Üşüyorum, Mahmut Kuru

(…)

Antakya’ya yağmur yağıyor sicim sicim
Ben üşüyorum
Ağaçlar üşüyor, kuşlar üşüyor, caddeler
Ayakkabım kravatım şapkam üşüyor
Sokaklar saçaklar evler
Hep birlik üşüyoruz

Yanakları
Elma kırmızılığında çocuk üşüyor
Elleri bacaklarının yanında üşüyor
Karşı evin damında bir serçe
Ben üşüyorum serçe üşüyor
Antakya’ya yağmur yağıyor sicim sicim

(…)

5. sayıdan

Similar Posts

  • Zaman Zaman İçinde, Yonca Yaşar

    rengarenk bir salıncaktaydıyosun gözlerinden tanıdımuzattı minik elinisiyah beyaz bir fotoğraftanağaçlar aynı, gök aynıydı uzandım, indirdim usulcahep beklemiş gibiydi benielimdeki kitaba kaydıkendi ismini okudusesli sesli gülümsedi,avuçlarımı açtı sonraelimdeki deliklere şaşarakaradı durdukendi çizgilerini yürüdük,Asi’nin üstündendar sokakların peşindenolmuşları ben, olmamışları oanlattık durdukbirbirimizi dinlemeden yağmura karıştı yaşlarımızne onu, ne beni, ne de hikayemiziseçemedi kimsebaktığı albümlerden 8. sayıdan

  • ÖLMEMİŞ ÖLÜLER, Aslıhan Tüylüoğlu

    Hayalet dünyanın kör sokaklarıİnsansız kalacak bir gün bu hırs meydanındaYüreği çarpan ölüler unuttukları içinÇiçeklere bakınca sevgiye baktıklarını Kan kuduruyor hırsından, para deliriyorSulanıyor haritada çizgiler kanımızdanPekmezi çıkacak yine yoksul halklarınSatılacak petrol diye geleceğimizHaklı bir sebep gösterilecekÖzgürlük, barış diyeVatan yahut millet belki Özgürlük, parası olanın olacak amaBarış, savaşmamışınVatan! Altında yattığın toprakKemiklerini saklasın diye çarpıştınMillet paramparça, komşuna bileDüşman…

  • Kangren, Veysel Çolak

    Onca yıl anlattığım sizdinizbir türlü öğrenemediniz bir kadını sevmeyibir çocuktaki parka gitmeyiöğrenemedinizbir serçeyle saklambaç oynamayı. Uyuşturucu diye kullandığınız yalanyüzünüzün o karanlık tarafıgülüşünüzdeki kirbir de ihanetle beslenen kalbiniz. Onlarca yıl anlattığım sizdinizGüney Kutbuna gittiğim oldu sizin yüzünüzdendağlara çekildim, kendime saklandımbir mağarada ayılarla kışı geçirdimotlarla konuştum, rüzgârları dinledimdört bir yanımda çiçek taşıyan arılartaş sofrada kaya balı, suda…

  • Hoşça Kalın, Suna Su

    Hem güzel hem de zor anlarIma tanıklık eden yuvam evimElveda hatıralarım, yazdıklarım, yaşadıklarım…Şimdi gidiyorumUzaklaştıkça, zihnimde dolanıklıkYüreğimde büyüyen ağırlıkla…Şimdi gidiyorumHoşça kalın güzel insanlarımGülüşü yürekten bacım,Anasının sevdasına düşmüş oğul,Bedeni küçük yüreğini kocaman açmış bir asırlık yaşantıyı gözlerindeki buğuda biriktirmiş ninem…Hoşça kalın içinde tanImlayamadığı acıyı, oyuna dönüştürmeye çalışan minik eller .. Sevgili Tanrı’m,Benim kalbim atıyorBu içerde beni kendimden…

  • Kıymetli Şehrim, Özlem Yüncü

    Habibi Neccar Camii anlatır tarihi—bir dönem kilise, bir dönem cami…Birliğe, beraberliğe açılan bir kapı,Allah’a uzanan ortak bir yol. Ezan, çan, hazan—aynı gökyüzünde birleşir,aynı kalpte çoğalır. Işıklandırılmış en uzun caddedegeçmişin izleri,bugünün aydınlığıyla buluşur.Taşların dilinde tarih,zamanın içinden geçerekyaşar Kurtuluş Caddesi. Asi Nehri akar güneyden kuzeye,binlerce yılın tanığı gibi.Her kıvrımında bir uygarlık,her dalgasında bir halkın sesi… Sessizce, bereketleakar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir