Meltemce – “Kalbinin Fısıltısı”, Meltem Yuvarlak

Meltem Yuvarlak: Meltemce – “Kalbinin Fısıltısı”

Bazen sessizlik, en derin çığlıktır.
Gözlerin dolmasa da, yüreğin ağlar.
Bir tebessümün ardına saklarsın kırgınlıklarını, kimse görmesin diye.
Ama kalp bilir…
Her atışında, o sessiz feryadı duyar.
Yalnız hissettiğin anlarda, unutma ki;
Meltem gibi bir dost, hep yanı başındadır.
Sana dokunmasa da, varlığını hissettirir.
Kalbinin en derin köşesinde, bir umut ışığı yanar.
Hayatın rüzgarı sert esse de,
Meltem’in nazik esintisiyle sarsılmazsın.
Çünkü bilirsin; her fırtınanın ardından,
gökyüzü yeniden aydınlanır.
Kalbinin fısıltısını dinle…
Orada, sana yol gösterecek bir melodi çalar.
Meltemce’nin nağmesiyle, ruhun huzur bulur.

Similar Posts

  • |

    Aziz Pavlus ve Antakya

    Seyahat(Name)lerdeki Antakya · 44 Aziz Pavlus ve Antakya Tarsuslu Saul’dan Aziz Pavlus’a uzanan yol, Hristiyanlık tarihinin en önemli dönüşümlerinden biridir. Bu yolun en belirleyici duraklarından biri ise Antakya’dır. Aziz Pavlus, Aziz Paul ya da St. Paul olarak bilinen, asıl adı Saul olan Tarsus doğumlu bir Yahudidir. Aynı zamanda Roma vatandaşıdır. Hristiyanlık tarihinin en önemli kişilerinden…

  • Koyu Yorgun, Veysel Çolak

    Veysel Çolak’a Yaşadıkların bir sancıya dönüşürbir nabız gibi atar, üstelik zonklayarakkeşke bir çocuğu düşünerek geçseydi ömrünanıların dönüşseydi bir işçinin büyüyen yumruğuna. Çiğnemiştir göğsünü duyduğun ayak sesiöldürülen yıllar atılmıştır üstünebaşka ne kalır unutulmaktan? Bir kırgın olarak çekil ıssızlığınabir uyumsuz sansınlar, belki bir kaçakkimse bilmesin seviştiğin o kelimeyi. Işıktan sessizdi gelişin, sanki suların uykusuyanardağların patlaması gibiydi gidişin….

  • GURBETİN HAFİFLEDİĞİ AN, Mehmet Karasu

    Depremin vurduğu güzel kentim Antakya’dan, doğup büyüdüğüm Defne’den ayrılmak zorunda kalalı iki yıl oldu. Hayatın akışı içinde, yıkıntıların arasından yeni bir başlangıç yapmak için Eskişehir’in Odunpazarı ilçesine yerleştim. Odunpazarı da tıpkı Defne gibi köklü bir geçmişe sahip, tarihi ve kimlikli bir mahalle. Çevremi kültür evleri, müzeler ve tarihî dokusunu koruyan sokaklar sarıyor. Ancak, ne kadar…

  • Çıplak Ayak İzleri, Sevim Yunus Habip

    Çocukları Kalkan yapan erklerSağır ve körTırpan mı vurdular merhametine?Duygular, yürekler taşEski yüzünü arar, yüzsüz bir sokakFersiz gözlerinde kimliksiz yaşamToprak susan kalemAğlayan nar çiçeğiTükenmiş kapılardaNedir bu ızdırap orta dünyada?Kör-kuyu suskunluğunda ağzı,Kin ile sulansa da öbek öbekKumdaki çıplak ayak izleriSizden daha kalıcı.

  • Yeşil Hatayım, Şekip Güzelmansur

    Yeşil Hatay’ım benimSevdiğime yandığım gibiSana yanayım çağdaş Hatay’ımYaylalarında çoban olayım Harbiye’nin buzlu sularındanKana kana içeyim yeşil Hatay’ımReyhanlı’nın yeni şehir suyundaYüzen balığı olayım Hatay’ım Samandağ, Arsuz, Dörtyol’undaMeyvelerini ellerimle toplayayımİskenderun deniz sahilindeUçan martısı olayım Hatay’ım 8. sayıdan

  • Gölgesi Zamanda Saklı, Neval Ogan Balkız

    Oradaydım…Yitik bir hafızadır zaman,Dolaşır sokaklarda soluksuz.Ayak izlerinde arar yaşanmışlığı,gölgesini kaybeden derviş. Görmek için geleceği, geçmişe bakıyorumkör bir baykuşun gözlerinde.Kokusunu arar rüzgar,Sahibini eskitmiş ayakkabıların unutulduğu taş avlularda,çığlık çığlığa dökülür karanlık,ölü gözleridir pencereler.Dönüşü yok terk etmelerin fırlatıldığı kapılar,kapalıdır ardına kadar. Simsiyah bir yağmur yıkar durmadanüst üste yan yana uzanan ölüleri,toprak ıslanmaz, çok dilli dualarla kutsar kendini.Zeytin ağaçlarında…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir