Doğunun Kraliçesi Antakya KSE Dergisi Sayı 10

  • Şehir

    Arapça kelimeler düştü öncesonra Türkçe anlamlarkalbim ara sokaklara yığıldıköşesine sıkıştı yalnızlığınkış ağırlaştı söküldü şehrin dikişlerieşyalar hafızamın üstüne döküldükaranlık yerleştisesim üşüdünefesim bir tülbent gibi omuzlarıma düştümusanın asası bir çınara yas’landı nenemin nisan işlemeli kırık çeyiz sandığındaki arapça masallarıevinin duvarına asılı hazreti ismailin sessiz korkusuannemin yarım kalmış ve dilini şaşırmış gençliğibabamın yüzündeki sinekkaydı Türkçe siyasi görüşüve benim…

  • Akdeniz’in Emaneti

    Kelimeler yorulur da bazen, taşlar yorulmazmış.Bunu bana Akdeniz’in o mağrur rüzgârı söyledi.Dediler ki, bir nehir varmış buralarda, adı Asi,Kendi yatağına sığmaz, rüzgâra karşı akarmış.İşte öyle bir şey bir şehri kalbinde taşımak…Biz bu çağın o yaralı gecesinden geçip gelen gençleriz,Yüreğimizde taşırız yıkık duvarların sızısını.Gözlerimizle görmedik belki o eski neşeli meydanları.Biz ezbere biliriz, o dar sokakları, avluları…

  • KADİM ŞEHRİN ŞERHİ: ANTAKYA

    Amik Ovası’nda bir duman tüter, sisli ve mağrur,On iki medeniyetin ayak izi, toprakta mühür.Seleukos’un kurduğu surlar anlatır eskiyi,Roma’nın ihtişamı, sütunlu yolların gizli neşesi.Asi Nehri; nazlı, hırçın ve tersine sevdalı,Dağlardan inerken taşır sırtında binlerce yılı.Titus’un eliyle oyulmuş o devasa tünel,Doğaya meydan okuyan, zamana direnen bir el. Habib-i Neccar’da secdeye varırken başlar,Hemen ötede bir kilise çanı, sessizce…

  • ZAMANDA YOLCULUK: ANTAKYA

    I.Hırçın bir ırmakta buldum düşlerimi,Zamanın ve tarihin ötesinden akan.Mermer sütunlarında tenimin ılık izi…Saraylarında taş avluların, yüzümü sürdüm.Tyche, Silpius Dağı’ndan gülümsedi,Hani diz çöktürmüştü Orontes’e, kudretli ve Asi. II.Ey eğilmez başlara taç olan defnem, zeytinim!Gördüm: Agoralardan krallar geçiyordu,Asmalardan üzüm topluyordu stola giysili kızlar.Eğildim, toprak künklerinden bir su içtim.O kadim şehir, ihtişamla dünyaya gülümsüyordu. III.Arenalarda aslanlarla ben dövüştüm,Kan…

  • ANTAKYALI BİR ADAMA

    “İlk yenilikçi şairimiz Mahmut KURU’nun aziz anısına” 1927 yılında Ulu Cami mahallesindeBir ramazan günü doğmuş,Antakyanın dar sokaklarına açılmayanEvlerin avlularında yürümeye başlamış,Annesinin eteğini tutupTaş köprüden geçmişKapıcı Kümbetinde köşe-köşe oynamış. Gittiği ilkokulundaTürkçe, Arapça, Fransızca okumuş,Güzel havalarda öğretmenleriyleSen-Piyer Mağarasının oralardaKilise önüne kırlara çıkmış. Fransız’a başkaldırı yıllarındaYaşına bakmadan mitinglere katılmış,Halk evinde, Gençsporda, İnce sazda hayranBakakalmış; Asırlar öncesi su kemeri…