|

Ey Habip Kalbey, Dilek Girgeç

Bir selam ile girmiştin gönlüme
Sevgi kelebekleri uçurdun kalbimde
Pir Sultan’dan Hacı Bektaş’tan hoşgörmeyi
Yunus’tan Mevlana’dan öğrenmiştik sevmeyi .
Ey duygu dünyamın gümrah meşalesi
Alnıma dokunan şefkatli dudağının izi
Titretmeye yetmişti kalbimin neva telini.

Aşkın havarileriydik belki de
Yeryüzü cehennemine sürülü
Pey akçesine recm edildi nişanemiz
Dinsizdi yargıların fermanı
Ataerkil hiyerarşi kargışladı bizi
Savurdu mümbit gençliğimizi
Ölümü öldürürdü hakikatin mührü
Ah olsaydı birazcık hoşgörü .

“Ne olursan ol gel”
“Bana seni gerek seni” diyerek bakar gözüme ,
Bir kelam ile alırdın gönlümü
Yâd ederdik birlikte ölümü
İktidar etmediler aşkımızı
Yargıçlar! verdi hükmünü
Kanlı bir ayrılıktı İhtilal yapan
Ah olsaydı birazcık hoşgörü
Koparırmıydı bizi mesnetsiz ırk faktörü?

Ey ruhumda gün be gün büyüyen çerağ
Firkâtim figân ciğergâhım kerbelâ
Ödünç aldığım kelebek sürüleri gömüyor şimdi kalbim
Bir kuble ney üfleyen yok harabatıma
Hangi dinde lanetliydi sevgi
Biz mi seçtik kimliğimizi
Ah olsaydı birazcık hoşgörü
Ayırırmıydı bu vedasız ölüm bizi?

Kendi akvaryumunda çırpınan balık gibiyim
Aldığım her nefes baldıran zehri
Sigaradan dese de Bakırköy’ün hekimi
Sen de kaldı yaşam sevincim
Sen de kaldı hayatımın mihengi.
Alnıma imlediğin dudak izin
İnce ince ter döküyor şimdi
Bak açılıyor berzah perdesi
Bekle geliyorum sevgili…

8. sayıdan

Similar Posts

  • Barışın Kuyumcuları, Arif Coşkun

    (…) Adını karanlık düşürmüş alnınaŞurdan bir gemi mi geçti namlu yüklüSaçı başı sinyallere karışmışUçan kuşa hükmeylerBatacak doruklar da biliyorum Savurarak fırlatır kovulmuş suları köprülerGör işte yan onuVe mavi eşitlik çölünde bir simgedirSev onuBarışın kuyumcularınaTaş yüklemiş kara trenAk trenin yükü buğdayBiri tutsak mı edilmişYasalara ters düştüğü için savıKelepçelerini elinle çöz (…)

  • |

    Bir Doğum Öfkesi, Nede Hocaoğlu

    Sahi! Ben ölü doğdum diye yaşamadın mı? Adsız yerlerde doğdum.Toprağım yok!Hikayem yok!Pörsümüş memelerden oluk oluk umutsuzluk emdim.Her damla da emdiğim sütlerin boşluğuna çekildim. Ben ki ölü doğdum!Yedinci çığlıkta ben doğdum.İş işten diller evimden geçti.Toprağı yok mezarımın. Fildişi mermer yollarımdaki sırtları ezberledim.Bahsedilen kırılgan hat üzerinde yürüdüm.Diz yaralarıma su serptim,İyileşmeyen yaraları da heybeme yükledim. Zemheri çığlıklarda doğumları…

  • Zarf, Gülnaz Kavvas

    Alevler arasında çaresizce bir bu yana bir o yana döndü. Birden önüne açılan uçsuz bucaksız yolu gördü ve hızlıca koşmaya başladı. Yolun sonuna geldiğinde mavi ışıklı ok başka yönü gösterdi. Arkasına baktı. Alevlerin onunla yarışırcasına peşinden hızla ilerlediğini gördü. Ok yönünde nefes nefese koşmaya devam. Yol bitiyor bir ok daha, nereye kadar derken kulakları delen…

  • Kadın, Selma Sayar

    KADIN Yitip Gidenlere Saygıyla…Yirmi birinci yüzyıldayız ama kadına şiddet hala devam ediyor. Oysa kadın; estetiğin, güzelliğin adı, emeğin, doğurganlığın simgesi, ezilmişliğin, sömürünün, cinsel tabuların mağduru, gülüşün, ağlayışın, şaşkınlığın, mutsuzluğun, şiddetin öznesi, dostluğun, yoldaşlığın yol arkadaşı, samimiyetin, naifliğin, hoşgörünün, paylaşımın tacı…Uzayıp gider benzetmeler ve betimlemeler. Ne yazılsa eksik. Hal böyle olunca dünyayı erkekle tamamlayan kadına ne…

  • Hatay Atamızın Emaneti, Hatice Altunay

    Sevgili Hatay ülkemizin biricik gözdesi,Seçkin Zengin, araştırmacı ve kültür emekçisi şairimiz ve yazarımız uzun bir aradan sonra bana basılı dosyalar göndermesiyle yeniden yazıya döndüm. Hayat arkadaşımın 14 Mart günü evimizde ağır bir kalp krizi geçirmesi sonucu geçirdiğimiz yoğun bakım süreçlerinden bugüne gelmiş olmamız ile Atamızın ölüm döşeğinde Hatay benim milli meselem demesi ile pek manidar…

  • ANTAKYA’YA AĞIT, Fedva Çalışkan

    Şiirlerin en güzeliyle seslenmek isterim sana,Ve bilirim, o şiirlerin sebebi sensin…Sen, Antakya’m! Güneş her sabah yeniden doğarkenSeninle nefes almak ne büyük lütuf…Her yeni günde seninle var olmakToprağına, suyuna, kokuna karışmak—Şükürler etsem her sabah,Yine de yetmez… Anlatmalıyım seni,Yine, yeniden…Ama nereden başlasam,Nasıl anlatsam seni? Tarihinden mi söz etsem önce,Yoksa eşi benzeri olmayan dokundan mı?Bin yılların yankısı çınlıyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir