Antakya’m, Nebihe Karasu

Hasta olur Selevkos
Derdine çare arar
Toplanır hekimler, ulemalar
Derler ki çaren nemli rüzgar

Bilirkişiler çıkar yola
Dağılırlar dört bir kola
Kimi gelir en güneye
Tanışırlar Orontes’le

Nemli ve hoş havası
Olacaktır kralların devası
Sevinç içinde dönerler
Krallarına müjdelerler

Aacil emir gelir
Kurulsun güzel şehir
Orontes’in üstünde köprü
Hoş geçsin artık ömrü

Babsına bir vefa
Olsun adı Antiyoşya
Gelişti büyüdü
Merkezi oldu Doğunun

3. sayıdan

Similar Posts

  • SÖYLEŞİ 1 – NEBİHE KARASU – NİHAN BAYINDIR

    1* YAZMA YOLCULUĞUNUZUN DÖNÜM NOKTASI NEYDİ?Yazmaya başladığınız ilk anı hatırlıyor musunuz? O dönemde sizi harekete geçiren duygu, olay ya da kişi neydi?Küçüklüğümden beri mektup yazmaya derin bir sevgi besledim. Kimi zaman yazacak bir dost aradım, kimi zaman içimden taşanları kâğıda döktüm. Başlangıçta iki üç sayfayla başlayan bu mektuplar, zamanla sekiz on sayfayı buldu. Kelimelerle kurduğum…

  • Hatay Depremi, Alim Yörük

    Bir gece ansızın gürültü ile dağlar yarıldıGürültüden toprak inledi gök yüzü ağladıUykuya dalmış evleri beşik gibi salladıAteşten bir rüzgar oldu Hatay’ı doldurdu Suskun sokaklar yerinden oynadı yarıldı o anGürültüler çığlıklar ağıtlar sessizliği yırtanDefnelerin dalları kırıldı yüreklerde yananSamandağ da deniz bile hüzne kapandıKırıkhan’ın parlayan ışıkları söndü birdenReyhanlı Altınözü gözyaşına boğuldu derkenİskenderun Limanı deniz dibine çökerkenYıkıntılardan duyuluyordu…

  • |

    Eksik Esen Rüzgar, Acibe Sıkar

    Sesim duvarların taşlarına çarpıp yankılanırkenZamansız bir fısıltıya dönüştüm.Beni çağıran olmadıGözlerim başkalarının baharında üşüdü.Ellerim ekmeği bölerken aç kaldı.Gölgelerden süzülen ışığı toplayıp avucumda biriktirdim ,gün başkalarına doğarken .Adımlarım iz bırakmayan sessiz bir düş gibi süzüldü.Rüzgar başka yelkenlere esti ben eksik kaldım .Sözlerim sesimin yabancısıGözlerim aynalardan uzakKalemim sadık bir dostYazdıkça yeniden benVar oldukçaYol alan bir iz. 6. sayıdan

  • Belalı, Ali Günay

    “Her insanın içinde cehaletle beslenene bir hayvan, Her hayvanın içinde açlıkla beslenen bir canavar bulunur.” On köylüsüyle birlikte “Allah’ın unuttuğu” bu dağ eteğindeydiler. Yılda birkaç kez Antakya yakınındaki köylerinden yola çıkar, Adana, Mersin, Osmaniye veya Gaziantep civarındaki dağ eteklerine çadırlarını kurup şafakla işe koyulurlardı. Dedelerinden babalarına, babalarından onlara kalıt tek meslekleriydi kireç işçiliği. Eskilerin anlattığına…

  • Bir Asi’nin Hikayesi, Mithat Çolak

    Insanlar yüzyıllardır beni ters akan bir nehir olarak biliyor. Bana bu adın verilmesi Lübnan’ın asi topraklarında dogdugumdandir belki de. Binlerce yıldır duyduklarimi ve gördüklerimi taşırım bagrimda. Hafızam bu toprakların cagildayan hatiralaridir adeta. Sayısız zamandır yaşam vermişim toprağa.Hayat tasimisim insanlara.Sorgusuz beslemisim insanları. Hele de beni sarıp sarmalamis olan kadim sehrimi.Habibi Neccar’ın seyretmeye doyamadigi Antakya ‘yı. Şehir,…

  • İsyana Dağ Olurum, Mehmet Öksüz

    Adım adım ilerlerim insanların sırlı yüreklerineAğlarım çalan her şarkının melodisineDağların buzlu ovalarına duygularınaYürek kalemimi coşturup tek tek dökülürüm.Yaşarım hassas ruhların acılı duygularındaDile gelmeyen dertli şairin sessiz çığlıklarındaHikayenin türkünün ezginin asi sokaklarındaKalplerde sevgi bedenlerde fırtına estiririm… Ben hayatı tabiatı sevginin özünde anlatırkenİnsanlardaki sevgi asaletini kelimelere dökerkenYürek dilinin hırçınlığını kaleme hissettirirkenHayallerden kopup duygu denizinde kaybolurum… Az sözlerle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir