GURBETİN HAFİFLEDİĞİ AN, Mehmet Karasu

Depremin vurduğu güzel kentim Antakya’dan, doğup büyüdüğüm Defne’den ayrılmak zorunda kalalı iki yıl oldu. Hayatın akışı içinde, yıkıntıların arasından yeni bir başlangıç yapmak için Eskişehir’in Odunpazarı ilçesine yerleştim. Odunpazarı da tıpkı Defne gibi köklü bir geçmişe sahip, tarihi ve kimlikli bir mahalle. Çevremi kültür evleri, müzeler ve tarihî dokusunu koruyan sokaklar sarıyor. Ancak, ne kadar güzel bir yerde yaşarsam yaşayayım, Defne’den kopmuş olmanın hüznünü her gün içimde taşıyorum. İnsan doğup büyüdüğü topraklardan uzaklaşınca her yerde kendini biraz gurbette hissediyor.
Geçtiğimiz günlerde aldığım bir haber, bu gurbet duygumu biraz olsun hafifletti. Doğduğum Defne ile yaşamak zorunda kaldığım Odunpazarı, kardeş kent olmuştu! Bu iki güzel, tarihî ve çağdaş ilçe arasında bir protokol imzalanmıştı. O an içimi tarifsiz bir mutluluk kapladı. Sanki kaybettiğim bir bağı yeniden bulmuş, uzak düştüğüm memleketime bir adım daha yaklaşmıştım.
Defne, her taşında, her sokağında bir tarih barındıran, çok kültürlü yapısıyla insanı kendine hayran bırakan bir ilçedir. Çocukluk anılarım, gençlik yıllarım, dostluklarım, kahve sohbetlerim hep oradaydı. Defne’nin dar sokakları, mis gibi kokan portakal çiçekleri, çocukluk günlerimin yankılandığı taş evleri hep aklımda. Şimdi Odunpazarı’na bakıyorum; ahşap konakları, eski Osmanlı sokakları, sanat atölyeleri, tarihi camileri ve daracık sokaklarıyla o da bir kültür mirası. İki ilçenin birbirine benzer yönlerini düşündükçe, bu kardeşlik anlaşmasının sadece kağıt üzerinde kalmayacağını, bu iki kimlikli ilçenin ruhlarının birbirine karışacağını hissediyorum.
Antakya, özellikle Defne ilçesi, binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en özel noktalarından biridir. Tarihi boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, her kültürden izler barındırmış ve hoşgörünün, sanatın, müziğin, edebiyatın iç içe geçtiği bir merkez olmuştur. Aynı şekilde Odunpazarı da geçmişin izlerini taşıyan, sanatı ve kültürü yaşatan, modernleşirken köklerini unutmayan bir ilçe. İkisi de tarih kokan, geçmişiyle gurur duyan ve geleceğe umutla bakan yerler.
Bu kardeşlik, sadece bir protokol değil, aynı zamanda ruhen de bir bağdır. Antakya’dan ayrıldığımda hissettiğim boşluk, Odunpazarı’na geldiğimde bir nebze azalmıştı. Ama yine de eksik olan bir şey vardı: Defne’nin ruhu, sıcaklığı, insanlarının dostane sohbeti, taş evlerinin arasından yükselen o eski zaman kokusu… Şimdi bu kardeş kent anlaşmasıyla, Defne’nin ruhunun burada, Odunpazarı’nda da yaşayacağını düşünüyorum. Belki burada da Defne’den bir anı, bir kültürel etkinlik, bir dost selamı bulacağım.
Gurbet, insanın ruhuna ağır bir yüktür. Ama bazen, böyle anlamlı bağlar insanın içindeki yalnızlığı hafifletir. Defne ve Odunpazarı’nın kardeş kent olması, benim için yalnızca bir haber değil, bir umut ışığı, bir teselli oldu. Belki bir gün Defne’deki anılarımı Odunpazarı’nda yeniden yaşatabilirim. Belki Defne’den esen bir rüzgar, buradaki bir sokağa siner. Belki bir gün, Odunpazarı’nda dolaşırken, Defne’nin taş sokaklarından bir anı gelip omzuma dokunur. Ve ben, artık kendimi o kadar da gurbette hissetmem.
Teşekkürler Defne Belediye Başkanım Sayın Halil İbahim Özgün. Teşekkürler Odunpazarı Belediye Başkanım Sayın Kazım Kurt. Size minnettarım.

3. sayıdan

Similar Posts

  • |

    Anya, Zerrin Keskin

    Alacanın karanlıkla kucaklaştığı bir vakitte, yılgın kirpiklerini araladı. Zihni, akşam mı sabah mı olduğuna karar vermeye çalışırken, dağınık saçlarının arasından kendisine bakan kadınla göz göze geldi. Bakışlarını kaçırarak yataktan kalktı. Ayaklarını kucaklayan terliklerin yerçekimine yenik düşmesine aldırış etmeden dört beş adım attı. El yordamıyla bulduğu düğmeye dokununca, kristallerin tatlı oynaşları ortaya çıktı. İpek sabahlığını üzerine…

  • |

    Sevgi, Kemal Karaömeroğlu

    Sabahın alacakaranlığında bir kuşDaldan dala şarkı söylüyorsaBuna sevgi derler Ya dallar arasında dolanırken rüzgarHışırtısına kulak verdin mi yapraklarınBuna sevgi derler Niye zevk alır çiçek bal verirken arıyaUsuna vurdun mu hiçBuna sevgi derler Dalgalar nasıl atılır peşpeşeÖper de döner kıyıyıBuna sevgi derler Bulutlar geçer hani üstümüzdenYağmur yağmur düşerler ya toprağaBuna sevgi derler İsli lambaların ışığındaRenkler çiçek…

  • |

    YIKINTILARIN ARASINDA, Acibe Sıkar

    Ey Filistin,Toprağın gözyaşından yoğrulmuş dua,Taşlarında bir yürek çarpar hâlâ,Sokaklarında yankılanır sabrın sesi. Yırtılmış kefen gibi üstüne serilmiş gökyüzündeki bulutlar hıçkırık tutar.Küllerle çizilmiş sabahın içindeKuş kanadında saklı özgürlük düşlerini görür çocuklar Oyuncaklar öksüz, beşikler sessizTop yuvarlanmıyor artık sokaklarda.Çocukların ayak izlerini taşır hâlâ kum taneleriDualar yaralı bir kuşun kanadında süzülür göğe. Bir çocuk , yırtık terliğinde babasının…

  • Tanıksın Yeryüzü, Hasan Çapik

    yürek teknesindeneler yoğurmadımtanıksın yeryüzü bilinmezliğindebir yolculukmuş yaşamne bir formül ne bir harita vardığın yer, başlangıç!bir başınasın herkes kadarmatruşka öyküler diyarında hazır mıydı öykülerbir tanrının belleğindesenin için yazılmış sanmıyorum! ki yazıizini sürer olanlarındaldırıp düş deryasına “yaralı ve yayvan yürümektedir yaşam “ *tuttum dikenleri arsız ve pek bol gövdesindenkoklamak için bir gülü, bir gülü binbir hazla çünkü…

  • |

    Bir Damla İyilik

    yaprak dökse her yanım bir damla iyilik kalır bendekuyuya düşen ay parçası, aklımın sevabı, bölünmeyen hecembeyin fırtınam kesişsin yolumuz değsin parmak uçlarımızuzansan değer başın arşa destanlar yazdığın yereturnadağ’ım, dil anahtarım, taşı delen damlamçavdar ekmeğim, ışığın baharım olur bir bilseniyimser meleğim dudakla yürek arası serin kanlı yolcuzaman örgüsünü örer, söz bata çıka yol alırsesimin gizli öznesi…

  • |

    Son Senfoni, Şerif Kaya

    terkedilmiş bir sevgili gibiydiher yer!dağınık saçlar,şiş gözlerve feri kaçmış bakışlar..!kodlarını ezberletiyordu dünyaya sanki;son kaşe;altı iki yirmi üç 04:17!sokaktaki koşuşturmanın,yetişme çabasının yerinebir dala konmuş kuşların,bir köşeye sinmiş kedilerinbekleyişi vardıumutsuzca..!dünyanın bütün ezberlerini sıfırlayacakbilinmezlikleri beraberinde getirecek.artık ne Hiroşima’danne de Nagazaki’den söz edilebilirMezopotamya dururken!Bir sevgilinin,sevgi dolu dokunuşu değildi bu,uykunun en tatlı saatindebizi uyandıran.Vedalaşmak için üç gün süre verilenMübadele günleri…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir