Şehir

Arapça kelimeler düştü önce
sonra Türkçe anlamlar
kalbim ara sokaklara yığıldı
köşesine sıkıştı yalnızlığın
kış ağırlaştı

söküldü şehrin dikişleri
eşyalar hafızamın üstüne döküldü
karanlık yerleşti
sesim üşüdü
nefesim bir tülbent gibi omuzlarıma düştü
musanın asası bir çınara yas’landı

nenemin nisan işlemeli kırık çeyiz sandığındaki arapça masalları
evinin duvarına asılı hazreti ismailin sessiz korkusu
annemin yarım kalmış ve dilini şaşırmış gençliği
babamın yüzündeki sinekkaydı Türkçe siyasi görüşü
ve benim yastık altı cümlelerim
yaşlı sokaklara dağıldı tek tek
toprak davudun sesini duymadı
suya
ovaya
dağa
güneş bile tekrar yaslanmadı
ki
açık kalmış pencereden titreşen bir alev gibiydi an

Kaybettim
sokaklarımı
gökyüzünü
toprağı
havayı
ateşi
ve içimde akan nehri
kaybettim
uzun çarşılara yaslanan sesleri
taş döşeli bir saklambacı
çınarın gölgesini
kalakaldım şubatlar martlar nisanlar…
ellerimde keskin ağıtlar
sesimde kederli bir zahter
uzuvlarım ve cemaat dağıldı
alevi şeyhler şerh düştü
alev şimdi söndü
arapça anlamlar ve şehir mahsur kaldı
orada kimse var mı

sokaklar köşesinden kıvrılıyor şimdi
her ses kanını unutuyor
içimdeki asi nehirler taşıyor
yağmur yağdıkça çamurlaşıyor
mart insan mayıs
dokusunu kaybediyor
mevsimlerin toprağa dokunuşu bile
tekrar ediyor şubatlar
tekrar ediyor kış

Kayboldum çok
Kayboluyorum daha çok
Ya hıdır

eğildim
avucuma aldım eski bir ayak izini
defnenin tozlu çığlığını
toprağın fısıltılarına kulak kabarttım
gövdesine sarıldım yaslı nergisin
dağlar esnedi
musa çınara yaslandı
asasının terini sildi
ağzını dayadı soğuk sulara
nenem toprağı ve yıldızları tütsülerken
hıdır ipliğini geçirdi
eğildi şehrin üstüne

Ferda Günsel

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir