KAYIP ADAM, Sinan Can Bayrı

Muğdad…
Kızılırmak’a git; toprağın ortasında bile yabancı kalacaksın.
Nil’e git; medeniyetin gölgesinde, kendi geçmişine diz çökeceksin.
Aras’a git; sınırların sana kaybettiğini fısıldadığını duyacaksın.
Munzur’a git; “Bıraktığım çocuk hangi dağda üşüyor?” diye soracaksın.
Asi’ye git, Dicle’ye git, Çoruh’a git…
Akıntıyı değiştirsen de yönünü değiştiremeyeceksin.
Nereye gidersen git,
Araf senin içinde oldukça
hep çözemediğin düğüme döneceksin.
Ne tam öleceksin
ne de gerçekten yaşayacaksın.
Sen,
Fırat’ın maviyle sarı arasında kararsız kaldığı yerde
kendi rengini bulamayan bir su gibi akacaksın.

9. sayıdan

Similar Posts

  • Serap, Bilsen Başaran

    sarp yamaçlardan süzülerek indirenömrümüzün sırtındaki kanattır anneömre uzun bir umut sesi düşer babalardanuykulu anımızdaki öpücüğe saklanan. ana olmak emektirtartısız vermek dorukça sevmek su üstünde yürümektirbile bile bir dehlize girip sorgusuz ilerlemektirhayatın günlerini saçlarıyla karadan ak’a[süpürebilmektirverdikçe büyümektiriki olmak üç olmak dörtlenmektirana olmak sorgusuzca parçalara bölünmektir-kim bilmez-arkaya bakmadan döküp emeklerini boşluğadelik ceplerle çekip gitmektir şifacı kadınların parmaklarıdır…

  • Kurt Kapanı, Mithat Çolak

    Annesini, çadırın önünde oturmuş, ağlarken buldu. Yüzü, her zamanki halinden daha soluktu. Yanına çömeldi. Güçlükle: Sessizce, iyice süzülüp zayıflamış oğluna baktı. Derin bir iç geçirdi. Toprak aynı toprak, gökyüzü aynı gökyüzüydü.Akdeniz binlerce yıldır Gazze’ nin kıyılarını kucakliyordu umarsızca.Hatta zeytin ağaçları bile aynı sayılırdı.Bu daracık coğrafyada tüm canlılar barış içinde, birbirini incitmeden yaşayıp gidiyordu. Sadece insan…

  • Bir Gün, Sevgi Erol Öçal

    yoksulluğun boyası sıvasız evlerinkederli çamaşırları kururken taş balkonlardaağlarken evlerin gözleri çerçevesi dökük camlardakurur mu kederlerikurur mu bilmemmandalsız ak çamaşırlar misaligün kokar mı acepbadanası dökük duvarlarıçiçekleri soluk fistanlar giyenak saçlı anaları susar mı acep susar mı bilmemaş yerine acı pişen ocaklar tüter mi bir gün tüter mi bilmemçividi eksik badana yüreklerkuşanıp sevgiyi giyip barışıkuş olup mavide…

  • NOKTA KOYAMADIĞIMIZ CÜMLELER, Cemal Karsavran

    Nokta Koyamadığımız Cümleler hangi bahar meyvesisin bu kadar tatlıustura ağzı sevdan vurur yüreğimegöz ucuma hareler birikir nemliezberim adınla karışır an yarışır yavuz atlar kişner kuzular meleşirleylak gül açar ala çiçeklibaharda sarar ruhumu sevginhadi uzat ellerini duy avazımı uzak değil biliyorum sendeki benrüzgar kapı aralığından aşkı fısıldarbağda mor üzüm asma dalındaşarap çekiyor canım yarin koynunda tozlanmış…

  • Yol Ağrısı, Şener Aksu

    ağır ağır toplanıp gidelimçağırıyor bizi hayat uzaklaratopla zinciri hadi gemicigün öreceğiz daha yollarda aynamda kaldı yüzü sevdiğiminellerimde sıcaklığıçek çapayı çek gemicidüşler gerçeğe aykırı ağır ağır toplanıp gidelim hadiçağırıyor bizi kader uzaklaratopla eteğini yelkenciömür eksilteceğiz daha yollarda

  • Ant, Bahri Loş

    1Sana ne zaman güzel sözcükler biriktirsemÖnce dünya tozuna bulanıyor ellerimGülümsediğinde yüzün masal ülkesine dönüyorOysa ben gözlerimdeki hüznü tahttan indiremedim2Kuşları sevdikÇimenleri, börtü böceğiGökyüzüne bakışımıza düşman kesildilerTanrımızı ele geçirmek istediler3Tartıya koyduk acılarıİntikam diye öne atıldı süngülerÇocuk yüzlü bir sözcük büktü boynumuzuSevgiyi kuşandık indik sokaklaraAnt içtik yeryüzünü aşkla sulamaya 3. sayıdan Yazarın Tüm Yazıları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir