Alain Manesson Mallet’nin Gözünden Daphne
Seyahat(name)lerdeki Antakya – 48
Alain Manesson Mallet’nin Gözünden Daphne
17. yüzyıl Fransız coğrafyacısı Alain Manesson Mallet, Antakya yakınlarındaki Daphne’yi; ormanları, pınarları, mitolojik anlatıları ve eğlence hayatıyla birlikte erken modern dönemin görsel coğrafya anlayışı içinde tasvir eder.
“Ağaçların gölgesi, çevredeki çok sayıdaki pınarın serinliğiyle birleşerek Daphne’yi son derece ferah ve hoş bir yer hâline getirirdi.”
Alain Manesson Mallet Kimdir?
Alain Manesson Mallet (1630–1706), 17. yüzyılın önde gelen Fransız haritacıları, gravürcüleri ve coğrafya yazarlarından biridir. Askerî mühendislik eğitimi alan Mallet, XIV. Louis döneminde ordu mühendisliğiyle ilgilenmiş, aynı zamanda coğrafya ve matematik alanlarında dersler vermiştir.
Onu döneminin birçok coğrafyacısından ayıran özellik, coğrafi bilgiyi yalnızca metinle değil; harita, gravür, tarih ve anlatıyı bir araya getirerek sunmasıdır. Bu nedenle eserleri, yalnızca coğrafya tarihi açısından değil, erken modern Avrupa’nın Doğu Akdeniz’e ve “Doğu”ya bakışını göstermesi bakımından da önemlidir.
Description de l’Univers
Mallet’nin en tanınmış eseri, 1683 yılında yayımlanan Description de l’Univers adlı kapsamlı çalışmadır. Yazar bu eserinde dünyayı kıtalar, ülkeler, bölgeler ve şehirler hâlinde tanıtır; coğrafi bilgileri tarih, mitoloji ve eski kaynaklardan aktarılan anlatılarla birleştirir.
Mallet’nin başvurduğu kaynaklar arasında Strabon, Plinius ve Ovidius gibi Antik Çağ yazarları da bulunmaktadır. Bu nedenle eser, yalnızca bir coğrafya kitabı değildir; aynı zamanda tarih özeti, mitoloji derlemesi ve seyahatname niteliği taşıyan görsel bir dünya tasviridir.
Antakya’nın Banliyösü Daphne
Mallet, Antakya yakınlarındaki Daphne’yi şehrin en dikkat çekici yerlerinden biri olarak anlatır. Ona göre Daphne, Suriye’de Antakya kenti yakınında, Asi Nehri çevresinde bulunan ve geniş ormanlık alanlarla çevrili bir yerleşimdir.
“Daphne, Suriye’de Antioch kenti yakınında, Asi Nehri kıyısında yer alan bir köydü. Çevresinde yaklaşık on bin adım genişliğinde bir ormanlık alan bulunurdu. Bu yerleşim, ünlü Antakya kentinin banliyölerinden biri sayılırdı ve kentten kırk stadyum uzaklıktaydı.”
Mallet’nin verdiği kırk stadyumluk mesafe, yaklaşık 7–8 kilometreye karşılık gelmektedir. Bu uzaklık, bugünkü Harbiye ile Antakya arasındaki mesafeyle de büyük ölçüde uyumludur.
Servi Ormanları ve Serin Pınarlar
Daphne’nin en belirgin özelliği, Mallet’nin anlatımında ormanları ve pınarlarıdır. Bölgeyi çevreleyen servi ağaçları, yoğun bitki örtüsü ve çok sayıdaki su kaynağı, burayı Antakya’nın sıcak ikliminden kaçılan serin ve huzurlu bir dinlenme alanına dönüştürmektedir.
“Etrafını saran bu orman, çoğunlukla servi ağaçları ve başka pek çok sık yapılı ağaçtan oluşurdu. Ağaçların gölgesi, çevredeki çok sayıdaki pınarın serinliğiyle birleşerek Daphne’yi son derece ferah ve hoş bir yer hâline getirirdi.”
Bölgenin kutsal kabul edilmesi nedeniyle ormandaki ağaçların kesilmesi ağır cezalarla yasaklanmıştır. Mallet, özellikle servi ağaçlarının çokluğunu Apollon ve Cyparissus efsanesiyle ilişkilendirir.
Apollon’a Adanmış Kutsal Orman
Daphne, Antik Çağ’da Apollon’a adanmış kutsal bir alan olarak kabul edilmekteydi. Mallet, ormandaki servi ağaçlarının Cyparissus efsanesiyle bağlantılı olduğunu aktarır. Rivayete göre Apollon’un sevdiği Cyparissus, sonunda bir servi ağacına dönüşmüştür.
“Bu alan kutsal kabul edildiğinden, ormandan tek bir ağacın bile kesilmesi ağır cezalarla yasaktı. Çünkü burası Apollon’a adanmıştı.”
Mallet’ye göre Daphne’nin toprağı, türlü renklerde ve hoş kokulu çiçekler yetiştiriyor; iklimi ise yıl boyunca ılıman özelliğini koruyordu. Bu anlatım, Daphne’nin yalnızca dinî değil, estetik ve doğal güzellikleriyle de ideal bir mekân olarak görüldüğünü gösterir.
Daphne Pınarı ve Kehanet İnancı
Daphne’deki pınarlar arasında bir tanesi özel bir şöhrete sahiptir. Mallet, bu pınarın Delphi yakınındaki ünlü Castalia Pınarı gibi kehanet gücüne sahip olduğuna inanıldığını belirtir.
“Daphne Pınarı, bölgedeki diğer pınarlar arasında özellikle ünlüydü. Bu pınarın, Boiotia’da Delphi yakınındaki Castalia Pınarı gibi kehanet gücüne sahip olduğuna inanılırdı; buradan içenlerin geleceği önceden bildiği söylenirdi.”
Böylece Daphne, Mallet’nin metninde doğa güzelliği, kutsallık ve kehanet inancının iç içe geçtiği esrarengiz bir yer olarak belirir.
Daphne ve Apollon Efsanesi
Mallet, Daphne’nin adını ve kutsallığını Apollon’un Daphne’ye duyduğu aşkla ilişkilendiren mitolojik anlatıya da geniş yer verir. Efsaneye göre Apollon, Arkadya’daki Ladon Nehri’nin kızı Daphne’ye âşık olmuş ve onu bu bölgeye kadar kovalamıştır. Daphne ise burada bir ağaca dönüşmüştür.
“Halk arasında, efsanelere düşkün olanlar, Apollon’un Arkadya’daki Ladon Nehri’nin kızı Daphne’ye âşık olduğunu, onu bu yere kadar kovaladığını, Daphne’nin burada bir ağaca dönüştüğünü anlatırlardı.”
Mallet’ye göre çevredeki gençler, bu mitolojik öyküyü eğlence hayatlarını meşrulaştırmak için de kullanıyorlardı. Böylece kutsal orman, zaman içinde yalnızca dinî törenlerin değil, aşkın, eğlencenin ve zevk hayatının da merkezi hâline gelmiştir.
Eğlence ve Ölçüsüzlük Şehri
Mallet’nin Daphne anlatısında en dikkat çekici bölümlerden biri, buradaki eğlence hayatına ilişkin değerlendirmeleridir. Yazar, Daphne’nin zevk ve eğlenceyle özdeşleştiğini, ölçülü davranmanın bile çevrede tuhaf karşılandığını ileri sürer.
“Burada aklı başında ve ölçülü insanlara nadiren rastlanırdı; bir kimse, kendini gülünç ya da aşkla aklını yitirmiş gibi göstermek istemedikçe, burada ölçülü davranmaya cesaret edemezdi.”
Bu sert anlatım, Mallet’nin büyük ölçüde Antik Çağ kaynaklarından devraldığı Daphne imgesini yansıtmaktadır. Daphne, eski yazarlarda da çoğu zaman güzellik, aşk, eğlence ve ahlaki gevşeklikle birlikte anılmıştır.
Roma Lejyonu ve Disiplin Sorunu
Mallet, Daphne’nin yalnızca eğlenceye terk edilmiş savunmasız bir yer olmadığını da belirtir. Bölgenin korunması için burada bir Roma lejyonu bulundurulmuştur.
“Her ne kadar bu yer daha çok aşk ve eğlenceye adanmış gibi görünse de savunmasız bırakılmamıştı. Burayı korumak için bir Roma lejyonu bulunuyordu.”
Ancak Mallet’nin aktardığına göre İmparator Alexander Severus, askerlerin Daphne’nin eğlence hayatı içinde gevşediğini ve disiplinlerini kaybettiklerini fark etmiş; buna engel olamayan bazı subayları idam ettirmiştir.
Pompeius’un Daphne’ye Hayranlığı
Daphne’nin güzelliğinden etkilenen tarihî kişilerden biri de Romalı komutan Pompeius’tur. Mallet, Pompeius’un bölgeyi daha yaşanabilir hâle getirmek amacıyla buradaki halka yeni topraklar bağışladığını aktarır.
“Pompeius, bu yerin güzelliğinden etkilenerek, köyün daha hoş ve yaşanabilir hâle gelmesi amacıyla halkına yeni topraklar bağışlamıştır.”
Mallet’nin Daphne’si
Alain Manesson Mallet’nin Daphne anlatısı, doğrudan bir seyahat gözleminden çok, Antik Çağ kaynaklarının 17. yüzyıl Avrupa coğrafya anlayışı içinde yeniden kurulmuş bir yorumudur. Onun metninde Daphne;
- Antakya’nın yakınındaki yeşil ve serin bir banliyö,
- Apollon’a adanmış kutsal bir orman,
- Kehanet gücü bulunduğuna inanılan pınarların merkezi,
- Mitolojik aşk öykülerinin mekânı,
- Roma döneminin eğlence ve dinlenme alanı
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Değerlendirme
Mallet’nin verdiği bilgiler, 17. yüzyıldaki Daphne’nin doğrudan tasviri olarak değil, Antik Çağ’dan aktarılan anlatıların erken modern Avrupa’daki yansıması olarak okunmalıdır. Bununla birlikte metin, Daphne’nin yüzyıllar boyunca Avrupa’nın tarih, coğrafya ve mitoloji kitaplarında nasıl yaşamaya devam ettiğini göstermesi bakımından son derece değerlidir.
Sonuç
Mallet’nin anlatımında Daphne, yalnızca Antakya yakınlarında bulunan bir yerleşim değildir. Servi ormanları, serin pınarları, kehanet inanışları, Apollon ve Daphne efsanesiyle birleşerek adeta gerçek coğrafya ile mitolojinin birbirine karıştığı büyülü bir mekâna dönüşür.
Bu yönüyle Mallet’nin eseri, Antakya ve Daphne’nin Avrupa’nın zihinsel coğrafyasındaki yerini göstermektedir. Yüzyıllar sonra bile Daphne; güzelliğin, suyun, yeşilliğin, aşkın ve efsanenin birbirine karıştığı bir yer olarak anlatılmaya devam etmektedir.