Doğunun Kraliçesi Antakya KSE Dergisi Sayı 10

  • DÜŞLERİM YORGUN

    Gönlüm bir pervane,Döner durur içimde.Aşkının özlemi kor olur,Kavrulur gizimde.Başım dertle dolar,Kabarır sel olur usulca.Yüreğimin direği sarsılır,Acıdan acıya gizlice. Savrulur sevda düşlerim, biryaprak gibiRüzgarın koynunda.Duygular inler saçlarımda, beklerIssız gecelerde .Yaş iner gözlerime,Kirpikler ıslanır acıylaSevgim ayazda üşür,Seni bekler gizlice … Nöbet tutar düşlerim,Geceler ağlar zemheride .Hislerim paslanır ,Acılar kabuk bağlar gönlümde.Köz olur ciğerparem,Kül suskun ben suskun. Ey!…

  • |

    Seyahat(Name)lerdeki Antakya- 49,JACQUES WEULERSSE

    Çelişkilerle Dolu Ama Değerli Bir Çalışma Bu madde, Fransız coğrafyacı Jacques Weulersse tarafından kaleme alınan “Antioche. Essai de Géographie Urbaine” adlı çalışmadan yararlanılarak hazırlanmıştır.“Antioche. Essai de Géographie Urbaine”, 1934 yılında Bulletin d’Études Orientales dergisinin IV. cildinde yayımlanmıştır. Çalışmada Antakya analizi 27–80. sayfalar arasında yer almakta olup 54 sayfadan oluşmaktadır. Makalede çizim, fotoğraf, harita ve krokilerden…

  • KAYNAR TADINDA LOHUSALIK

    KAYNAR: MIĞLEKaynar tadında diye adlandırdım çünkü insan belleğinde bazı tatların; kokusu, mutfağın sıcaklığı, hazırlayan ellerin hikâyesi kalır…Kaynar :”Mığle” kaynamış, kaynatılmış anlamına gelen bu sözcük iki dilli Antakya’mın hatırasıdır.Otuz bir yıl önce, ikinci lohusalığımda kayınvalidemle birlikte mutfağa girmiştik. Belki o gün yalnızca bir içecek hazırlamadığımızı; aslında anneden kıza, kayınvalideden geline geçen eski bir geleneği sürdürdüğümüzün farkında…

  • SEN DE GİTME BABAM

    “Başıboş felaket gülü ve altın renkli krizantem çiçeği, sonbahar bahçelerine yine matemini dökmüştür.” – Ahmet Haşim / Hazan Şiiri Yorgunsun,Hem de öyle yorgunsun ki…Dünyası başına yıkılmış gibi duruyorsun.Ben ki seve seve gelirdim babamın ayak parmak uçlarına,O bunu istemedi.Onu bir an olsun anlamamışım;Meğer yangın yeriymiş iç âlemi.Babam, burası dünyanın ortası,Sen yoksun… Aramızdaki duvar kederim oluyor. Anlıyorum…

  • Samandağ Kitap Fuarı

    Değerli okurlar merhaba.8 – 16 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen 6. Samandağı Kitap Fuarını ziyaret etme fırsatını buldum, bu fuarın Samandağı’nda düzenlenmesi, zaten çok kültürlü bir şehir olan Hatay’ın bir ilçesinde olması, kültürel hayata önemli bir katkı sağlamaktadır. Fuar boyunca standları ziyaret eden kitap severler, hem birbirinden değerli kitaplarla ve yazarlar ile tanışma fırsatı bulmuş oluyor….

  • Sevgili Antakya

    Sevgili Antakya, 1988 yılı, aylardan Şubat Antakya’ya, Antakya Lisesine stajyer edebiyat öğretmeni olarak atanmıştım. Hiç bilmediğim bir coğrafyaya gidiyordum, bir Egeli olarak. Olsun tanıyacaktım oraları. Hizmet değil mi bu! Mesleğimi yapacaktım. Ben öğretmendim. Ülkemin neresinde olsa çalışabilirdim. Üstelik burası şehir merkeziydi.Şehre, ilk kez girdiğimde ne yalan söyleyeyim; “Halep”, “Laskiye” yazılı sarı levhalar beni ürkütmüştü. Sanki…

  • ANTAKYA’DAKİ KÜLTÜR VARLIKLARININ DEPREM SONRASI ONARILMASI ÜZERİNE ÖNERİLER

    ANTAKYA’DAKİ KÜLTÜR VARLIKLARININ DEPREM SONRASI ONARILMASI ÜZERİNE ÖNERİLER Antakya çevresinde ilk yerleşim tarihi MÖ 4000’lere dayanmakta olup, o dönemlerde Bereketli Hilal’de önemli bir coğrafi konuma sahip ve bu nedenle birçok medeniyetin etkileşime girerek farklı mekânsal deneyimlerin iç içe geçtiği bir yerleşim olma özelliğini bulundurmaktadır. Evliya Çelebi’ye göre Antakya kuruluş itibarıyla İstanbul’dan yaşlı bir yerleşimdir. Kent…

  • BİR DURUŞU OLMALI İNSANIN

    Karanlık gözüküyorsunYüzüne inmiş akşam!Gülüşün hançerlenmiş gibiBir sevdası olmalı insanın!.. Ruhunu ateş sarmışHâlâ sessizliğini koruyorsun.Gülüp geçiyorsun her şeyeBir duruşu olmalı insanın!.. Düşlerini asmışlar şehrin surlarınaSana ihanet edenleri affediyorsun,Anılarını yağmalayanları bağışlıyorsunKırmızı çizgileri olmalı insanın!.. Tıka basa kinle, nefretle dolu içinKalbin aktif bir volkan gibi!Sanki bütün cinayetler içinde işlenmiş gibi!Tutunacak bir dalı olmalı insanın… Yaraların dikiş tutmuyor artıkÖlüme…

  • ENGEBELİ DÜZLÜK

    gördüm sisli bir dağ yolunda yürüdüğü patikabağlamada bir teladımının her notasındahükümetlerin saltanatını türkülerin yıktığı dudakları öpülmemiş sözcükler tapınağı yatırmış ateşi örseörselediği dumanla örülen ki bir bulut olup da göğeilave yol güz düzlüğürüzgarların uğuldadığı uzağıyla yakını dolaşık birbirine durgun sulara yol verdiği parmak uçlarındabir şüphe taşırdıtaşardı arkını tanrıya gecikmeli her duasesli harflerin azınlığa düştüğü bir dilde…

  • Aşk ve Tuz

    Düşerken birer birer köyleri şehirlerimizinKaranlık da çöküyordu halkımızın üzerineAğır ağır sinsi bir düşman ki onlarDüşmanıydı zaten insanca bir yaşamın İlkyazın üstüne örtülmüştü ölümünSessiz karanlık soğuk peleriniKefen bezi gibi kehaneti olarak yaşamımızın Kaybediyorduk birer birer evlerimiziArkadaşlarımızı dostlarımızı ailemiziElimizden alıyordu onları zalimce tek bir zihniyetKibir kusan dudakları üstünlük naraları ileKüçümseyerek yok sayarak inkâr ederekVarlığımızıVarlığımızıVarlığımızıGeleceği katlediyorlardı insanlığımız ile…