Evliya Çelebi’nin Antakya’sı: Kaleler, Sular, Mahalleler ve Habib-i Neccar

Seyahat(name)lerdeki Antakya – 14

Evliya Çelebi’nin Antakya’sı: Kaleler, Sular, Mahalleler ve Habib-i Neccar

1648 yılında Antakya’ya gelen Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde şehrin kalesinden Asi Nehri’ne, camilerinden çarşılarına, sularından evliyalarına kadar geniş bir Antakya panoraması çizer.

Yalnızca ülkemizde değil, bütün dünyada gezgin ya da seyyah denince ilk akla gelen isimlerden biri Evliya Çelebi’dir. Kendi anlatımına göre gördüğü bir rüya üzerine yollara düşmüş ve kırk iki yıl boyunca dünyayı dolaşmıştır.

Dünya coğrafyasının çok geniş bir alanı hakkında bilgiler veren Evliya Çelebi’nin doğumu ve ölümüyle ilgili bazı belirsizlikler bulunsa da, yaygın kabule göre ailesi Kütahya’dan İstanbul’a göç etmiş, kendisi de İstanbul’da doğmuştur. Ölüm yeri ve tarihi kesin olmamakla birlikte en yaygın kabul, 1685 yılı ve Kahire’dir.

Kısa bilgi: UNESCO, 2011 yılını Evliya Çelebi yılı olarak kutlamış; Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si dünyanın pek çok diline çevrilmiş ve onun gezgin kimliği uluslararası ölçekte tanınmıştır.

Evliya Çelebi ve Seyahatname

Evliya Çelebi’nin on ciltlik büyük eseri Seyahatname, yalnızca Osmanlı coğrafyasının değil, 17. yüzyıl dünyasının da en önemli kaynaklarından biridir.

Birinci ciltte İstanbul ve çevresini, ikinci ciltte Anadolu, Kafkaslar, Girit ve Azerbaycan’ı, üçüncü ciltte ise Antakya’nın da içinde yer aldığı Suriye, Filistin, Ermenistan ve Rumeli’yi anlatır. Devam eden ciltlerde Doğu Anadolu, Irak, İran, Rusya, Balkanlar, Macaristan, Avusturya, Kırım, Hicaz, Mekke, Medine, Mısır ve Sudan geniş biçimde yer alır.

1648 Yılında Antakya

Evliya Çelebi’nin kendi anlatımlarından öğrendiğimize göre, Hicri 1058 yılında, yani Miladi 1648 tarihinde Antakya’dadır. Antakya’da bulunduğu tarih Ramazan Bayramı’na denk gelir.

Antakya’ya gelmeden önce Payas’ı, Belen’i, Bakras’ı ve İskenderun’u görmüş; bu yerler hakkında da ayrıntılı bilgiler vermiştir. Bu güzergâh, Evliya’nın Antakya’yı yalnızca bağımsız bir şehir olarak değil, bölgenin yolları, kaleleri ve geçitleriyle birlikte değerlendirdiğini gösterir.

Antakya açısından önemi: Evliya Çelebi’nin Antakya bölümü, şehrin 17. yüzyıldaki fizikî görünümü, mahalleleri, dini yapıları, suları, çarşıları ve halk kültürü hakkında zengin bilgiler içerir.

Evliya’nın Antakya Bölümündeki Başlıklar

Evliya Çelebi, Antakya’yı sıradan bir uğrak yeri gibi geçiştirmez. Şehir hakkında geniş bir bölüm ayırır ve bu bölümde çok sayıda alt başlık kullanır.

  • Antakya Kalesi’nin özellikleri
  • Takyanus Kral’ın anlatılması
  • Büyük ve eski Antakya Kalesi
  • Mahallelerin isimleri ve adetleri
  • Büyük saraylar ve evler
  • Antakya camileri
  • Antakya mescitleri
  • Medrese ve darülhadisler
  • Darülkurra ve sıbyan mektepleri
  • Derviş tekkeleri
  • Hamamlar
  • Tüccar hanları
  • Çarşı, pazar ve dükkânlar
  • Güzellerinin anlatılması
  • İklim, hava ve su özellikleri
  • Ab-ı hayat akarsu kaynakları
  • Mahsuller, yiyecek ve içecekler
  • Arabistan hududu
  • Antakya yapıları
  • Asi Nehri
  • Antakya evliyaları
  • Habib-i Neccar’ın hikâyesi

Antakya Adının Söylenişleri

Evliya Çelebi’nin Antakya hakkındaki ilk dikkat çekici anlatımı, şehrin adının farklı dillerde ve ağızlarda nasıl söylendiği üzerinedir. Konunun başlığı oldukça çarpıcıdır:

“Cehennem yurdu şehir ve eski taht merkezi Antakya Kalesi’nin özellikleri”

Evliya, şehrin çok eski bir belde olduğunu vurgular ve Antakya adının farklı telaffuzlarını aktarır:

“Çok eski bir belde olduğundan her dilde birer özel isim ile isimlendirilmiş güzel bir şehirdir. Bazıları Entakiyye derler, niceleri Antakıyya, niceleri Ayn-ı takıyye derler, bazıları Entakiyye, niceleri Antakıyye ve bazıları Antekye derler ama meşhur galah Antakıyya ve Entakiyye’dir.”

Antakya Kalesi: Evliya’nın Hayranlığı

Evliya Çelebi’nin Antakya anlatısında en geniş yer tutan konulardan biri Antakya Kalesi ve şehir surlarıdır. Gezdiği başka büyük kalelerle kıyaslar ve Antakya Kalesi’nin yüksekliği karşısında hayranlığını gizlemez.

Ona göre Antakya Kalesi’nin duvarlarının, burçlarının ve bedenlerinin yüksekliği kadar bir yapıyı başka hiçbir kalede görmemiştir.

“Antakya Kalesi’nin duvarlarının, burç ve bedenlerinin yüksekliği kadar bir boyu hiçbir kalede görmemiştir.”

Dağların Üzerine Kurulmuş Büyük Kale

Evliya’nın Antakya Kalesi tasviri, şehrin topografyasını da açık biçimde ortaya koyar. Ona göre büyük sur, beş yüksek dağ ya da tepe üzerine kurulmuştur. Kalenin yarısı yüksek dağlar üzerinde, diğer yarısı ise dağın eteklerinde ve düzlüktedir.

“Büyük suru beş adet yüksek ve büyük dağ üzerine kurulmuştur. Bu dağ üzerinde olan kale duvarları doğu tarafında gökyüzüne karışmış dağlardır. Bu kalenin yarısı aşağı düzde batı tarafına, büyük Asi Nehri kenarına kadar alçak yere yapılmış büyük kaledir.”

Evliya, kalenin çevresini ölçmeye çalışır ve rakamsal bilgiler verir. Ona göre kale 12 mil uzunluğundadır; aşağısı ve yukarısı fırdolayı tam 44.000 adımdır ve yavaş yürüyüşle 12 saatte dolaşılır.

Karşılaştırma: Evliya, Antakya Kalesi’ni İstanbul surlarıyla karşılaştırır. İstanbul Kalesi’ni 47.000 adım olarak verirken, Antakya Kalesi’ni 44.000 adım olarak anlatır.

Antakya’nın Suları

Evliya Çelebi’nin Antakya anlatısında su kaynakları önemli bir yer tutar. Şehrin doğusunda yüksek dağların bulunduğunu, bu dağların eteklerinden birçok cennet pınarının ve ab-ı hayat kaynağının kale içine aktığını yazar.

“Bu şehrin doğu tarafında yüksek dağlar olduğundan o dağların eteklerinden nice cennet pınarları, abıhayat kaynaklar kale içine akar. Hatta Haleb Kapısı’nın iç yüzünde turna gözü sular akıp Asi Nehri’ne katılır.”

Bu satırlar, Antakya’nın yalnızca surları ve kaleleriyle değil, suları, kaynakları ve nehirleriyle de tanımlandığını gösterir. Antakya tarihinde su, daima şehrin kimliğinin ayrılmaz parçalarından biri olmuştur.

Asi Nehri

Evliya Çelebi, Antakya’nın en önemli doğal unsurlarından biri olan Asi Nehrine de ayrı bir başlık açar. Sellere, taşkınlara, eğlencelere, şiirlere ve hikâyelere konu olan Asi, Evliya’nın anlatısında da Antakya’nın canlı damarlarından biridir.

Onun Antakya sularına dair verdiği bilgiler, şehrin 17. yüzyıldaki su kültürünü ve doğal çevresini anlamak için önemli ipuçları taşır.

Mahalleler, Camiler, Medreseler ve Çarşılar

Evliya’nın Antakya bölümü yalnızca kale ve su anlatılarından ibaret değildir. Mahallelerin isimleri ve adetleri, büyük saraylar ve evler, camiler, mescitler, medreseler, darülhadisler, darülkurralar, sıbyan mektepleri, derviş tekkeleri, hamamlar, tüccar hanları, çarşılar ve dükkânlar da geniş biçimde yer alır.

Bu yönüyle Seyahatname, 17. yüzyıl Antakya’sının sosyal, dini ve ekonomik hayatına dair çok katmanlı bir kaynak niteliği taşır.

Habib-i Neccar ve Antakya Evliyaları

Evliya Çelebi’nin Antakya anlatısının önemli başlıklarından biri de Antakya evliyaları ve Habib-i Neccar hikâyesidir.

Antakya, yalnızca tarihî ve coğrafi bir şehir değil; aynı zamanda kutsal anlatılar, ziyaret yerleri ve manevi hafızasıyla da öne çıkan bir yerdir. Evliya’nın metninde bu manevi katman da geniş biçimde yer bulur.

Evliya Çelebi’nin Antakya Anlatısında Öne Çıkanlar

  • Antakya adının farklı telaffuzlarını verir.
  • Antakya Kalesi’ni başka kalelerle karşılaştırır.
  • Surların dağlar üzerindeki büyüklüğünü ayrıntılı biçimde anlatır.
  • Antakya Kalesi’nin çevresini adım hesabıyla ölçer.
  • Şehrin pınarlarını, kaynaklarını ve Asi Nehri’ni anlatır.
  • Camiler, mescitler, medreseler, tekkeler ve hamamlar hakkında bilgi verir.
  • Çarşı, pazar, han ve dükkânları kaydeder.
  • Habib-i Neccar ve Antakya evliyalarına yer ayırır.

Sonuç: 17. Yüzyıl Antakya’sının Büyük Tanığı

Evliya Çelebi’nin Antakya bölümü, Seyahatname içinde özel bir yere sahiptir. Çünkü Antakya burada yalnızca uğranılan bir şehir değil, kale, sur, nehir, pınar, cami, mahalle, çarşı ve ziyaret yerleriyle bütünlüklü biçimde anlatılan büyük bir tarihî merkezdir.

Onun satırları sayesinde 1648 yılı Antakya’sının fizikî görünümünü, su kaynaklarını, kale ve sur sistemini, sosyal hayatını ve manevi dokusunu birlikte görme imkânı buluruz.

Bu nedenle Evliya Çelebi’nin Antakya anlatısı, Seyahat(name)lerdeki Antakya dizisinin en temel ve en güçlü kaynaklarından biri olarak okunmalıdır.

Seyahat(name)lerdeki Antakya

Seyyahların, tarihçilerin, coğrafyacıların ve eski kaynakların Antakya’ya dair tanıklıklarını bir araya getiren yazı dizimizi inceleyebilirsiniz.

Tüm Seyahat(name)lerdeki Antakya Yazıları

Kaynakça

  1. Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: Konya – Kayseri – Antakya – Şam – Urfa – Maraş – Sivas – Gazze – Sofya – Edirne, 3. Cilt, 1. Kitap, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2006. Hazırlayanlar: Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir