Antakya, Ozan Öztepe
Baharda geldin bu kente
İnönü Caddesi boyunca adımladın
asma yapraklarına sarılı sokaklarını
duraksattı yola akan koku
salaş bir lokantayı kestirdin gözüne
en kuytu masasını seçtin
Asi’nin izinde
durmaksızın yol aldın
düz damlı dar sokaklarına
saptın saklanmak için
asi güneşten
güneyine ilerledikçe kentin
türkü yakan
kadınlar gördün rengarenk giysileriyle
yavaşlamaya başlamıştı zaman
güneş renge geldikçe
Neccar Camii’ne
vardın ikindiye yakın
yeni boyalı lokmalı parmaklığından
içeri baktın loş ışıkta;
namaza duran iki adam ve
küçük bir çocuk belirdi
berisinde mahfilin
Oyundaydı çocuk
iki ucundan yakalayıp sıkıca
takkesini uzun boylu adamın
tırmanmıştı yavaşça omuzlarına
yere yuvarlanmıştı ansızın
secdeye varınca adam
kahkahaları çınlatmıştı
tarihi kubbeyi,
çocuğun…
Sınırındasın kentin,
kendi
sınırında…
kime sorsalar adın bir olasılık
sokakları
ıslatıyor terin
8. sayıdan