Gölgesi Zamanda Saklı, Neval Ogan Balkız
Oradaydım…
Yitik bir hafızadır zaman,
Dolaşır sokaklarda soluksuz.
Ayak izlerinde arar yaşanmışlığı,
gölgesini kaybeden derviş.
Görmek için geleceği, geçmişe bakıyorum
kör bir baykuşun gözlerinde.
Kokusunu arar rüzgar,
Sahibini eskitmiş ayakkabıların unutulduğu taş avlularda,
çığlık çığlığa dökülür karanlık,
ölü gözleridir pencereler.
Dönüşü yok terk etmelerin fırlatıldığı kapılar,
kapalıdır ardına kadar.
Simsiyah bir yağmur yıkar durmadan
üst üste yan yana uzanan ölüleri,
toprak ıslanmaz, çok dilli dualarla kutsar kendini.
Zeytin ağaçlarında yuva yapmış arap bülbüllerin figanıdır artık,
ve denktir tüm ağıtlara,
hiçbir suyla yunmaz suçların doğurduğu acılar.
Oradaydım.
Ey Antiochia…
Söylemedik daha tüm mıvvellerini senin,
biz ki senin yaseminlerinden ve zakkumlarından yaratıldık.
Khresis’in tuttuğu tepsideki anahtarlara tutunduk
ve geldik kıyametten.
Gözlerini aç, şafağı sıyır, sabahlardan al.
Eksik kalmış söz kesiğinden sızan kanı sil,
defne ve reyhan kokularını sürün.
Bahardır çünkü gelen,
çiceğin ağzında…
(Mıvvel: Arapça ağıt, hüzünlü uzun hava)
- Sayıdan