve ipek böcekçiliğiyle kısa ama dikkat çekici biçimde yer alır.

Charles Leonard Irby

1789–1845

İngiliz Kraliyet Donanması’nda görev almış bir memurdu. Napolyon Savaşları ve 1812 Savaşı’nda hizmet etmiş, teğmen rütbesine yükselmiş ve bir savaş gemisine komutan olarak atanmıştı.

James Mangles

1786–1867

İngiliz Kraliyet Donanması’nda subay, aynı zamanda doğa bilimcisi ve yazardı. Fransız Devrimi süreci ve Napolyon Savaşları döneminde orduda bulunmuş, binbaşı rütbesine kadar yükselmişti.

İki Eski Dostun Doğu Yolculuğu

Uzun yıllardır arkadaş olan Irby ve Mangles, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Mısır, Yukarı Mısır, Suriye ve Anadolu’yu kapsayan geniş bir geziye çıktılar. İlk durakları Mısır’dı. Nil Nehri coğrafyasını gezdiler, çölü aşarak Lübnan’a ve ardından Halep’e ulaştılar.

Halep’te başka arkadaşlarıyla buluşup Suriye’yi gezdiler; Kudüs’e ve Kızıl Deniz’e kadar uzanan bir güzergâh izlediler. Bu gezi boyunca yazdıkları mektuplar daha sonra kitaplaştırıldı.

Travels in Egypt and Nubia, Syria and Asia Minor

Seyahat boyunca kaleme aldıkları mektuplar, “Travels in Egypt and Nubia, Syria and Asia Minor; During The Years 1817 & 1818” adıyla 1823 yılında Londra’da yayımlandı.

560 sayfalık bu eserde Antakya ve çevresi kısa da olsa yer alır. Kitabın 167. sayfasında, “2. Mektup” başlığını taşıyan bölümde, Şam’a dönüşten önce Antakya’ya değinilir. Mektup, 6 Aralık 1817 tarihinde Halep’te yazılmıştır.

Antakya Yolculuğunun Zaman Çizgisi

Mektuptan anlaşıldığına göre gezi ekibi Antakya’da yaklaşık üç gün kalmıştır. Kervan, 18 Kasım 1817’de Antakya’ya doğru yola çıkmıştır.

18 KasımAntakya’ya doğru yola çıkış.
19 KasımAntakya’ya üç saat mesafede Türkmenlerle karşılaşma.
20 KasımAntakya’ya varış ve şehir gözlemleri.
22 KasımDemirköprü üzerinden Halep’e hareket.
“Antakya, bir tepenin eteklerinde ve Asi Nehri’nin sol yakasında çok güzel yerleşmiş bir yerdi.”

Yağmur Altında Türkmen Misafirperverliği

19 Kasım’da, Antakya’ya üç saatlik bir mesafedeyken müthiş bir yağışa yakalanan gezginler, karşılaştıkları Türkmenlerin kendilerine son derece iyi davrandıklarını yazarlar. Bu iyi davranışı o güne kadar rastlamadıkları bir nadirlikte bulmuşlardır.

Türkmenler mütevazı yemeklerini paylaşmış, geniş bir ateşin kenarında yatacak yer ve örtü vermişlerdir. Gezginler, bu yakın ilginin karşılığı olarak kendilerine para vermiştir.

Bu anlatıdan, bölgedeki kadınların madeni paraları süs niyetine kullandıkları da öğrenilir. Daha yoksul kadınların “para”, daha üst seviyede görülen grupların ise “piastre” tercih ettiği aktarılır.

Dut Ağaçları, İpek Böcekçiliği ve Dokuma

Irby ve Mangles, Antakya çevresinde ipek böcekçiliğinin yaygın olduğunu belirtir. Bunun için geniş arazilerde dut yetiştirildiğini ve dokuma tezgâhlarının bulunduğunu yazarlar.

Bu kısa bilgi, 19. yüzyıl başlarında Antakya ve çevresinin yalnızca tarihî değil, aynı zamanda üretim ve zanaat bakımından da canlı bir coğrafya olduğunu gösterir.

Asi Nehri, Köprü ve “Sefil” Şehir

20 Kasım 1817’de Antakya’ya vardıklarında şehir için kullandıkları ilk ifade, onun “bir tepenin eteklerinde ve Asi Nehri’nin sol yakasında çok güzel yerleşmiş” olduğudur. Nehrin üzerindeki köprüyü de güzel bulmuşlardır.

Ancak şehir düzeni ve genel görünüm açısından Antakya’yı sert biçimde nitelerler. Şehir için “sefil” ifadesini kullanır, yerleşimin eski surların kapladığı alanın ancak sekizde birinde bulunduğunu yazarlar.

“Eski surların kapladığı alanın ancak sekizde birinde yerleşim vardı.”

Saygıdeğer Surlar ve Çatılı Evler

Antakya surları, pek çok seyyah gibi Irby ve Mangles tarafından da dikkat çekici bulunur. Gezginler bu surları “saygıdeğer” olarak niteler.

Antakya’daki evlerin çatılı ve terassız olduklarını aktarırlar. Bu tip evlerle Suriye’deki pek çok şehirde karşılaşmadıklarını özellikle belirtirler. Bu gözlem, Antakya’nın mimari karakterinin çevredeki şehirlerden farklı algılandığını gösterir.

Sekiz Dokuz Bin Kişilik Antakya

Gezginlerin Antakya nüfusuna dair gözlemleri ya da duyumları, şehrin sekiz dokuz bin kişi civarında olduğu yönündedir. Bu sayı, o dönemin Antakya’sının eski görkeminden oldukça uzak ama hâlâ bölgesel hafızasını taşıyan bir yerleşim olduğunu düşündürür.

Demirköprü Üzerinden Halep’e

Irby ve Mangles’in Antakya’daki kısa konaklamaları 22 Kasım’da sona erer. Gezginler Demirköprü’ye gider, oradan Halep’e doğru yola çıkarak Antakya’dan ayrılırlar.

Irby ve Mangles’in kısa Antakya notları; 1817 yılının Antakya’sını Asi Nehri, surları, Türkmen misafirperverliği, ipek böcekçiliği ve kaybolan şehir dokusuyla bugüne taşıyan küçük ama kıymetli bir pencere açar.
Kaynakça: Travels in Egypt and Nubia, Syria and Asia Minor; During The Years 1817 & 1818

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir