|

Meltemce – “Kalbinin Fısıltısı”, Meltem Yuvarlak

Meltem Yuvarlak: Meltemce – “Kalbinin Fısıltısı”

Bazen sessizlik, en derin çığlıktır.
Gözlerin dolmasa da, yüreğin ağlar.
Bir tebessümün ardına saklarsın kırgınlıklarını, kimse görmesin diye.
Ama kalp bilir…
Her atışında, o sessiz feryadı duyar.
Yalnız hissettiğin anlarda, unutma ki;
Meltem gibi bir dost, hep yanı başındadır.
Sana dokunmasa da, varlığını hissettirir.
Kalbinin en derin köşesinde, bir umut ışığı yanar.
Hayatın rüzgarı sert esse de,
Meltem’in nazik esintisiyle sarsılmazsın.
Çünkü bilirsin; her fırtınanın ardından,
gökyüzü yeniden aydınlanır.
Kalbinin fısıltısını dinle…
Orada, sana yol gösterecek bir melodi çalar.
Meltemce’nin nağmesiyle, ruhun huzur bulur.

Similar Posts

  • Savaş Çocuğu, Nebihe Karasu

    Ah, şu atlaslar, şu haritalarKim çizdi bu soğuk sınırları?Kırmızı, mavi…Dünya dar geldi, yetmedi toprağı. Gözlerinde ağır bir bulut,Yaşlar katre katreİçine akıyor sessizce.Vuslat erişilmez o çizginin ötesinde,Virane kalmış yuvası,Yurdu paramparça bir hayal. Güneş arar ince bir hüzme,Ama karşısında kara dehlizler.Ardında kan, barut kokusu,Önünde derin bir bilinmezlik.Gökyüzü bile yıldızlarını saklamış,Gece karanlık, umut uzak…

  • |

    Balina, Şener Aksu

    şarkıların demlendiği yerdeyim rengim mordan aykırıderinliklerin nefesiyim rengim mercanlarda kaldıkıyılar da uzakta kalsın o zamankıyıları martılar alsınben denizin sesiyimduy içimiiçimde bir boşluk var yıldızların ötesindeniçimde bir eğimakar sonsuzluğun elindensözün büyülendiği yerdeyim çığlığım kızıldan ötederinliklerin diliyim tenim kumsalda yandısuskunluklar kayalaşsın o zamansabahlar uykulara açsınben karanlığın içiyimal gözlerimi 6. sayıdan

  • İncir Ağacı, Mithat Çolak

    Ben bir incir ağacıyım. Kadim bir kentin kadim ağaçlarından. Yüzyıl önce düştüm toprak ananın rahmine. Köklerimin bir ucu Asi ’ye, bir ucu Habib-i Neccar’a uzanır. Antakya’nın ortasında mütevazı bir evin avlusundaydım oysa. Köklerimden su değil binlerce yıllık tarih süzülerek gövdeme ulaşıp, besler beni.Çocuklar oynardı dallarımın altında. Ne çok severdim seslerini, dallarımdaki kuş cıvıltıları gibi. En…

  • |

    Antiochia, Gazi Yolcu

    Kayıp bir şehirde buldum gülüşlerimi.Sislerin ve zamanın ötesinden gördüğüm…Mermer sütunlarına sarıldım da uzun uzunTaş avlularına yüzümü sürdüm.Silpius Dağı’ndan Tyche gülümsedi banaHani kudretli Orontes’e diz çöktürmüştü. Defneden ve zeytinden taçlar giydimAgoralardan krallar geçiyordu, gördüm.Stola giysili kızlar asmalardan üzüm topluyordu.Eğildim, toprak künklerinden bir su içtim.O kadim şehir, ihtişamla dünyaya gülümsüyordu. Arenalarda aslanlarla dövüştüm,Kan aktı bedenimden.Gladyatörlerle aynı masada…

  • DERİN UYUMAK, Hatice Eğilmez Kaya

    binlerce hayaletdört koldan ısırıyor yaşayanlarıher birinin köpek düşleri uzun mu uzunkalplerinin olması gereken yerdeuzaysı bir bomboşlukağlamaklı kana bulanık tırnakları. bazıları birbirine hayal,kimi de kâbus. içimde deli atlar koşar,kulaklarımdakalabalık ormanların gürültüsü. uyumak sağaltırkanatlarından vurulmuş masal kuşlarını;derin uyumak, derine uyumak… uçsuz bucaksız gece…inadına lacivert deniz. iki kadının ayakları suda;biri yola koyulmuş, öteki bezginhoşça kal mı, yine gel…

  • Kadın, Zeynep Mansuroğlu

    Duygusuz bir bedenDili olmayan heykelHer yere yetişenSon model bir robot.Ruhunun güzelliğini örten,Dikenli duvarlar.Yüreğinde kopan fırtınaKendi ruhunu yıpratır.Bir kelebek gibi narin,Kıraç buzlu rakımlarda,Kardelen olup baş kaldıran.Karlı bir kıştan sonraİlkbahar ışıltısı.Kapkara madendeGün ışığı görmektir kadın.Sert rüzgarda, savrulan bedeniHayat döngüsünde,Yerini bulmaya çalışan,Çiçekleri hep kırpınan,Sarmaşık gül.Sulanıp sürekli kırpınanGüneş ışınlarını görmeyeYüreği kanasa daKan damlaları bedenini sulayıpİliklerine kadar işler.Ona vurulan her…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir