ŞADİ ASFUROĞLU USTA VE ANTAKYA CAMCILIĞI, Mine Erbek Gökbuket

Baba Asaf Asfuroğlu ve birkaç giimciyle başlayan bir yolculuk. Antakya Cumhuriyet dönemi Cam sanatının canlanmasının başlangıç olmuş. Amcaları Ali ve Ferit Asfuroğlu babaya destek vermiş ve Ali amca Paşabahçe fabrikalarında bir sure çalıştıktan sonra Antakya’ya dönerek usta-ögrenci işletmeci kimliği ile cam üreti¬minde efsane olmuşlar. Baba Asfuroğlu üretilen camları kamyonu ile Anadolu’nun bir çok şehrinde sata¬rak dönüşte kırık atık cam hurdaları şeker, pirinç, un, buğday gibi malzemeleri yükleyip ticaret yapmış. 1964 yılında vefat edince cam atölyeleri kapanmış. Böylece Antakya’daki cam kültürü tarihe karışmış yerini plastik sektörüne bırakmış. Tarihsel sürece bakıldığında Antakya cam kültürünün yüzyıllar öncesinde çok önemli bir yeri olduğu görülür. Antakya’da yapılan kazılarda Roma dönemine ait ağzı mumla kapatılmış gözyaşı şişeleri bulunmuştur. Şu anda Antakya’da geleneksel kuru ve sıvı saklama kaplarından KATREMİS (kavanoz), ELFİ (damacana), MARTEBAN (50-60 cm yükseliğinde kavanoz), yoğurt uyutma kabı, zeytinyağı, boğma rakı şişe ve kavanoz kültürü sürdürülmekte.

Antakya Camevi
eserlerinden örnekler.

Antakya Camevi
orta galerinin genel görünümü.

Antakya Camevi eserlerinden örnekler.

Sadi Asfuroğlu’nun baba ve amcalarının serüveninden arta kalan yetenek ve tutkusu onun diş hekimi olması¬na neden olmuş ancak içindeki cam tutkusu 1982’de patlama noktasına gelmiş, Ankara seyahatlerinden birinde beni ziyarete geldiğinde camdan söz etmeden duramadı ve işte o an hayatının ikinci cam serüvenine başladı. Onu Sami Coşkun ustayla tanıştırdım. Sami Hoca’nın atölyesinde pipo tekniği ile Finike Roma dö¬nemi gözyaşı şişeleri üreterek cam kariyerine başlamış oldu. Sıra atölye kurmaya gelince Marmara Üniversite¬si Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Seramik Bölümü Başkanı Doç. Ersun Özken’in katkıları ile dijital teknoloji destekli cam fırınını Antakya’daki diş hekimliği yaptığı muaynehanenin arka odasına monte etti. Sadi Ustanın artık cam yaşamının ayrılmaz bir parçası oldu. 

Ürettiği camları Ankara Kültür Bakanlığı Döner Sermaye İşletmelerinin El Sanatları dükkanlarında pazar buldu.
Giderek oğlu Ufuk Alper onun en yakın arkadaşı ve asistanı olur. Ufuk Alper camın yeni nesli olarak litera¬türe araştımalarıyla Romalı askerlerin savaşa giderken eşlerine verdikleri gözyaşı şişelerinin üretimine hız verilir.

Sadi araştırma ve üretimlerine devam ederken inanılmaz bir cam eşya koleksiyonunu da oluşturarak bir arşiv hazırlar. Yaşamındaki cam serüveninin ikinci etapı olan uzun zamandır planladığı CAM MÜZESİ projesine başlar. Antakya merkezinde aileden kalma 140 yıllık dökük bir taş evin varlığını o sırada keşfeder ve tüm resmi kağıt ve miras işlerini tamamlayarak restore eder. Sadi Usta çocukluğundan beri hayalini kurduğu cam atölyeleri ve müzesini gerçekleştirmeyi başarmış ve doğup büyüdüğü Antakya’ya Cam Müzesi’ni kazandırarak tarih yazmış bir usta olmuştur.

  1. Sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir