|

MÜSLÜM KABADAYI’NIN 40. SANAT YILI KUTLANDI

MÜSLÜM KABADAYI’NIN 40. SANAT YILI KUTLANDI

Eğitimci-Yazar Müslüm Kabadayı’nın 40. Sanat Yılı, Çankaya Belediyesi’yle Eğitim Sen Ankara 2 Nolu Şubesi tarafından 11 Nisan 2026’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde kutlandı. Çok sayıda demokratik kitle örgütünün katıldığı kutlamanın sunumunu yazar Nermin Küçükaydın yaptı. 
Çankaya Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Ethem Torunoğlu’nun mesajı okunduktan sonra Eğitim Sen adına Mustafa Akdağ’ın açılış konuşmasıyla başlayan kutlama programı iki saat boyunca çok akıcı ve estetik biçimde gerçekleşti. Yüzlerce izleyicinin takip ettiği programda “Işıltılı Eğitimci ve Yazar” belgeseli gösterildi. Ardından şair ve yazar Ahmet Özer, tarihçi ve avukat Zeynel Temizkan, Müslüm Kabadayı’nın eğitimciliği, yazarlığı, araştırmacılığı, sendikal ve siyasal alandaki mücadeleci kişiliği üzerinde durdular. Ahmet Özer, “1987’de Trabzon’da öğretmenlik yaparken tanıştığım Müslüm Kabadayı, çalışkanlığı ve özellikle Ali Yüce başta olmak üzere çevresindeki değerlere gösterdiği duyarlıkla hafızama kazındı. Çalıştığı okullara benim gibi onlarca şair-yazarı, sanatçıları ve bilim insanlarını çağırarak öğretmen ve öğrencilerin onlardan yararlanmasını sağladı.” dedi. Zeynel Temizkan da, “Bizim atalarımız Antakya topraklarını işgale gelen Fransız askerlerine karşı Küncülü Boğazı denilen yerde büyük bir direniş örgütlemişler ve işgalcilerin Altınözü’yle Yayladağı’na girişini engellemişler. Bu yurtsever, anti-emperyalist tavır Müslüm’le ortak mirasımız olarak bizi buluşturdu. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde öğrenciyken başlayan dostluğumuz zamanla devrimci-sosyalist mücadele içinde dayanışmayla sürdü. O, benim çevremde tanıdığım en namuslu, dürüst ve dayanışmacı insanlardan biridir. Beni de yazmaya kendisi teşvik etmiştir.” dedi.
Eğitim Sen 2 Nolu Şube Başkanı Tülay Yıldırım’ın Müslüm Kabadayı’ya plaket ve çiçek sunmasından sonra Evin Kabadayı piyano resitaliyle izleyenleri büyüledi. Babası Müslüm Kabadayı da kendisine, 1985’te Prof.Dr. Yalçın Küçük’ün armağan ettiği kırmızı kaşkolü miras olarak geleceğe taşıması için verdi. Bu kaşkolün İstanbul’u işgale gelen İngiliz işgalcilerine karşı bağımsızlık mücadelesini başlatan İstanbul İşçi Örgütü tarafından sembol olarak boyunlarına takıldığını açıklayan Müslüm Kabadayı, “Her yerde ve zamanda işçi sınıfımız ve onun sosyalist öncüleri bağımsızlığın, yurtseverliğin de öncüsü olmuşlardı. Evin’imizin  bu mirası onurla sürdüreceğine inanıyorum.” dedi. Evin Kabadayı’ya ressam Zeki Güldü de bir tablosunu hediye etti.
Opera sanatçısı Ali Yılmaz’ın gitarı ve  bağlaması eşliğinde söyledikleri türkü ve şarkılara izleyicilerin de katılmasıyla coşku içinde geçen program, Ege Umut Güvenç’in Neşet Ertaş ve Mahzuni Şerif türkülerini seslendirmesiyle sona erdi.
Sadık Güvenç, Zeki Güldü, Hüseyin Ozan Uyumlu, Zeynel Korkmaz ve Mustafa Akdağ’dan oluşan Düzenleme Kurulu’na teşekkür ederek konuşmasına başlayan Müslüm Kabadayı, “Toplumsal bir varlık olarak varoluşumun temelini sağlayan doğa anaya borcumu, bütün hücrelerimle yeniden ona karışarak ödeyeceğimi biliyorum. Bu bilinci kazanmış her insan, yaşamını doğayla uyumlu, verimli ve üretken, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle anlamlı kılar. “Armağan Kitap”taki her şey, bu açıdan beni çok gönendirdi; 66 yılımı boşuna geçirmediğimi yürekten hissettirdi; ortakça var olmanın ne kadar değerli olduğunu bilincimize ışınladı. Bu anlamda bu programı sunan fakülte arkadaşım sevgili Nermin Küçükceylan’a, değerli konuşmalarıyla “ışıltılı öğretmen ve yazar” olmamın motiflerini sizinle paylaşan Ahmet Özer Ağabey’ime, DTCF’deki öğrencilik dönemimizden beri dostluğumuzu sürdürdüğümüz Zeynel Temizkan’a, içtenliği ve sözcükleri bağdaştırma ustası sevgili Ömer Faruk Hatipoğlu’na, müzikleriyle programımıza renk katacak olan sevgili kızımız Evin’e, opera sanatçısı dostumuz Ali Yılmaz’a, Bahadınlı genç ozanımız Ege Umut Güvenç’e çok teşekkür ediyorum. Böyle heyecanlı, coşkulu bir anda unuttuğum, eksik bıraktığım şeyler için güzel gönlünüze sığınıyorum. 

Son teşekkürüme gelince… Varoluşumun mirasını kendi üretkenlikleriyle geleceğe taşıyacak olan canımın çekirdeği olan kızlarım İlkyaz ve Evin’e çok teşekkür ediyorum. Doğanın diyalektiğinin sağlıklı, estetik ve eşitlik-özgürlükle dokunmuş bir toplumsal düzenle ancak insan için mümkün olduğunu bilince çıkardığımdan bu yana çalışmalarımı, mücadelemi çekirdek ailemle toplum arasında bağ kurarak sürdürmeye özen gösterdim. Çubuğu toplumsal mücadeleye çok büktüğüm zamanlarda İlkyaz’ımızı ve Evin’imizi ihmal ettiğim zamanlar oldu, oluyor. Onların beni bağışlamalarını diliyorum, geleceği ışıklayan gözlerinden öpüyorum. Ve Sevda’ma, 15 yıldır bu yoğun çalışma tempomda kahrımı çeken özverili insana, şekerimin her düştüğünde pekmez ve balla kendime gelmemi sağlayarak yaşamıma can katan eşime minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Eşitlikçi ve özgürlükçü kültürün, toplumcu sanat ve edebiyatın yaşamın zorlukları karşısında bizi hep güçlü ve sağlıklı kılacağına inanıyor; hepinizin yüreğine, beynine ve ayağına sağlık diliyorum.
İyi ki varsınız! İyi ki dayanışıyoruz ve yaşamı anlamlı kılıyor, çürümeye karşı güzelleştiriyoruz.” dedi.

9. sayıdan

Similar Posts

  • GÜLÜŞÜNDE BAHAR, Ali Çağan Karasu

    Gözlerinde yıldızlar,Gökkuşağı dolmuş avuçlarına,Küçücük ellerinle dünyayı tutmuşsun,Ve hayallerinle boyamışsın maviyi. Bir çiçek gibi büyüyorsun,Rüzgarı dost, güneşi sırdaş bilerek.Kuşlar senin için şarkı söylüyor,Bulutlar oyun arkadaşın. Yağmurda dans ediyor ayakların,Toprağa can veren su gibi,Coşkuyla taşır yüreğin,Hayatı sımsıkı sarıyorsun. Her sabah yeniden uyanıyor dünya,Senin kahkahalarında filizlenerek.Kalbin bir orman, gökyüzü kadar geniş,Her yaprağında umut, her dalında yaşam. Ah, çocuk,Senin…

  • ANTAKYA ALEVİLERİNİNVAZGEÇİLMEZ HAYIR YEMEĞİ HIRİSİ, Duran Yaşar

    Hırisi, Anadolu’nun birçok yerinde, herise, herüse, hirise, hirisi gibi değişik söyleyiş biçimleriyle adlandırılmaktadır. Tırakya ve İçanadolu’da pişirilen benzer yemeğe “keşkek” adı verilir. Hatay yöresinde keşkek sözcüğü kullanılmaz. Türkçe sözlükte, “İyice dövülmüş et ve buğdayla yapılan bir yemek” olarak tanımlansa da dövülerek kabuğu çıkarılmış buğdaya da keşkek denmektedir. Hatay yöresinde, dövülerek kabuğu çıkarılmış buğdaya dövme adı…

  • |

    BİZ SIĞAMADIK DÜNYAMIZA, Zeynep Mansuroğlu

    Sahi! Ben ölü doğdum diye yaşamadın mı? Adsız yerlerde doğdum.Toprağım yok!Hikayem yok!Pörsümüş memelerden oluk oluk umutsuzluk emdim.Her damla da emdiğim sütlerin boşluğuna çekildim. Ben ki ölü doğdum!Yedinci çığlıkta ben doğdum.İş işten diller evimden geçti.Toprağı yok mezarımın. Fildişi mermer yollarımdaki sırtları ezberledim.Bahsedilen kırılgan hat üzerinde yürüdüm.Diz yaralarıma su serptim,İyileşmeyen yaraları da heybeme yükledim. Zemheri çığlıklarda doğumları…

  • Müzik Nedir, Mert Tataş

    Müzik bir yaşam felsefesidir.Hayatın ta kendisidir.Duyguların efendisidir.Efendileri kul etme biçimidir.Ruhu terbiye ettiği gibiGelenek, görenek, örf, âdet folklor gibi ,Halkın örneğidir.İnsanı insan yapanEn büyük mihenk taşıdır.Toplumun görünmeyen kurallar abidesidir.Geçmişin ve geleceklerin umududur, ışığıdır.Evrende, sağlıklı güzel canlılar yetiştirmenin temelidir.Birçok bilimin, bir çok dilin aynası ve atasıdır.Müzik aslında oksijendir.Sağlıklı bireylerin yetişmesi için, en değerli hazinedir. 2. sayıdan

  • Usta, Ahmet Yılmaz Tuncer

    Kalem bulamadın eline alacakYazdırmadılar sana ne içerideNe dışarıda gökyüzünü düşledinYeşilin sarıya dönüşünü ana rahmineDüşen bir bebekti şiirEllerineKollarınaBacaklarınaÇıplak bedenine yazdınBizi bizden alan dizeleriniŞimdi kalem ellerdeDizi dizi deste deste kâğıtlarBütün sözler dillerde yazılmıyorSen gibi gökyüzünü düşlemedikçeYeşilin sarıya dönüşünü hayal etmedikçeSöylenmiyor sen gibiYazılmıyor sen gibiNazım Hikmet RanUsta Yazarın Tüm Yazıları

  • Gördünüz mü, Suna Su

    Gördünüz mü.?Gökyüzünde ki renk cümbüşünüÇocuk neşesinin yansıması bu . Duydunuz mu?Yurdumun her yanını saran bu cıvıltıyi ..Doğudan batıyaKuzeyden güneye.. İşte ! Geliyorlar,Eşsiz kahraman her biri ..Yaşam müziğinin farklı tınısı her biri ..Kendi hakikatlerinin yolcusu her biri .. Aç onlara yüreğini,Sarmala küçük bedenlerini,Dindir güvenli sıcak yuva hasretini.. İşte şimdiÇiçek toplama yarısındaDaha hızlı koşuyorlar güneşe..Hepsi yaşamlarını bir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir