SÖYLEŞİ 1 – NEBİHE KARASU – NİHAN BAYINDIR
1* YAZMA YOLCULUĞUNUZUN DÖNÜM NOKTASI NEYDİ?
Yazmaya başladığınız ilk anı hatırlıyor musunuz? O dönemde sizi harekete geçiren duygu, olay ya da kişi neydi?
Küçüklüğümden beri mektup yazmaya derin bir sevgi besledim. Kimi zaman yazacak bir dost aradım, kimi zaman içimden taşanları kâğıda döktüm. Başlangıçta iki üç sayfayla başlayan bu mektuplar, zamanla sekiz on sayfayı buldu. Kelimelerle kurduğum bağ, öğrencilik yıllarımda daha da güçlendi. Öğretmen Okulu’nda yazdığım kompozisyonlarda gösterdiğim başarı, bana yazının hayatımda vazgeçilmez bir yol arkadaşı olacağını fısıldıyordu.
Okuldan mezun olduktan sonra halkbilim araştırmalarına yöneldim; çevremde yaşayan gelenekleri, görenekleri, inançları ve anlatıları gözlemlemeye başladım. Her inceleme, içimdeki yazma isteğini daha da körükledi, beni yeni arayışlara itti. Böylece, yılların birikimi ve içimdeki tutkunun ateşiyle Antakya Masalları kitabım doğdu; çocuklukta yazılan mektuplardan, gençlikteki kompozisyonlara, oradan halk kültürüne uzanan bir yolculuğun meyvesi oldu.
2* BUGÜNÜN DÜNYASINDA EDEBİYATIN ROLÜNÜ NASIL TANIMLARSINIZ?
Edebiyatın toplumsal dönüşümde, bireysel farkındalık veya ruhsal iyileşmede nasıl bir gücü olduğunu düşünüyorsunuz?
Bugünün dünyasında edebiyatı, yalnızca sözcüklerin yan yana gelmesi değil; toplumsal belleğin, bireysel farkındalığın ve ruhsal iyileşmenin en güçlü aracı olarak görüyorum. Çünkü edebiyat, insanın iç dünyasını görünür kılarak topluma ayna tutar; haksızlıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri dile getirir ve böylece toplumsal dönüşümün kapılarını aralar. Aynı zamanda bireyi kendi yolculuğuna çıkarır; insanın kendini, acılarını, sevinçlerini ve umutlarını anlamasına, yeniden inşa etmesine yardımcı olur. Edebiyatın gücü, bir romanın satırlarında ya da bir şiirin dizelerinde saklıdır; kimi zaman bir toplumu harekete geçirir, kimi zaman bir yüreğe şifa olur. İnsan, okurken yalnız olmadığını fark eder; kendi yarasını başkasının sözcüklerinde görür ve iyileşmeye başlar. Bu yüzden edebiyat, çağımızda yalnızca bir estetik uğraş değil, insanı insana bağlayan, yaraları onaran, umutları yeşerten bir yaşam damarına dönüşmüştür.
3* OKURLARINIZA ŞU ANDA TAM DA YÜREĞİNİZDEN GEÇEN BİR CÜMLEYİ PAYLAŞIR MISINIZ?
Bir okurunuza, hiç tanımadığınız ama belki sizi anlayacak birine, sadece bir cümleyle ne söylemek istersiniz?
Ben yazdım; çünkü belki sen bir gün okuyup tamamlayacaksın.