Köz Köze, Veysel Çolak
Çabuk çürüdü gördüğün rüya
ummazdım, köz köze yaşıyoruz sanmıştım
bırakıp gittin başlattığın kavgayı
bitti çocukların oyunu, camlar kırıldı
huysuzdu annelerin sesi, soğumuştu ev
hazırdı yolların uçurumu.
Düşündüm. Yazdıkça kirlendi şiirlerim
insan ölüleri düştü içlerine, ölü zamanlar
kendi yanımda bile değilim, bil bunu
değil mi ki sen bırakıp gittin verdiğin sözü
bırakıp gittin başlattığın kavgayı.
Ne koydun yerlerine yaşadığın günlerin
bir eylül sonu, bir unutmak mı?
Birileri yanarak yaşar, birileri seyreder
sevdiğim kadına bunları gösteririm
onun bir kırlangıç oluşu korkutur beni
yine de kanatlarını almak istemem ondan.
Gitsin, bir daha gitsin; yaşlı kuşlara sorsun
öğrensin her gidişin boğulmak olduğunu.
Bıktım böyle korkular yaşamaktan
ansızın gelince utanırım kuşkularımdan
ceplerinde cevizler, yüzü pancar kırmızı
gülüşü havuç tadında, bir de elma yeşili.
Limonu da unutma, yarama damlatırsın.
Yeryüzü 2022