ZAMANDA YOLCULUK: ANTAKYA

I.
Hırçın bir ırmakta buldum düşlerimi,
Zamanın ve tarihin ötesinden akan.
Mermer sütunlarında tenimin ılık izi…
Saraylarında taş avluların, yüzümü sürdüm.
Tyche, Silpius Dağı’ndan gülümsedi,
Hani diz çöktürmüştü Orontes’e, kudretli ve Asi.

II.
Ey eğilmez başlara taç olan defnem, zeytinim!
Gördüm: Agoralardan krallar geçiyordu,
Asmalardan üzüm topluyordu stola giysili kızlar.
Eğildim, toprak künklerinden bir su içtim.
O kadim şehir, ihtişamla dünyaya gülümsüyordu.

III.
Arenalarda aslanlarla ben dövüştüm,
Kan aktı bedenimden, görmediniz.
Aynı masada kadeh tokuşturan gladyatördüm,
Ölümüne savaştım!
Ah bir bilseniz
Ben-Hur’un düzlükte koşturduğu kızıl kısrakları…
Herod Caddesi’nde pelerinli gece tüccarları,
Orada ilk kandili ben yaktım.

IV.
Mayıs 526… Akşam…
Ey görkemli Meryem Ana Yortusu!
Ahşap masalarda ışıl ışıldı şamdanlar…
Dudaklardaki tebessümde
Tanrı ve İsa ve Meryem’e coşkun dua vardı.
İkramlar, sevinç ve mutluluk ve neşe çığlıkları…
Derken,
Kendi gözlerimle gördüm yerin fokurdadığını
Denizlerin nasıl da kaynadığını…
Sen anlat Procopius!
Sen söyle Malalas!
Anlatın o bin yılın deprem gazabını!
Artık Justinianus’un gözünde yaştım.
Theodore’nin yüzündeki hüzün…
İhtişamımın bu son akşamında da
Her şeyimi kaybettiğim gibi
Adım da yitip gitti.
Nerde şimdi Antioch kenti?
Bundandır Theupolis’e dönüşüm.
Kendim, artık Tanrı’nın kenti.

V.
Uğursuz bir dolunay vaktiydi.
Yıldız ve baykuş kokuyordu gece…
Kılıçlar yılan gibi sessiz ve parlaktı kınlarında.
Samanyolu ihaneti sayıklıyordu uykuda
Ve derin derin
Ve gizlice…
Derken bir kum fırtınası misali
Kadim şehrimin surlarını sardı Kızıl Haçlılar
Ah o güruh ki ne güruh:
Nefesi kan kokulu, ağzı çiğ yamyam…
Devrildi meşaleler, yıkıldı duvarlarım.
Söyle!
Kara talihini yener miydi Bohemond
Olmasaydı ihanetin adı Firuz!

Similar Posts

  • Sevgili Antakya

    Sevgili Antakya, 1988 yılı, aylardan Şubat Antakya’ya, Antakya Lisesine stajyer edebiyat öğretmeni olarak atanmıştım. Hiç bilmediğim bir coğrafyaya gidiyordum, bir Egeli olarak. Olsun tanıyacaktım oraları. Hizmet değil mi bu! Mesleğimi yapacaktım. Ben öğretmendim. Ülkemin neresinde olsa çalışabilirdim. Üstelik burası şehir merkeziydi.Şehre, ilk kez girdiğimde ne yalan söyleyeyim; “Halep”, “Laskiye” yazılı sarı levhalar beni ürkütmüştü. Sanki…

  • SEN DE GİTME BABAM

    “Başıboş felaket gülü ve altın renkli krizantem çiçeği, sonbahar bahçelerine yine matemini dökmüştür.” – Ahmet Haşim / Hazan Şiiri Yorgunsun,Hem de öyle yorgunsun ki…Dünyası başına yıkılmış gibi duruyorsun.Ben ki seve seve gelirdim babamın ayak parmak uçlarına,O bunu istemedi.Onu bir an olsun anlamamışım;Meğer yangın yeriymiş iç âlemi.Babam, burası dünyanın ortası,Sen yoksun… Aramızdaki duvar kederim oluyor. Anlıyorum…

  • 31 ANTİK KENTTEN UNESCO GASTRONOMİ KENTİ HATAY’A

    31 ANTİK KENTTENUNESCO GASTRONOMİ KENTİ HATAY’A UNESCO Gastronomi Kenti Hatay, 650’den fazla yöresel yemeği, zengin mutfağı, tarih ve kültürüyle çevresine ışık saçıyor. Akdeniz’in bereketli toprakları ve Baharat Yolu etkisi Hatay’ı mutlaka görülmesi gereken yerlere taşıyor. Hatay, Türkiye’nin güneydoğusunda, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Hititler’den Osmanlılara kadar pek çok uygarlığın izlerini taşıyor. Antakya Mozaik…

  • Şehir

    Arapça kelimeler düştü öncesonra Türkçe anlamlarkalbim ara sokaklara yığıldıköşesine sıkıştı yalnızlığınkış ağırlaştı söküldü şehrin dikişlerieşyalar hafızamın üstüne döküldükaranlık yerleştisesim üşüdünefesim bir tülbent gibi omuzlarıma düştümusanın asası bir çınara yas’landı nenemin nisan işlemeli kırık çeyiz sandığındaki arapça masallarıevinin duvarına asılı hazreti ismailin sessiz korkusuannemin yarım kalmış ve dilini şaşırmış gençliğibabamın yüzündeki sinekkaydı Türkçe siyasi görüşüve benim…

  • BİR DURUŞU OLMALI İNSANIN

    Karanlık gözüküyorsunYüzüne inmiş akşam!Gülüşün hançerlenmiş gibiBir sevdası olmalı insanın!.. Ruhunu ateş sarmışHâlâ sessizliğini koruyorsun.Gülüp geçiyorsun her şeyeBir duruşu olmalı insanın!.. Düşlerini asmışlar şehrin surlarınaSana ihanet edenleri affediyorsun,Anılarını yağmalayanları bağışlıyorsunKırmızı çizgileri olmalı insanın!.. Tıka basa kinle, nefretle dolu içinKalbin aktif bir volkan gibi!Sanki bütün cinayetler içinde işlenmiş gibi!Tutunacak bir dalı olmalı insanın… Yaraların dikiş tutmuyor artıkÖlüme…

  • MEHMET RÜZGAR’DAN ÖLÜLERE SİTEM

    Ben şimdi size ne söyledim de küsüyorsunuz Kim lamba tutuyor gözlerinize de ölüyorsunuz Sevgili Mehmet Rüzgâr eğitimci kimliğiyle şiire gönül veren üretken, çalışkan bir şair. Şiir yolunda emin adımlarla yürüyor. 2018 yılında Mecnun ve Gri, 2019 yılında Leopar Perde adlı şiir kitaplarından sonra 2020’de Klaros yayınlarında basılan ÖLÜLERE SİTEM adlı şiir kitabını şiirden payını almış…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir